Hakan Gülseven

Hakan Gülseven

Türkün uzayla imtihanı

Biliyorsunuz 2023’te Ay yüzeyine sert iniş yapacaktık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öyle duyurmuştu. 2023 öylece geçti, muhalefet Saray’la kafa yapmaya başladı: “Ne oldu, hani Ay’a sert iniş yapacaktık?” diye soranların sayısı arttı. Eh, seçimler de yaklaşıyor tabii, bir Amerikan şirketine 55 milyon dolar verdiler, uzaya bilet aldılar, buldular bir de ‘astronot’, başladılar “Uzaya fethediyoruz” tantanalarına...
Yerel seçimlere kadar seyredin şimdi ‘uzay’ muhabbetlerini...
ABD’de özel bir şirketin roketine binip turlamayı, “Türkler AKP iktidarında uzaya bile çıktı” diye yutturacaklar.
Bundan coşkuya kapılan olacak mı? Elbette!
Bütün iktidar medyası bu ‘uzay’ meselesini köpürtüp duracak. Milyonlarca doları cebinden alınıp çöpe atılan fukaraların epey bir kısmı AKP’nin füze yapıp uzayda dolandığını zannedecek! Kusura bakmayın ama iktidar açıkça toplumsal ahmaklığa yatırım yapıyor...
Evet efendim, Ay yüzeyine sert bir biçimde inemedik. Onun yerine milletçe popomuzun üzerine sert iniş yaptık. İflahımız kesildi. ‘Yaşam kalitesi’ hak getire, soframızdaki lokma yarı yarıya azaldı. Özellikle emekliler insan haysiyetinden uzak bir yaşam sürmeye başladı.


Şimdi en düşük emekli maaşının 10 bin lira olacağı ilan edildi ya, bu parayla bırakın insanca yaşamayı, bir ev tutamıyorsunuz, doyamıyorsunuz bile. Emekli maaşı alt sınırı, ki milyonlarca emekli bu alt sınırdan maaş alıyor, ‘açlık sınırı’nın yarısı kadar! Şimdi uzay şarlatanlığına geri dönelim... Yaptıkları bu uyduruk gösterinin maliyeti 1 milyar 650 milyon lira. Yani zamlı maaşı baz alırsak, 165 bin emekli maaşına denk geliyor. Parayı ödedikleri dönemde ise 220 bin emeklinin maaşını vermiş oldular! Tayyip Erdoğan’ın seçim kampanyasına ödediğimiz paraya bakar mısınız?!
Emeklilere geri dönelim...

Emekli maaşlarında bir de ‘kök maaş’ saçmalığı yaşanıyor. Kimse neyin nasıl belirlendiğini anlayamıyor. Bakın, kendimden örnek vereyim, konuyu anlayamayanlar için açıklayıcı olabilir. Bundan sekiz sene kadar önce emekli oldum. İlk maaşım en düşük emekli maaşının iki buçuk katı kadardı. Sekiz yıl içinde en düşük emekli maaşı yukarı çekilirken, diğer tüm maaşlar dip maaşa doğru bastırıldı.
Şimdi olan ne, biliyor musunuz?
Benim ‘kök maaş’ en düşük emekli maaşının da altında. Geçen dönemde bir kısım maaşa zam gelirken, benim ve milyonların maaşı 7 bin 500 lirada kalmıştı. Şimdi ise 9 bin 2 lira. Evet, 2 lira da küsurat işte!
Önümüzdeki Temmuz’da emekli maaşları enflasyona göre yeniden değerlendirilirken o 9 bin lira esas alınacak. TÜİK rakamları zaten yalan, tabii yerel seçimler de geçmiş olacak, bizim maaşlar yerinde sayacak...
Evet, yerel seçimler sonrasında korkunç bir süreç yaşanacak. Üzerinde hiçbir seçim baskısı kalmamış olan; orduyu, polisi, en önemlisi tüm denetim ve Yargı kurumlarını tek elde toplayan Saray, ekonomideki açığı kapatmak için halkın sofrasından daha fazla lokma çalmaya başlayacak.
Evet, türlü yollarla soframızdan lokma çalınıyor. Bunun en önemli aracı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve onun yalan rakamları. Ama sadece iktisadi açığı kapatma meselesi değil bu. İktidar unsurlarını doyuramıyoruz. Hep beraber devlete çöreklendiler. Makam araçlarından lüks harcamalarına kadar devasa bir israf yığınını bizim soframızdan çalıyorlar. Tarikatlara bizim soframızdan servet aktarıyorlar. İktidar müteahhitlerine keza... Millete küfreden Mehmet Cengizgillerin, haramzade holdinglerin yüz milyonlarca dolarlık vergi borçlarını sıfırlıyorlar.
Ve bizzat Saray’ın kendisi kara delik gibi, durmadan para yutuyor. Ek bütçe istemezlerse, 2024 yılında Saray’da yapılacak harcama, günlük 33,6 milyon lira, saatlik 1,4 milyon lira, dakikada ise 23 bin lira olacak. Evet, Saray sadece 1 dakika içinde iki emeklinin toplam maaşından fazlasını yutacak!

Sonra Emine Hanım çıkacak, hiç yüzü kızarmadan halka, “Porsiyonlarınızı ufaltın” diyecek! Bakın Saray’ın bu devasa harcamalarına ‘koruma hizmetleri dahil değil. Günlük 10 milyon lira da Saray’ın koruma hizmetlerine harcanıyor. Milletin evladına, “Şehitler tepesi yükselecek” diye akıbetini gösteren Tayyip Erdoğan, kendini ve tabii kendi evlatlarını korumak için bizim vergilerimizden günde 10 milyon lira harcıyor!
Anlayacağınız, bu koruma giderlerini de eklediğiniz vakit, bize, “Porsiyonlarınızı ufaltın” diye seslendikleri ve bizim paramızla ejder meyveleri yedikleri o Saray, dakikada yaklaşık üç emekli maaşını yutuyor!
Dediğim gibi, yerel seçimlere kadar ‘uzay’dı, ‘terör’dü, sadakaydı, bunlarla idare edip, üzerlerindeki seçim baskısı kalktıktan sonra bütün bu lüksü, şatafatı, tıkınmayı sürdürebilmek için halkın sırtına daha fazla zam ve vergi yükleyecekler. Tepkileri önlemek için de emekçilere, hak arayan yoksul halka yönelik baskının, zulmün, saldırının dozunu artıracaklar. Öyle anlaşılıyor ki, faşist ve şeriatçı müfrezeler de devreye girecek.
Çok karanlık günler bizi bekliyor. Uzayın derinlikleri daha aydınlıktır.

Bu yazı toplam 1781 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
Hakan Gülseven Arşivi