Almanlar eylemde göçmenler gezmede

Hanau Katliamı, Almanya tarihinin aşırı sağ terör saldırılarından yalnızca bir tanesi. Ne ilk katliamdı ne de son olacak...

Almanya’nın Hessen eyaletine bağlı Hanau kentinde 9 göçmen genç, 19 Şubat 2020 gecesi bir terörist tarafından iki farklı nargile bara düzenlenen saldırıda kurşuna dizilerek öldürüldü. Katledilen insanlar arasında 4 Türk kökenli isim de bulunuyordu. Tobias Rathjen adlı aşırı sağcı saldırgan, saldırıdan sonra evine dönerek annesini öldürmüş ve sonra da intihar etmişti.

Sağcı terörist tarafından katledilen isimler arasında; 30 yaşında olan Frankfurt/Langen doğumlu Sedat Gürbüz, 34 yaşındaki Fatih Saraçoğlu, Hanau doğumlu daha 23 yaşında gencecik olan Ferhat Unvar, yine Hanau doğumlu 37 yaşındaki Gökhan Gültekin, Bosna kökenli bir başka genç Hazma Kurtoviç , 21 yaşında olan Afganistan kökenli Said Nesar Hashemi, Bulgaristan kökenli 33 yaşında Kaloyan Velkow, Romanya kökenli, bir diğer genç 23 yaşındaki Viorel Paun, Polonya kökenli 36 yaşındaki Mercedes Kierpeacz bulunuyordu...

Almanya’da Hanau Katliamı, üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen hala tartışma konusu olmaya devam ediyor. Zira, polisin bizzat ırkçılarla bağlantısının çıkması, devletin bazı olaylara göz yumup, ırkçıları kollaması, "gizli belgelerin" varlığı, yetkililerin, olayın üzerine gitmektense olayın üzerini örtme çabaları, tüm bu tartışmaları da artırıyor...

Ama bu yazıda bunlara girmeyeceğiz, konumuz daha başka...

AĞIRLIK ALMANLARDA...

Ne mi demek istiyorum?

Şöyle anlatayım o halde...

Hanau katliamının yıl dönümünde dün on binlerce insan sokaklara çıktı. Hanau merkez olmak üzere, Frankfurt, Mainz, Darmstadt, Aschaffenburg gibi yerlerde anma etkinlikleri yapıldı.

Ben de Hanau'daki etkinlikteydim. Ancak gözlemlerim ne yazık ki hiç iç açıcı değil...

Öncelikle kalabalık için hiçbir söz söyleyemem. Hınca hınç doluydu Hanau'daki alan. "Antifa" yani antifaşistler ise sloganlarıyla eylemi canlı tuttular.

Almanlar, etkinlikte çok fazla sayıda yer almıştı. Kabaca bir oran yapmaya kalksam, eylem alanını ya da yürüyüş kortejinin yüzde 75-80'ini Almanlar, geriye kalanını ise göçmenler oluşturuyordu.

Bu durum yalnızca bu etkinliğe de has değil. Son dönemde, ülkede yapılan Nazi partisi AfD'ye karşı eylemlerde de yine göçmenler ortalıkta yokken, Almanlar alanları doldurdu...

Tabii ki, göçmen kökenli vatandaşlar da bu eylemlere katıldı. Ancak eylemlerin ağırlığını Almanlar oluşturdu. Alman medyası da bundan "yakındı" ve "göçmenler neden bu eylemlerde yok" diye sordu. Ve ben de gözümle şahit oldum ki, ben AfD'ye karşı Almanlarla yürürken, göçmenler karşı kaldırımlarda oturarak kahvesini yudumluyordu...

ALMAN EYLEMDE, TÜRK, KÜRT, UKRAYNALI, ROMANYALI, JAPON GEZMEDE

Hanau'daki eylemde, miting alanına kadar önce yürüyüş yapıldı. Bu yürüyüşte; pencerelerden eğilenler, yolda durup "ne oluyor" diye bize doğru bakanlar, ellerinde telefonla yürüyenleri çekip, ancak yürüyüşe katılmayanlar bulunuyordu ve maalesef ki bu toplamın çok büyük çoğunluğu yine göçmenlerden oluşuyordu.

Miting alanına doğru yürüyüş yapılırken, birkaç tane "spielhalle", yani oyun salonunun önünden geçildi. Oyun salonu dediğim, Türkiye'deki adıyla bildiğin kumar. Bizim attığımız sloganlarla, bu mekanlarda kapının önüne çıkıp, yürüyüşü izleyenler oldu ve ne üzücü ki, kapıya çıkanların da çoğu göçmen, esmer tenli insanlardı...

Miting alanına girilip, konuşmalar yapıldığında da yine aynı manzara bizi karşılıyordu. Miting alanına hemen paralel bir sokak vardı. Burasının eylem alanıyla arasında 100 metre bile yoktu. Ancak o sokağa girdiğinizde sanki Almanya'da o gün katliama karşı eylem yapılmıyormuş gibi bir hava vardı; her şey o kadar sakin ve o kadar normal akışındaydı ki... Sanki on binlerce insan az ötede katliama karşı toplanmamış gibiydi...

Türk, Kürt, Ukraynalı, Romanyalı, Japon ve daha birçok ulustan o sokakta böyle insan gördüm. Alman, ülkesine faşizm bir daha gelmesin diye, göçmenler katledilmesin, bir daha Hanau, Solingen gibi katliamlar yaşanmasın diye çabalarken, göçmen alışveriş yapıyor, sokakta kahkaha atarak eğleniyor ya da hiçbir şeyden habersizce işine gücüne bakıyordu.

Buradaki asıl soru, "Bunların nasıl bu ırka sahip olduğunu anladın" değil, "Alman eylem yaparken, göçmen nerede" olmalıdır.

SORUNUN KAYNAĞI NE

Peki göçmenler neden bu ülkede yaşanan olaylardan "habersizce" hayatlarını sürdürüyorlar?

Bunun birkaç nedeni var aslında. En büyüğü ve en önemlisi; "örgütsüzlük!" Göçmenler, kendi haklarını savunacak örgüt veya yapılarla, derneklerle, adına her ne derseniz, iletişim halinde değil. Buralarda bir araya gelerek, sorunlara dair çözüm tartışması da yapılmıyor. Eminim ki, bu oluşumlardan haberleri bile bulunmuyor. Yaşadıkları şehirde neler olduğuna dair bilgiyi de alabilecek bir kanalları yok. Çok büyük bölümü, Almanca yayın da takip etmiyor, okumuyor, dinlemiyor.

Hal böyle olunca...

Göçmenler fiziken Almanya'da ancak kafa ve ruh anlamında geldikleri ülkenin duvarlarında yaşamayı sürdürüyorlar. Sonuç olarak, bir Alman işten çıkıp eyleme gelirken, bir göçmen işten çıkıp kahve içmeyi, gezmeyi dolaşmayı tercih etmiş oluyor.

Tekrar ve altını çizerek yineliyorum; tüm göçmenler eylemlerden ve ülkeden uzak ve örgütsüzler demiyorum ancak oranlara vurunca, eylemleri gözlemleyince, Alman basınına bakınca görülen bir tablo var ve bu gerçeklikten maalesef kaçamıyoruz.

Göçmen kökenli insanların önünde bir seçenek bulunuyor;

Ya Almanya'da yükselen faşizme karşı Almanlarla ve diğer göçmenlerle birlikte omuz omuza verecekler ve yaşadıkları ülkede Nazilerin bir daha iktidar olmasına izin vermeyecekler ya da o içtikleri kahve son kahve, gezdikleri AVM de son mağaza olacak...

ARTI49

Bu yazı toplam 2701 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
Hakan Erol Arşivi