Dr İ. Halil Özak

Dr İ. Halil Özak

Aslan yürekli Alman sınır şövalyesi Alexander Dobrindt!

- Dr. İ. Halil Özak -

Bugün size farklı bir yazı yazacağım. Bir önceki yazıda olduğu gibi rakamlar vermeyeceğim.

Almanya’nın hiçbir masraf yapmadan yüz binden fazla göçmen kökenli doktora nasıl sahip olduğunu da anlatmaya çalışmayacağım

Ta 1960’lı yıllara giderek, Türkiye’nin de dolaylı, dolaysız içinde olduğu, Küba krizi örneklemesiyle, Rusya-Ukrayna savaşını açıklama çabasına da girmeyeceğim.

Bugün sizlere aslan yürekli Alman sınır şövalyesi Alexander Dobrindt’i anlatacağım. Bu zatın 2013-2017 yılları arasında Federal Ulaştırma Bakanı iken de işlediği haltlar var ama, onları bir yana bırakalım.

Türkçedeki yaygın deyimle, “Bir deli bir kuyuya taş atar, kırk akıllı o taşı kuyudan çıkarmaya çalışır” deriz ya. İşte o deli, şu sıralar Federal Almanya İçişleri Bakanı olan Aslan Yürekli Alman Sınır Şövalyesi Alexander Dobrindt. Attığı taş mı? O da deveye hendek atlatarak, Almanya’ya girebilme becerisini göseterebilen mültecilere, üç ay sonra, evet yanlış duymadınız, tam üç ay sonra çalışma izni verilmesi.

Aslan Yürekli Alman Sınır Şövalyesi Alexander Dobrindt, bu taşı kuyuya attı madem, o taşı çıkarmaya çalışan kırk akıllıdan biri de ben olayım.

Bir deli kuyuya taş atar...

Doğrusunu söylemek gerekirse, Aslan Yürekli Alman Sınır Şövalyesi Alexander Dobrindt’in kuyuya attığı taş gerçek bir taş değil, bir algı. Bu taş, algı değil, gerçek bir taş olsa bile o kuyudan çıkmaz.

Neden mi?

Anlatayım: Aslan Yürekli Alman Sınır Şövalyesi Alexander Dobrindt, neredeyse her akşam televizyon kanallarında CDU-CSU’lu seçmenlere, biraz da diğerlerine göz kırpıyor. “Aman AfD’ye gitmeyin!” diyor. Tek tek yaptıklarını anlatıyor.

Yaptıkları neler mi?

Şunlar:

1. “Avrupa Birliği (AB) yasalarına aykırı olarak, mültecileri engellemek için yeniden sınır kontrolleri getirdik. Sınırları kapattık, neredeyse artık kuşlar bile sınırlarımızdan geçemez” diye övünüyor.

2. Aslan Yürekli Alman Sınır Şövalyesi Alexander Dobrindt, kendisini yasa yapıcı yerine koyarak, Alman anayasasında var olan iltica hakkını, federal parlamentoda oylama olmadan, fiilen ortadan kaldırdı. Diğer partiler de anayasanın böyle açıkça çiğnenmesi karşısında sessiz kaldılar, bu yasa tanımazlığı yuttular. Hiç kimesinin aklına Anayasa Mahkemesi’ne başvurmak gelmedi.

3. Dobrindt, savaş veya diğer hayati tehlikeler nedeniyle ülkelerine geri gönderilemeyen göçmenlerin ailelerinin Almanya’ya gelmesini de yasakladı

4. Bir Alman mahkemesi bir mültecinin sınırdışı kararını durdudu. Kararın o durumundaki herkesi kapsamasına karşın, Aslan Yürekli Alman Sınır Şövalyesi Alexander Dobrindt, “Bu karar sadece bir kişi için geçerli” diyerek çırpınıp duruyor. Neredeyse saçını başını yolarak, mahkemenin kararını yok sayıyor. Mahkeme kararının bağlayıcılığına karşın, kararın kapsamına giren kişileri hâlâ sınırdışı etmeye çalışıyor.

5. Aslan Yürekli Alman Sınır Şövalyesi Alexander Dobrindt’in bu uygulamaları ile birlikte, yasal haklardan yararlanarak da olsa, artık Almanya’ya mülteci giremeyecek. Olabilir mi? Göreceğiz.

Peki, kapılar tuttuldu, hatta pencereler ve bacalar da kapatıldı. Aslan Yürekli ve Yeleli Alman Sınır Şövalyesi Alexander Dobrindt, lütfedip söyleyebilir mi? Almanya’ya mülteci nereden gelecek, nereden hangi kapıdan girecek de üç ay sonra Dobrindt’in lütfuyla çalışmaya başlayacak?

“Koruyucu” önlemler

1985 yılında yayıncısı ve yöneticisi olduğum Forum dergisinde, 1995 yılında ise yöneticisi olduğum Perspektiven dergisinde, Almanya’nın kendisini iç içe çok sayıda surlarla çevirerek, varlığını Avrupa’nın ortasında bir kale gibi güvence altına almak istediğini defalarca yazdım. Öyle de oldu. Almanya’nın bütün sınır komşuları AB ve NATO üyesi oldular.

Almanya’nın kendisini koruma önlemlerine, bir de 1990 yılında AB üyeleri ve onların komşularını kapsayan “Dublin Anlaşması” eklendi. Bu anlaşma esas olarak Almanya’nın zorlaması sonucu Almanya’nın çıkarına daha uygun hale getirilerek 2013 yılında bugünkü halini aldı.

Dublin anlaşmasına göre, Almanya’ya kara sınırları olan Avusturya, İsveç, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Lüksemburg, Belçika ile hem kara hem de denizden sınırı olan Hollanda, Danimarka ve Polonya gibi komşu ülkelerden Almanya’ya giren göçmenler;

a- Almanya’ya girdikleri ülkelere geri gönderilir. Çünkü bu göçmenler ancak ilk girdikleri ülkede iltica başvurusu yapabilir.

b- Göçmen hangi ülkeden vize almışşa o ülke bu göçmenden sorumludur. Vize ile Almanya’nın sınır komşusu A ülkesine giren biri Almanya’da iltica başvurusunda bulunamaz.

Dublin Anlaşması’nın daha birçok detayı var. Örneğin, Akdeniz üzerinden Yunanistan ve İtalya’ya gelen göçmenlerin bu ülkelerde sosyo-ekonomik sorunlara yol açması, diğer AB üyesi ülkelerin yeterli destek vermemesi gibi birçok konu var.

Bu yazının konusu bu sorunlar değil.

Biz burada Aslan Yürekli Alman Sınır Şövalyesi Alexander Dobrindt’e şunları sormak istiyoruz:

a- AB’nin yasalarını çiğneyerek, AB içinde sürekli sınır kontrolleri yapıyorsun, sınır kapılarında iltica etmek isteyenleri geri çeviriyorsun.

b- Alman anayasasının tanıdığı bu hakka karşın, o anayasayı çiğneyerek, sınır kapılarındaki iltica başvurularını, sanki bir vebayı geri çevirir gibi reddediyorsun.

c- Havaalanlarından girmeye çalışan mültecileri ya geldikleri uçakla geri gönderiyorsun ya da tutukluyorsun.

d- Şimdiye kadar Türkiye’deki Antalya limanından ve Libya’dan lastik botlarla yola koyulup, Cebelitarık boğazını geçerek, Almanya’nın kuzeyindeki Kiel şehrine denizden ulaşabilen mülteci grubu da görülmediğine göre...

Kime üç ay içinde çalışma izni vereceksin?

Yoksa terörist, çapulcu, yalancı, Almanların parasına göz dikmiş tembeller, bedavacılar vb. diye adlandırdığın 300 bin kişinin büyük bir kesimi için, “Hayır, hayır bu insanların galiba bir bölümü için yanılmış olabilirmişiz, kem küm vb.” diyerek üç ay içerisinde iş mi vereceksin?

İşte Aslan Yürekli ve Yeleli Alman Sınır Şövalyesi Alexander Dobrindt’in kuyuya attığı ve kamuoyunun da kuyudan çıkarmak istediği taş, bu taş.

Bugün Almanya’daki 26 milyona yakın göçmen kökenli nüfusun çok büyük bir kesimi, 1974 sonrası aile birleşimi yoluyla, Almanya’da doğanlar ve mülteci olarak gelenlerle ortaya çıktı.

Dobrindt gibi uzman ve azmanların anlamadıkları, anlamak istemedikleri gerçek bu.

Almanya’da göçmen ve göçmenlik olgusunu araştıran bilim insanlarının önemli bir kesimi, Federal Almanya’nın her yıl en az 350-400 bin arasında çalışacak göçmene gereksinimi olduğunu belirtiyorlar.

Aslan Yürekli ve Yeleli Alman Sınır Şövalyesi Alexander Dobrindt çalışacak bu 350-400 bin insanı nereden bulacağını söylemiyor, ancak abesle iştigal ediyor.

Kırkbeş yıl kadar önce de yazmıştım, şimdi tekrar yazıyorum: Göçmenler, eğer kapıları kapatırsanız pencereden, pencereyi kapatırsanız bacadan, bacaları da kapatırsanız tünel kazarak bu ülkeye girecekler. Almanya’nın çalışacak insana gereksinimi olduğu sürece girecekler de, girecekler...

Aslan Yürekli ve Yeleli Alman Sınır Şövalyesi Alexander Dobrindt gibileri de kuyulara gerçek olmayan taşları atmaya, algı yaratmaya devam edecek.

Dr. İ. Halil Özak

ARTI49

FOTOĞRAF: AI

Bu yazı toplam 377 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Dr İ. Halil Özak Arşivi