Hakan Gülseven

Hakan Gülseven

Seçerek yapılan linç ikiyüzlülüktür

Kazada insan öldüren genç ve onunla beraber yurtdışına kaçan annesi vesilesiyle bazı şeyler söylemek istiyorum. Bu söyleyeceklerim bazılarınızın hoşuna gitmeyebilir, peşinen belirteyim. Lakin lafımı sakınmayacağım: Çoğunuz ‘seçerek linç’ yapıyorsunuz ve bu tam bir ikiyüzlülük...
Önce olayı kısaca hatırlayalım...
Malum, bu ayın başında İstanbul Eyüp’te 17 yaşında bir genç, ehliyetsiz ve iddiaya göre alkollü olduğu halde yol kenarında, emniyet şeridinde duran kişilere çarptı ve birini öldürdü.
‘Yazar’ ve bazı ‘sanatsal işler girişimcisi’ olan anne Eylem Tok, derhal olay yerine intikal etti, oğlunu oradan kaçırdı ve bavullarını alıp yurtdışına, Mısır’a uçtular.
Eylem Hanım’ın sıfatlarından tırnak içinde bahsettim, zira ısmarlama biçimde ‘yazar’, ‘senarist’ falan yapıldığına dair kuvvetli iddialar var. Neyse, konumuz bu değil...
Öte yandan, yine iddialara göre Eylem Tok delil karartmak için kaza yerinde yaralılara ait telefonları topladı, yaralılar yardım ve polis çağıramadılar, böylece yurtdışına kaçış için zaman kazanılmış oldu. Eylem Tok’un eski eşi ve kazayı yapan oğlunun babası sosyetik estetik doktoru Bülent Cihantimur’un bir çalışanı götürmüş havalimanına...
(Zaten olaydaki tek tutuklu da o çalışan! Bülent Cihantimur’a bir şey olmuyor! Ne güzel İstanbul!..)
Anladığım kadarıyla Eylem Tok etrafında pek sevilen biri değil. Oğlunu kaçırarak ve, iddialar doğruysa, kaza yerindeki telefonları toplayarak yaptığı işin rezilliği ortada ama sanki birileri ondan hıncını çıkarmak istercesine özel yaşamıyla ilgili bilgileri de ortaya saçtı.
Oğlunun babası Bülent Cihantimur da keza, pek sevilen biri olmasa gerek. Benzer mevzular onun da başına geldi...
Üzerine bir de anne-oğulun gittikleri New York’tan şen şakrak görüntüleri gelince öfke daha da arttı...
Işın Karaca, Demet Akalın, bu tür ‘hassasiyetler’ üzerinden gündeme gelmeye alışık daha dünya kadar isim nasıl duyarlı duyarlı mesajlar vermeye ve bu ‘korkunç aile’ye saldırmaya başladılar, görmüşsünüzdür...
İyi de, niye bu kadar sinirleniyorlar?
Böyle ‘korkunç aile’ aramadığınız kadar var!
Üstelik onları koruyan korkunç bir devlet ve medya mekanizması da var.
Daha geçenlerde Somali Cumhurbaşkanı’nın sıpası Muhammed Hasan Şeyh Mahmud, bir motorlu kuryeyi emniyet şeridinde katletmişti. Evet, kaza falan denemez buna, bildiğiniz cinayetti. Lüks otomobilini gündüz gözüyle kurye Yunus Emre Göçer’in üzerine sürerek feci şekilde ezdi.
Sonra da hiçbir müdahaleyle karşılaşmadan uçağa atlayıp memleketine gitti.
Yunus Emre bir hafta kadar hastanede ölümle pençeleşti ve ne yazık ki kurtulamadı.
Eşi Öznur Göçer müşteki sıfatıyla şikayetçi olmuştu ama bir hafta kadar sonra şikayetini geri çekti. Ne oldu da şikayetten vazgeçti? Söylemeye dilim varmıyor ama büyük ihtimalle çocuklarının geleceği için yüklü bir ‘kan parası’nı kabul etti...
Yunus Emre 6 Aralık 2023’te yaşamını yitirmişti, 1 ay 10 gün gibi kısa bir süreçte her şey olup bitti ve Somali Cumhurbaşkanı’nın sıpası 16 Ocak 2024’te 27 bin 300 lira para cezasına çarptırılarak konu kapatıldı...
Tüm bu süreçte birileri hiç kuşkusuz Yunus Emre’nin ailesiyle görüşmüş, şikayeti geri çekmeleri için aracılık etmişti. Mutlaka Muhammed Hasan Şeyh Mahmud’un gelip ifade vermesi ve hakkındaki bürokratik işlemlerin sonlandırılması da birileri tarafından ayarlandı. Bunların içinde hiç kuşkusuz Dışişleri yetkilileri ve devlet görevlileri vardı. Ayrıca, iktidar medyasının hiçbir sayfasında, hiçbir ekranında Somali Cumhurbaşkanı’nın sıpası hakkında tek bir kötü söze rastlayamadık. Takdir edersiniz ki çok duyarlı insan hakları savunucuları Demet Akalın ya da Işın Karaca da konu hakkında tek laf etmedi...
Yani aslında ülkedeki adaletin, devletin çifte standardını falan bir kenara bırakın, ‘duyarlı kamuoyumuz’ da bildiğiniz gibiydi...
Şimdi ne oluyor?
Eylem Tok ve eski kocası paniğe kapılmışlar, kaza görünümlü cinayetin ardından çocuklarını yurtdışına uçuruvermişler, sonradan da işi iktidarın yakınındaki kimi isimlerle çözmeye çalışacak yerde başka gaflar yapıp iyice batırmışlar. Zaten sevilen tipler değilken her biri ayrı birer nefret nesnesi haline gelivermiş...
N’oluyor, biliyor musunuz?
Arada bir toplumumuz aşağılık bir figürü hep beraber linç ederek rahatlıyor ama aynı şeyi yapan binlerce başkasına tek ses çıkarmıyor ve ülkemiz daha beter bir bataklık haline geliyor.
Bakın şaka değil, Türkiye öldürülmüş çocuklarının hesabını soramayan ailelerin ülkesidir. Daha evvel de çeşitli vesilelerle vurguladık; mesela Rabia Naz Vatan’ın, Burak Oğraş’ın aileleri hâlâ çocuklarının akıbetini soruyor. Her iki vakada da bütün deliller cinayete işaret ederken, yıllardır ikisinin de üzeri kapatılıyor.
Biliyorsunuz, başkaları da var.
En acısı, depremin ardından kaybolan çocuklar var...
Ve iktidardaki şen ortakların karşı oylarıyla tüm bu vakaların incelenmesinin önü kapatılıyor.
Yahu niye ‘incelenmesin’ diye oy veriyorlar?! Anlamak mümkün değil! Bu kadar vicdansız nasıl bir araya toplanabiliyor?!
Yani, demem o ki, canınızın istediğini linç edip iktidarın kayırdıklarını görmezden gelirseniz önce kendi haysiyetinizi kaybedersiniz. Türkiye işte böyle böyle insan haysiyetinin dibe vurduğu bir yer haline geldi.
Somalili sıpanın işlediği cinayete ses çıkarmayanlar Eylem Tok’a, sosyetik eski kocasına ve göz göre göre cinayet işleyen şımarık veletlerine de ses çıkarmasın. Buna hakkınız yok.
Yargı’nın tavrına ve iktidar medyasının nabzına göre ‘seçici linç’ yapan herkes bu toplumdaki haysiyetsizliğin derinleşmesine hizmet ediyor. Pek çoğu zaten halihazırda bu haysiyetsizliğin bir parçası.
Uzun lafın kısası...
Şimdi Eylem Tok’un katil oğlunu da alıp ABD’ye kaçmasına laf eden herkes, pek çok Sevim Tanürek haberine niye erişim yasağı getirilmiş olduğunu da yüksek sesle sorsun bir hele. (Sevim Tanürek adını unutanlara hatırlatayım: Yıllar önce Tayyip Erdoğan’ın oğlu Burak Erdoğan’ın yaya geçidinde çarpıp öldürdüğü ses sanatçısı...)
Belki kendi kendinize bazı şeyleri itiraf edersiniz...

Bu yazı toplam 1452 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
Hakan Gülseven Arşivi