Dr İ. Halil Özak

Dr İ. Halil Özak

Futbol: Dünya Kupası maçları ve siyaset

Ben de birçok öğrenci gibi okul yıllarımda futbol oynadım. En geç lise birinci sınıfın başında ya da sonunda artık futbol oynamayı bıraktım.

Futbol ile ilgili bir anımla başlamalıyım. Bir tesadüf sonucu birkaç yıl, yaz aylarında Yalıkavak’taki komşum Ali Şen’di. Komşum ile görüştüğümüz zaman genellikle Balkanlar, Yugoslavya ve Avrupa siyaseti üzerine konuşurduk.

Komşum bir gün bana sporla ilgimin olup olmadığını ve balkonda ne yaptığımı sorunca, yoga ve tai chi yaptığımı, hatta kendisine de öğretebileceğimi bildirdim. “O zaman beraber yaparız, belli bir yaşın üzerindeki insanlar için oldukça rahat bir spordur” gibi bir şeyler söyledim.

O da bana, “Futbol ile hiç ilgilenmez misiniz?” diye sorunca, aklımda kalan sloganları söyledim: “Lefter çıktı sahaya, topu dikti havaya, bunu gören ... hemen kaçtı helaya”, “Şenol, Birol gol...” ve “Ben o zamanlar Beşiktaşlıydım” dedim. Neden Beşiktaşlı olduğumu, Fenerbahçeli olmadığımı sorunca, “Fenerbahçe için zengin takımı derlerdi, ben işçi takımı Beşiktaşlıydım” diye yanıt verdim. O da gülerek, “Ben de Fenerbahçe başkanıydım” dedi. İkimiz de kahkahadan kırıldık. Ben ancak o zaman, komşumun gazetelerde ismini okuduğum Fenerbahçe Başkanı Ali Şen olduğunu anladım.

Bugün futbol ile ilgim yok mu? Nasıl olmasın, ailemde herkes futbol hayranı. Torunlarım, Frankfurt takımının tüm oyuncularının isimlerini saymayı bıraktım, neredeyse futbolcuların ayakkabı numaralarını bile söyleyecekler.

Bir tarafa kaçış yok; cumartesi günleri evin iki odasında ve mutfağında açılmış futbol haberi veren radyolardan kaçabilsem bile akşamları sadece ayaklarım değil, gözlerim de mahkûm oluyor. İstesem de istemesem de televizyon karşısında oturuyorum. Ben 55-60 yıllık eski futbol bilgilerimle her ne kadar sık sık hatalı yorumlar yapsam da bu önemli değil. Çünkü evdekiler, özellikle de büyük torun, küçük bir dudak hareketiyle yine yanlış yorum yaptığımı bana hemen bildiriyor.

Burada asıl önemli olan, spor yorumcularının büyük bir bölümünün duyduğu o korku... Yani Alman milli futbol takımı oyuncularının uzaktan yakından siyasetin etrafında dolaşması, siyasete bulaşması ve 2021 ile 2022 yıllarındaki gibi bir protestoya kalkışma tehlikesi.

Alman milli futbol takımı neyi ve nasıl protesto etmişti?

Hatırlayalım: 25 Mart 2021 günü, Almanya’nın Duisburg şehrinde oynanan İzlanda-Almanya maçında, Alman milli futbol takımı oyuncuları Katar’daki insan hakları ihlallerini ve göçmen işçilere yapılan baskıları protesto ettiler. İyi de ettiler. Oyuncular, üzerinde beyaz harfler olan siyah tişörtler giydiler ve yan yana dizildiler. Bu harflerin yan yana gelmesiyle iki kelime ortaya çıkıyordu: İNSAN HAKLARI.

Yine 23 Kasım 2022 günü Katar’da, Alman milli futbol takımı ile Japonya milli futbol takımı maçı vardı. FİFA’yı protesto etmek için takım kaptanı Manuel Neuer ve diğer bazı takım kaptanları, gökkuşağı renkli “OneLove” pazubandını takmak istiyordu. Ancak FİFA, turnuva başlamadan önce bu eylemi yasakladı. Alman milli futbol takımı oyuncuları da bu yasağa tepki olarak, oyun başlamadan önce takım fotoğrafı çektirirken sağ elleriyle ağızlarını kapattılar.

Spor muhabirleri, televizyonların spor programı yapımcıları ve özellikle de spor yorumcuları, milli takım oyuncularını herhangi bir protesto eyleminden uzak tutmak için yoğun bir çaba gösteriyorlar. Böyle bir çaba, her kişinin görüşüne göre tartışılabilir.

Ancak bu kesimlere sormak gerekmez mi? Sporcuların en küçük protestosunu engellemek için çaba gösteriyor, onlara karşı çıkıyorsunuz. Ancak Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği’nin (FİFA) spora siyaset karıştırmasına, siyasetin içine balıklama dalmasına neden karşı çıkmıyorsunuz?

Son birkaç örnek verelim:

  1. FİFAda Olmayan Bir Ödülün İcadı: FİFA Başkanı Gianni Infantino, “FİFA Barış Ödülü” adıyla daha önce var olmayan bir ödül uydurdu ve bu ödül, 5 Aralık 2025 tarihinde ilk defa ABD Başkanı Donald Trump’a verildi. Gerekçeleri ise şunlardı:
  • Trump’ın dünya barışına katkıda bulunması. (Demokratik Kongo ile Ruanda liderleri barış anlaşmasını Washington’da imzalamışlar.)
  • Küresel çatışmaların sonlandırılmasında rol oynaması. (Hangi küresel çatışmalar olduğu belli değil.)
  • İsrail ile Filistinliler arasındaki ateşkeste rol oynaması. (Hangi ateşkes?)

Trump, Panama Kanalı’nı, Kanada’yı, Grönland’ı ABD’ye katmak istiyor ama barıştan yana öyle mi? Tam tersine...

  • Bu ödüle açıktan itiraz eden Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) Başkanı ve Norveç Futbol Federasyonu Başkanı duruma sert tepki gösterdi. FİFA Konseyi adıyla anılan yönetim kurulunun, bir başkan, 8 başkan yardımcısı olmak üzere 37 üyesi var. Yukarıda belirttiğim iki üye dışında bu duruma itiraz eden başka bir üye var mı? Yoksa diğer konsey üyeleri, “salla başını, al maaşını” diyerek sessiz sedasız oturuyorlar mı? (Yönetim kurulu üyeleri yıllık 250-300 bin Amerikan doları arası maaş ve görev günlerinde günlük 150-250 dolar arası ödenek alıyorlar.)
  • Trump’ın dünya barışına katkıda bulunması (Demokratik Kongo ile Ruanda liderleri barış anlaşmasını Washington’da imzalamışlar). Küresel çatışmaların sonlandırılmasında rol oynaması (Hangi küresel çatışmalar olduğu belli değil).
  • İsrail ile Filistinliler arasındaki ateşkeste rol oynaması (Hangi ateşkes?).
  • Gazze’de yıkıntılar altındaki ölüler hariç, İsrail 70-80 bin arası insanı katlederken İsrail’e sürekli askeri yardım gönderiyor ama o barış yanlısı!
  • Uluslararası hukuku yok sayarak İran’a saldırıyor ama o bir barış güvercini!
  • Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına neden olarak dünyada ekonomik bir krize, insanların işlerini kaybetmesine, temel gıda ve tüketim maddelerinin fiyatlarının artmasına yol açıyor ama bu barış ödülünü yine de hak ediyor!
  1. Vize Skandalı ve Hakem Engeli: Somali vatandaşı olan hakem Omar Abdulkadir Artan, diplomatik pasaportu olmasına karşın ABD’ye alınmadı ve ülkesine geri gönderildi.
  2. İran Heyetine Yönelik Siyasi Ambargo: Dünya Futbol Kupası karşılaşmaları için gelen İran heyeti ABD’ye alınmadı. İran heyeti ve futbolcular, karşılaşmaları olduğu gün ABD’ye giriş yapıp maç bitince ülkeyi terk ederek kamp kurdukları Meksika’ya dönmek zorunda kalıyorlar.

FİFA’nın yukarıdaki gelişmelerdeki tutumu siyaset olmuyor da futbolcuların bir şehirde, bir tişörtle ya da ağızlarını kapatarak bir bölgedeki veya ülkedeki toplumsal haksızlıkları, baskıları ve şiddeti kınaması mı siyaset oluyor?

Bazı spor uzmanları, yöneticiler ve spor yorumcuları, sporu dünyanın dışında bir yerdeki soyut bir olguymuş gibi göstermeye çalışıyorlar.

Federasyon ve konfederasyon yöneticilerinin, spor yazar ve yorumcularının bütün engellemelerine karşın, Alman milli takımı oyuncularının aklına gelse de Trump’ın ve ABD’nin bu ikiyüzlülüklerini bütün karşılaşmalar süresince protesto etseler...

Kanımca hem futboldaki becerileri hem de bu haklı protestoları sayesinde, bütün dünyada çok daha büyük bir sempati toplarlar.

Dr. İ. HALİL ÖZAK

Bu yazı toplam 50 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Dr İ. Halil Özak Arşivi