Filistin direnişi ve uluslararası saflaşma: Avrupa için işler daha zor

Hamas’ın başlattığı Aksa Tufanı operasyonu ve devamında yaşanan çatışmalar 20. gününde.

İsrail, saldırılarında yüzde 40’ı çocuk 5 bin 700 kişinin ölümüne neden oldu, 15 bin kişi ise ağır yaralı.

Ölü sayıları git gide artıyor, İsrail yönetimi saldırılarına devam ediyor.

Beklenen Gazze işgalinin ise, ABD’nin bölgedeki vatandaşlarıyla ilgili endişeleri nedeniyle ertelendiği belirtiliyor. Ancak savaş kaçınılmaz…

İŞLEVLERİNİ YİTİRİYORLAR

İlk günden itibaren uluslararası nitelik kazanan bu kriz, dünyada artık tarafları iyice belli olan saflaşmayı yeniden gün yüzüne çıkardı.

Özellikle, Ukrayna ve Tayvan’ın İsrail’e destek açıklaması yapan ilk ülkelerden olmaları, bu ülkelerin ABD politikasına yakınlıklarıyla ve Çin ve Rusya gibi ülkelerle yaşadıkları problemlerle doğrudan alakalı.

Filistin’de direniş ekseninin yanında duran ya da diyalog çağrısında bulunan ülkelerin başında ise Çin, Rusya ve İran geliyordu.

Bu saflaşma elbette Birleşmiş Milletler zemininde de yaşandı. Son olarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK), ABD ve Rusya'nın İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin sundukları iki ayrı karar tasarısı karşılıklı olarak veto edildi.

ABD’nin planı da kabul edilemedi, Rusya’nın ateşkes çağrısı da.

Bütün bunlar, uluslararası organizasyonların işlevlerini günden güne kaybettiğinin önemli bir göstergesi.

Biçimi ne olursa olsun, dünya genelinde yaşanan bütün önemli siyasi krizlerin, bahsettiğimiz bu yeni saflaşmayla doğrudan ilgisi var. Bütün çatışmalar, en genel çerçevede ABD önderliğindeki Kolektif Batı ile Rusya-Çin önderliğinde "çok kutupluluk" savunan cephe arasında yaşanıyor.

Hindistan, hatta Türkiye gibi ülkeler şimdilik bir çeşit "denge" politikası yürütseler de, orta-uzun vadede bir karar vermek zorunda kalacaklar.

AVRUPA'NIN ÖNÜNDEKİ İKİ SEÇENEK

ABD’nin politik dayatmaları nedeniyle derin ekonomik ve siyasi krizlerin eşiğinde olan Avrupa için ise işler daha zor. Örneğin, yalnızca Fransa’da, gıda kalemlerinde yüzde 6,8, imalat malları ve hizmetler kaleminde yüzde 3 artış yaşanırken, enerji fiyatlarında yüzde 23,1 oranında artış yaşandı.

Tam da Ukrayna krizine ilişkin Avrupa genelinde hem halk hem de siyasetler nezdinde itiraz sesleri yükselmeye başlamışken, şimdi de İsrail’e yardımlar konuşulmaya başlandı.

İsrail-Filistin ekseninde ateşkesin sağlanamadığını, çatışmaların uzadığını ve ABD’nin, aynı Ukrayna krizinde olduğu gibi Avrupa’yı bu sefer de İsrail’e yardımlar sürecine soktuğunu düşünelim.

Yükselen enerji fiyatları, bozulan ekonomi, ayaklanan kitleler, göç krizi…

Halihazırda bu tür ciddi kriz başlıklarıyla uğraşan Avrupa’nın önünde yine aynı iki seçenek duruyor:

Halkın çıkarları mı, ABD’nin çıkarları mı…

Yapılacak seçim, Avrupa’nın siyasi geleceği konusunda belirleyici olacak.

Bu yazı toplam 3290 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
Erkin Öncan Arşivi