Holdinglere para kaptıranlar ne yapmalı?
OKTAN ERDİKMEN - Doksanlı yıllarda bazı holdingler, Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan gurbetçilerden para topladılar. Yurt dışında çok zor şartlar altında çalışan yüz binlerce insan, iyi niyetle ‘dini bütün görünen’ bu insanlara paralarını emanet ettiler. Bunların bir kısmı, dolandırıldıklarını ancak yıllar sonra anlayabildi.
Bugüne kadar bu şirketlere dava açan holdingzedeler, davalarını zaten kazanıyor ancak paralarını tahsil etmeleri mümkün olmuyordu. Vatandaşların ödedikleri avukatlık parası ve mahkeme harçları da ayrı bir külfet oluşturuyor, zaten dolandırılmış olan gurbetçilerin daha fazla para kaptırmasına neden oluyordu.
Peki bu holdinglere para kaptırmış olanlar ne yapmalı? Dava açmayı mı, yoksa daha fazla para kaybetmemek için olan biteni unutmayı mı tercih etmeli?
Öncelikle bu holdinglerin çalışma prensiplerini hatırlamakta fayda var. Bunların bir kısmı doksanlı yıllarda dolandırıcılık amacıyla kurulmuşlar. Yani iyi niyetle bir iş yapmak istemek ancak çeşitli nedenlerle zarar etmek gibi bir şey söz konusu değil.
İlk günden amaç, gurbetçilerden toplayabilecekleri kadar para toplayıp sırra kadem basmak olmuş.
Bunun için paraları örneğin A Holding’e ait B şirketinde toplamışlar ancak kısa süre sonra, C şirketine aktarmışlar.
Şu anda da Türkiye’de C şirketinin nimetlerinden yararlanarak, ayda 10-20 bin lira maaş alan, son model araçlara binen yöneticiler var.
Son dönemde bazı avukatlar, paraların aktarıldığı şirketlerle, ilk para yatırılan şirketler arasındaki bağlantıyı tespit ettiler ve davaları da ona göre açıyorlar. Bu davaların Yargıtay’da onanmasının ardından, hatırı sayılır ölçüde para geri alınabildi.
Holdingler bu paraları ödüyorlar. Çünkü iflas yoluyla takip yapılırsa hala gurbetçi işçiler üzerinden sürdürdükleri saltanat son buluyor.
Bu paraların geri alınabilmesi için artık son dönemece girildi. Çünkü bir süre sonra para aktarılan şirketlerin malvarlıkları da bitecek. Öyle olunca kaptırılan parayı geri almak hiç mümkün olmayacak.
Dolayısıyla bu holdinglere para kaptıranlara, bu işi iyi bilen ve daha önce para tahsil etmiş olan avukatlarla çalışarak, dava açmalarını düşünmelerini öneririm.
100 bin marklık bir dava için, yaklaşık 10 -12 bin liralık, yani 3 bin avroluk bir masraf söz konusu oluyor. İmkanı olanlar bunu denemeyi düşünebilirler. Çünkü birkaç yıl sonra böyle bir şey de mümkün olmayacak.
Son olarak şunu da hatırlatmakta fayda var. Bazı şirket yöneticileri, AK Parti ile yakın ilişki içerisindeler. Aralarında partide önemli pozisyonlarda görev almış kişiler bile var.
Dolayısıyla, hükümetin bu meselenin üzerine çok fazla gitmek istemeyeceğini öngörebiliriz. Ancak yurt dışından AK Parti’ye büyük ölçüde oy gönderen gurbetçi işçilerimiz, her gelen milletvekiline bu konuyu hatırlatırlarsa, belki bu iş daha hızlı bir şekilde sonuçlanabilir.
Artık KHK devrinde yaşıyoruz. Bir KHK ile kayyum atanabilir ve mağduriyetler bir ölçüde giderilebilir.
Birçok insan çoluğunun çocuğunun rızkını dindar bildikleri bu insanlara emanet etti.
Onlarsa emanete ihanet etti. Yüz binlerce insanın ahını aldı, gözyaşını akıttı.
Bütün bunların hesabı elbet bir gün sorulacak.
Ancak gurbetçilerin de bazı soruları kendilerine sorma vakti geldi.
Hatta geldi de, geçmek üzere…
Oktan Erdikmen'in diğer yazılarını okumak için lütfen tıklayınız.