Hepsi yaraladı, soykırım kararı öldürdü
OKTAN ERDİKMEN - Federal meclisin soykırım kararı alması Avrupalı Türklerde büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Bu hayal kırıklığının en temel nedeni, 1915 olaylarının soykırım olarak adlandırılmasından ziyade, Sol Parti dışındaki Alman siyasi partilerinin iki yüzlü bir tutum sergilemeleri oldu.
18 Mart’ta aynı meclise bir başka soykırım kararı önerisi sunulmuştu. Almanların 1904-1908 yılları arasında Namibya’da Herero ve Nama halklarına karşı yürüttükleri ve bölge halkının yüzde 80’ini ölüme terk ettikleri katliam, soykırım olarak kabul edilmemişti.
Ermeni soykırımı kararını oy birliği ile destekleyen Türk kökenli milletvekilleri, Herero ve Nama soykırımına ‘hayır’ oyu vermişlerdi. Buna gerekçe olarak da, olayların savaş koşullarında gerçekleşmiş olmasını ve Birleşmiş Milletler soykırım tanımının 1948 yılında yapılmasını göstermişlerdi.
Birkaç gün sonra olayın şokunu atlatınca hep birlikte Herero ve Nama soykırımından da haberdar olmuş olduk. Hatta meclisimiz bu soykırımı kınamak için harekete bile geçti.
Türk toplumununun geniş bir kesimini hayal kırıklığına uğratan en önemli husus, bu tasarının öncülüğünü Cem Özdemirin yapması oldu. Aynı şekilde mecliste bulunan Türkiye kökenli isimler de ya hayır oyu verdiler ya da oylamaya gidemediler.
Bu durumundan en çok zararlı çıkanlardan biri de Merkel oldu. Onun yerinde olsam Türk kökenli vekillere, ‘Hayır oyu verin’ derdim. Böylelikle Tokat’ta bir caddeye ismini verebilirdik. Ancak sayın başbakan henüz bizim siyasetimize yeterince alışamadı. Cem Özdemir sıkıştırmasa kimsenin aklına bu soykırım meselesi de gelmeyecekti.
Peki 15 yıl önce soykırımlara karar vermek meclislerin işi değildir diye makaleler yazan Cem Özdemir neden Ermeni meselesinin bayraktarlığını yapmaya başladI? Bunun sebeplerini de iç politikada aramak gerekir.
Almanya’da her şey olabilirsiniz ama Türk olamazsınız. Milletvekili olabilirsiniz, hatta bir partinin başına da geçebilirsiniz. Ancak Türk kimliğiniz ön plandaysa ilk fırsatta geri gönderilirsiniz. Bunu herkes, en başta da Cem Özdemir ve meclisteki 11 milletvekili çok iyi biliyor. Tıpkı bizim unutkan olduğumuzu ve bir sonraki seçimlerde yine isimlere göre Türklere oy vereceğimizi bildikleri gibi. Bu nedenle 2017 seçimleri öncesi, Ermeni soykırımını tanıma kararı çıkaracak kadar Alman biri imajı lazımdı, o da elde edilmiş oldu.
Özetle buradaki mesele, Ermeni soykırımı meselesi değil. Buradaki mesele milyonlarca kişilik Almanya Türk toplumunun vatandaşıyla, milletvekiliyle bir araya gelip bir karara etki edemeyen, hatta bir karara etki etme ihtimalini dahi ortaya koyamayan bir yapıda olması.
Demek ki yıllardır lobicilik oynayan sistemin işleyişinde birtakım aksaklıklar var.
Berlin’deki 10 bin metrekarelik Türk Büyükelçiliği binasında 2 bin kişilik balo salonu, 110 kişilik konferans odası, 3900 metrekare temel alan, Bedri Rahmi’nin vitrayları ve Selçuklu motifli duvarlar var.
Maalesef bu duvarların arasında, bize yapılan haksızlıkların hesabını soracak tek bir kişi bile yok.
Milletvekilleri koltuklarını korumak, dernekler Alman hükümetinden fon almak için sesini çıkaramadı. Almanya'daki Türkler zaten yaralıydı, öldürücü darbeyi de soykırım kararı vurdu.
Şimdi, yeniden doğma zamanı...