Türk caddelerine Türkçe isimler verilsin
OKTAN ERDİKMEN - Almanya’nın birçok şehrinde, araya Almanca tabelaların çok fazla giremediği Türk alışveriş caddeleri var. Köln Keupp Caddesi, Berlin Kreuzberg, Duisburg Marxloh ve Frankfurt Münchener Caddesi bunlardan bazıları.
Bu caddelerin her birinin ilginç hikayeleri bulunuyor ve hepsi de ayrı birer araştırma konusu. Örneğin Frankfurt’ta merkez tren istasyonundan şehrin en işlek meydanına doğru giden Münchener Caddesi’ndeki Türk dükkanları, 80’li yıllarda bir iş hanının kapanmasıyla bu bölgeye gelmiş. O dönemde, hemen yan tarafta bulunan ve genelevleriyle ünlü olan Kaiser Caddesi’nde yeni bir düzenleme yapılacağı, hayat kadınlarının bu bölgede çalışmasına artık izin verilmeyeceğine dair spekülasyonlar (bu spekülasyonlar hala devam ediyor), binaların fiyatlarını yükseltmiş. Bunun üzerine spekülatörler tarafından satın alınan bir iş hanında dükkanı bulunan çok sayıda Türk işletmeci, Münchener Caddesi’nde bulunan boş dükkanları tutmuş ve burası birdenbire bir Türk caddesine dönüşmüş.
Bu caddeler Türk isimleriyle anılmasına rağmen, hiçbirinin adı Türkçe değil. Oysa bunlar, Türkiye ile ilgili bir isimle anılsalar ne kadar anlamlı olurdu. Bu caddelere Atatürk’ün, Türkiye’den bir şehrin veya NSU tarafından katledilen bir Türk’ün ismi verilebilir. Ancak belediye meclislerinde ne yazık ki yeteri kadar Türk kökenli siyasetçi yok ve az sayıdaki Türk de, bu konulara pek değinmek, Türklerin temsilcisi gibi görünmek istemiyor.
Belediye meclisleri, o şehirlerle bir şekilde ilişkisi olan isimlerin adının caddelere verilmesine daha sıcak bakarlar. Örneğin Frankfurt’ta tedavi gören ve Frankfurt Seyahatnamesi’ni yazan Ahmet Haşim’in adı, burada bir caddeye rahatlıkla verilebilir. Bunun için vatandaşların girişimde bulunması gerekir.
Bu konuyla ilgilenmesini tavsiye ettiğim bir yetkili, bana Ahmet Haşim’in kitabında Almanları aşağıladığını ve dinci olarak bilindiği için bunun iyi bir fikir olmadığını söylemişti. Hükümet partisine yakın olan bu kişinin sözlerine şaşırmıştım. Ahmet Haşim’in isminin Frankfurt’ta bir caddeye verilmesini, bugün solcular destekliyor ancak AKP’ye yakın isimler, Almanlarla arayı bozmamak için konuyu gündeme dahi getirmek istemiyor.
Umarım önümüzdeki dönemlerde birileri bu konuyla ilgilenir ve Ahmet Haşim, bu şehirde ölümsüzleştirilir. Aynı şekilde hikayesi Almanya’da başlayan Kürk Mantolu Madonna’nın yazarı Sabahattin Ali’nin ismi de Berlin’de bir sokağa verilmelidir.
Almanya ile bağları bulunan Fakir Baykurt, Neşet Ertaş, gurbetçiler hakkında ilk romanı yazan Nihat Behram, hatta Avrupa Mektupları’nı kaleme alan Cenab Şahabeddin ve daha birçok yazarımız, Almanya sokaklarında ölümsüzleşmeliler.
Bu insanlar Almanya’yı, Türk işçileri, gurbeti, yalnızlığı yaşadılar, okurlarına da yaşattılar.
Türkiye’den Almanya’ya gelen ve dil bilmeyen bir insanın çaresizliğini, Ahmet Haşim’den daha iyi kim anlatabilir ki?
“Düşünürdüm: Ya şimdi yere düşsem, elim ayağım kırılsa, üstümden bir otomobil geçse, ben ne yaparım? Halk beni saracak, ismimi, memleketimi, yerimi soracaklar, ben ise asfalt üzerinde kaymış bir araba beygiri gibi, etrafımdakilere sessiz bakmaktan başka ne yapabilirim?
O zaman dünyanın en güzel bahçelerinden biri olan Frankfurt Hayvanat Bahçesi’ne koşardım ve bu gurbet diyarında, yağmurlu havada, demir kafeslerin arkasında, yaşlı gözlerle kendilerini seyre gelenlere dalgın dalgın bakan dilsiz hayvanlara, bir kardeş acısıyla bakardım”.
Oktan Erdikmen'in diğer yazılarını okumak için lütfen tıklayınız.