Hakan Gülseven

Hakan Gülseven

"Üçüncü Savaş" senaryoları

Evet, bir süredir Üçüncü Dünya Savaşı gündemimiz de oldu ve üç aşağı beş yukarı şu dönemlere denk gelen talihsiz hayat süremiz içinde biz de bu manyakça ihtimali tartışmaya başladık.

Konu Alman generallerin sızan ya da sızdırılan ses kayıtları. İki büyük savaşın merkezindeki Almanya, bir anda üçüncü savaş ihtimalinin de göbeğine oturuveriyor. Almanlar için ne hazin bir durum...

Ülkenin üst düzey komutanları Rusya hedeflerinin Alman Taurus füzeleriyle vurulma planlarını güvensiz hatlardan konuşuyor ve bu konuşmanın kaydı Rus medyasının eline geçip yayınlanıyor...

Alman generalleri böyle bir konuşmayı neden ordunun şifreli/güvenli iletişim araçları üzerinden yapmaz, Alman Hava Kuvvetleri’nin başında ahmaklar mı var, orasını ben bilemem.

Lakin bu vaka, dünya siyasetinde çok ciddi yeni bir dönemi başlattı, burası kesin. Nitekim Rusya bu ses kayıtlarının hemen ardından yeni bir kıtalar arası balistik füze denemesi yaptı ve sert açıklamalar birbirini takip etti.

"KONUŞMALAR ALMANLAR TARAFINDAN SIZDIRILMIŞ OLABİLİR"

Şimdi ortada bir sürü ihtimal var. Dediğim gibi, Alman generaller gerçekten ahmak olabilir ve Rus istihbaratının dinlemesine takılmışlardır. Bu durumda, kendi aralarındaki konuşmaları bile muhafaza edemeyen bir ordu komuta kademesinin savaşa kalkışması pek de tavsiye edilecek bir iş değildir.

Konuşmalar bizzat Almanlar tarafından sızdırılmışsa, o zaman Almanya şeytani bir planla iştigal etmektedir ve bu plan her neyse, insanlık açısından yeni bir savaş tehdidi anlamına gelmektedir.

Üçüncü bir ihtimal olarak konuşmaları dinleyen ve kaydedenler Almanya’nın müttefikleridir –MOSSAD dahil. Bizzat onlar sızdırmış, bir Alman-Rus normalleşmesi ihtimalini yok etmiş ve/veya Rusya ile gerilimi Almanya üzerinden yeni bir aşamaya yükseltmeye niyetlenmiş olabilirler. Bu ihtimal de tehdidin boyutunu hiç ufaltmıyor, belirteyim.

Ve nihayet, size fantastik gelebilir ama dünyadaki gerilim merkezinin Pasifik’e kaymasını istemeyen ve Afrika başta olmak üzere dünyayı yavaş yavaş iktisadi kontrolü altına alma planını muntazaman sürdüren Çin ortama dahil olmuş olabilir.

"İNSANLIK SAVAŞA BUGÜN DAHA YAKIN"

Bu alternatiflerden hangisi gerçek olursa olsun, her halükarda değişmeyen bir durumdan söz edebiliriz: İnsanlık savaş manyaklığına bugün daha yakındır. Üstelik bugün, ilk iki savaşa göre çok daha yıkıcı silahlar mevcuttur.

Çeşitli vesilelerle hatırlatıyorum, gezegenimizin tarihinde ilk kez bir canlı türü, Homo Sapiens, kendisi de dahil tüm türleri yok etmekle tehdit ediyor. Bu ihtimali düşündüğünüzde, "manyaklık" tabiri hafif bile kalıyor, değil mi?

Bana da oluyor, o yüzden herkesi anlayabiliyorum, “Yok canım, o kadar da saçmalayamazlar” diyorsunuz. Lakin ne zaman kendimi “O kadar saçmalayamazlar” diye rahatlatmak istesem aklıma Donald Trump ile Joe Biden geliyor ve tekrar dehşete kapılıyorum. Her ikisinin de akli melekeleri yerinde değil ve ABD başkanlık seçimleri yaklaşırken biri Cumhuriyetçiler’in, diğeri Demokratlar’ın adaylık yarışında önde gidiyor.

Yani dünyanın süper gücü yine ikisinden birine teslim edilecek! Şaka gibi!..

Manzara şu: İnsanlık çözülmesi gereken çok ciddi sorunlarla yüz yüze ve bunları makul biçimde çözebilecek bir uluslararası mekanizma yaratmaktan da o denli uzak.

ALMANYA ESKİ ALMANYA DEĞİL

Şimdi "uzman" diye durumu değerlendirenler Baltık/Kaliningrad’dan Karadeniz/Odessa’ya kadar Rusya’nın ne hamleler yapabileceğini, Polonya’nın hedefe oturup oturmayacağını, nükleer silahların kullanılma ihtimalini ve daha bir sürü senaryoyu konuşuyor. Ama kimse dünyanın neden mevcut ciddiyetsiz yönetimlerin eline kaldığını, sorumlu bir dünya siyasetinin nasıl geliştirilebileceğini sorgulamıyor. Gerçekten şaşırtıcı.

Bakın, biz Almanya’yı aklı başında bir ülke diye biliriz, değil mi? Bir sürü meseleye serinkanlı yaklaşan bir tarzı vardır, ciddi bir iktisadi kuvvettir, az çok gelişmiş bir demokrasi geleneğini oturtmuştur falan... Dünyanın şu kritik tarihsel dönemecinde yine saçma sapan bir durumda Almanya. Ve konumuz sadece generallerin sızan konuşmaları değil.

Almanya’nın İstanbul konsolosluk binasına bir Ukrayna bayrağı asmışlar. Almanya, Ukrayna meselesine o kadar duyarlı yani.

Peki, bu genel bir insaniyetten mi kaynaklanıyor?

Yoo...

Zira aynı Almanya Filistin’e destek gösterilerini yasaklıyor, “Nehirden denize” sloganını "Yahudi düşmanı" olduğu gerekçesiyle suç sayıyor, vs.

Burada bir bilgi vermek isterim: Rusya-Ukrayna savaşı üç yılı aşkın bir süredir devam ediyor ve Gazze’deki Filistinliler 7 Ekim’den bu yana Ukrayna’nın üç seneyi aşan savaştaki askeri kayıplarından daha fazla kayıp verdi. (31 bini aşıyor.) Üstelik bu kayıpların neredeyse tamamı sivil, 10 bin kadarı da çocuk!

Almanya ise, özellikle ikinci büyük savaştaki rolü dolayısıyla Batı aleminde bir ‘bilinç esareti’ yaşıyor ve bugün Nazileri kıskandıracak kadar zalimleşen Siyonistlerin suçlarına ortak ediliyor.

"İSA'YI ÇARMIHA GERENLER FİLİSTİN'DE HORTLADI"

Dünya İsa’yı çarmıha gerenlerin, Haçlı seferlerini düzenleyenlerin, Yahudileri gaz odalarına gönderenlerin ya da IŞİD ve Taliban’ın akıl seviyesine teslim olmuş vaziyette. Siyonistler tekerleği en başa döndürdü: İsa’yı çarmıha gerenler Filistin topraklarında bir daha hortladı...

Anlayacağınız insanlık hiç de hayırlı bir yere doğru gitmiyor...

Peki biz?

Misal, Yeni Zelanda’da yaşıyor olsaydık konuya daha sakin bakabilirdik. Lakin tehdidin tam göbeğinde yaşıyoruz. Dünyayı bir savaş cehennemine sürükleme potansiyeli taşıyan manyaklar bu işi becerirse füzeler tepemizden geçecek. Hatta tepemize düşecek. Zira bizi savaşın dışında tutacak bir İsmet İnönü falan yok.

Tersine, kaderimizi savaşta bile avanta arayacak kadar cahil ve açgözlü bir kütle belirliyor.

Bu yazı toplam 1445 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
Hakan Gülseven Arşivi