2004, 2014 ve 2022: Ukrayna neyi kutluyor?

Ukrayna’da bugün "Onur ve Özgürlük Günü" kutlanıyor.

21 Kasım 2013’te başlayan "Euromaydan" olaylarının yıl dönümü kabul edilen tarih, 2014’ten itibaren ulusal bayram olarak kabul edildi. Bu yıl dönümü ise yalnızca 2014 değil, bugün dünya çapındaki ABD yanlısı siyasi dönüşümlere adını veren, 2004 yılında gerçekleşen "Turuncu Devrim"in de yıl dönümü.

Dönemin Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko, bu iki renkli devrimin ulusal bayram olarak kutlanmasına ilişkin kararnameyi 2014 yılında imzalamıştı.

Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy de, bu yıl yayınladığı mesajında "Yıllar geçtikçe, adım adım, yıldızımızın Avrupa halklarının birliğini simgeleyen AB bayrağındaki yıldızlar çemberinde parlaması için her şeyi yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy’in Ukrayna’nın "ulusal bayramında" Avrupa Birliği’nden (AB) bahsetmesi ise tesadüf, veya Ukrayna’ya aday üyelik sürecinin başlatılması nedeniyle güncele dokunan bir açıklama değil. Ukrayna’daki renkli devrimler tarihi, aynı zamanda aşırı sağın yükselişe geçtiği ve Ukrayna’nın ABD/AB siyasi çıkarları gereği yeniden şekillendirildiği bir sürecin tarihi.

SSCB'NİN ÇÖZÜLDÜĞÜ GÜNLERE...

Ukrayna’nın dönüşümü süreci, 2004’ten de öncesine, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) çözüldüğü günlere dayanıyor.

Ukrayna, 2 Aralık 1991 tarihinde imzalanan AB-Ukrayna Deklarasyonunu kabul ederek, 1994 yılında AB ile siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarında ortaklık ve işbirliği anlaşması imzalayan ilk eski Sovyet cumhuriyeti oldu.

2004 yılına gelindiğinde ise, seçimlerde Rusya’yla iyi ilişkiler geliştirilmesini savunan Viktor Yanukoviç, Batı yanlısı Viktor Yuşçenko’ya karşı zafer kazandıktan sonra düğmeye basıldı. Gürcistan’da Şaakaşvili’yi iktidara getiren Gül Devrimi günlerinde ABD’nin Tiflis Büyükelçisi olan John Tefft Kiev’e atandı, Açık Toplum başta olmak üzere STK’lar ve Batı medyası devreye sokuldu ve Turuncu Devrim devreye sokuldu. Sürece ‘turuncu’ denmesinin sebebi ise, Yuşçenko’nun seçim kampanyasında turuncu rengi kullanmasıydı.

2004 yılında başlayan süreç, ülkede derin bir ekonomik ve siyasi kriz yarattı ve ülkede Rusça ve Ukraynaca konuşan nüfus arasında bir bölünme yarattı. Bu renkli süreç birkaç yıl devam ettikten sonra, Yanukoviç’in 2010 yılında seçilmesinin ardından sekteye uğradı ancak Batı yanlısı güçler faaliyetlerine devam ederek, 2014’teki "Euromaydan" olaylarının temelleri atıldı.

Bugün "Maydan darbesi" olarak da anılan sürecin fitilini ateşleyen şey ise, dönemin Ukrayna hükümetinin 21 Kasım 2013’te AB ile ortaklık sürecini askıya alması oldu ve bir kez daha "yolsuzluk" iddialarıyla Batı yanlısı eylemler başladı.

SEMBOLİK İŞARET

Aynı yılın 8 Aralık tarihine gelindiğinde Kiev’deki Lenin heykelinin yıkılması, Ukrayna’nın bir daha asla eskisi gibi olamayacağının sembolik bir işareti oldu.

Maydan eylemlerinde sokağa çıkan eylemcilere önderlik edenler ise, ülkenin Batı destekli aşırı milliyetçi/neo-Nazi figürleriydi.

Ülkede 1991 yılında kurulan ve adı Hitler’in "Nasyonal Sosyalist Partisi"ni andıran "Sosyal-Milliyetçi Parti", daha sonra ironik bir şekilde "Özgürlük" anlamına gelen "Svoboda" ismini aldı.

Maydan darbesinin en önemli aktörlerinden olan bu parti, "Ukrayna Vatanseveri" isimli gençlik örgütüyle 2014’teki eylemlerde aktif olarak yer aldı.

Ukrayna’da 2002 yılında kurulan ve daha sonra AzovTaburu’na dönüşen "Trizub" isimli örgütü kuran, 2011'de yandaşlarıyla Lenin heykelini patlatınca hapse atılıp Maydan darbesinden sonra serbest bırakılıp parlamentoya giren neo-Nazi Andrey Biletskiy, Maydanrejiminin karakterini en iyi yansıtan simgelerden biri haline geldi.

Öte yandan, Trizub'un yöneticilerinden olan DmitriyYaroş tarafından kurulan Praviy Sektor de, Maydaneylemlerinde ve sonrasında önde gelen neo-Nazi örgütlerden biri haline geldi. Yaroş'un bir diğer önemli özelliği, Ukrayna Genelkurmay Başkanı’nın başdanışmanı olarak atanmasıydı.

HER YERDE OLDUĞU GİBİ YİNE ABD VAR...

Maydan eylemlerinin uluslararası alandaki en büyük destekçisi ise ABD oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Victoria Nuland, eylemler devam ederken Ukraynalı eylemcilere kurabiye bile dağıttı.

Darbe sonrası şekillendirilecek yeni yönetimde kimler olacağını belirlemeye kadar işin içinde olan Nuland, ABD’nin yirmi yıl boyunca Ukrayna için 5 milyar dolar harcadığını söylemişti. Nuland’ın, ABD’nin Kiev Büyükelçisi Geoffrey Pyatt ile yaptığı telefon görüşmesinde Avrupa Birliği’ne küfür etmesi de, ABD’nin Ukrayna darbesinde AB’yi bile devre dışı bırakmak istediğinin bir göstergesiydi.

Maydan darbesinin ABD tarafından neden bu kadar çok desteklendiğinin bir diğer önemli göstergesi ise, bugünkü ABD Başkanı Joe Biden’ın oğlu Hunter Biden’ın, ülkenin en büyük enerji şirketi Bursima’nın yönetim kuruluna alınmasıydı.

Maydan darbesinden sonra kurulan aşırı milliyetçi hükümetin ilk icraatları da, bu strateji kapsamında ülkenin Sovyet geçmişini silmeye çalışmak ve ülkede yaşayan Ruslara yönelik hamleler yapmak oldu.

KATLETTİLER!

Ukrayna yönetimi Rusça’yı kamusal alandan yasakladı, Bandera başta olmak üzere Nazi işbirlikçilerinin heykelleri dikildi, doğum günü resmi tatil edildi, Kızılordu gazileriyle Nazi işbirlikçisi örgütlerin üyeleri eşit statüde sayıldı, neo-Nazi örgütler resmen Ukrayna ordusuna bağlandı, Komünist Parti ve sosyalist örgütler yasaklandı, üyeleri öldürüldü, 40’tan fazla kişinin katledildiği Odessa katliamı başta olmak üzere, Rus sivillere yönelik yoğun saldırılar başlatıldı.

Ağırlıklı olarak ülkenin doğusunda yaşayan Ruslar ise, bu saldırılara karşı korunmak için Anti-Maydan eylemleri ile antifaşist birlikler inşa etti ve Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetlerinden oluşan "Novorossiya Federal Devleti" kuruldu.

Ateşkes için Ukrayna, Rusya, Donetsk, Lugansk ve AGİT temsilcileri tarafından imzalanan Minsk protokolüne rağmen, Ukrayna güçleri saldırılarını sürdürdü ve Rusya’nın başlattığı özel askeri operasyonla devam eden uzun süreli bir savaş başladı.

Özellikle 2019’dan başlayarak, NATO üyesi olmadığı halde NATO ülkeleri tarafından silahlandırılan Ukrayna ordusunun, Donbass’a yönelik saldırılarında önemli bir artış yaşandı. Donetsk ve Lugansk’ın yönetimi altında bulunan çok sayıda yerleşim birimi, yine Minsk anlaşmaları kapsamında kullanımı yasaklanan silahlar kullanılarak vuruldu.

BATI'YA TESLİMİYET ÇİZGİSİ...

Özetle, tüm bu yaşananlar Sovyetlerin dağılmasıyla, daha da öncesinde, geride bıraktığımız yüzyılda emperyalizmin Ukrayna’yı SSCB/Rusya’ya karşı bir üs olarak kullanma girişimleriyle doğrudan alakalı.

Ukrayna, son yüz yıllık tarihi boyunca, Ekim Devrimi döneminde Çar yanlılarının, 2. Dünya Savaşı’nda Nazizmin, Maydan darbesinden sonra aşırı sağ ve neo-Nazizmin ileri karakolu haline getirildi.

Sovyet sonrası Ukrayna da başlayan Batı’ya tam teslimiyet/Rusya’yla dostluk çizgileri arasındaki rekabet ise, 2014 Maydan darbesiyle birlikte Batı’ya tam teslimiyet çizgisini savunanların zaferiyle sonuçlandı.

Ukrayna liderinin bu "ulusal bayramda" da AB hedefinden bahsetmesinin de, Ukrayna’nın aşırı sağcı ve Batı yanlısı bir devlete dönüştürülme süreci düşünüldüğünde oldukça tutarlı. Zira, SSCB dağıldıktan sonra başlayan savaş, 2004, 2014 ve 2022’deki büyük dönüşümlerle birlikte devam ediyor.

Bu yazı toplam 2871 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
Erkin Öncan Arşivi