Dizel araçların maliyetini holdingler ödemeli
OKTAN ERDİKMEN - Almanya’da Federal İdare Mahkemesi, hava kirliliği görülen şehirlerde, Düsseldorf ve Stuttgart şehirlerinde olduğu gibi, dizel araçların şehir yönetimleri tarafından yasaklanabileceğine hükmetti.
Ancak bunun için bir uyum döneminin gerekli olduğunu belirten mahkeme, Stuttgart’ta 1 Eylül 2018 tarihine kadar bir yasağın uygulanamayacağına karar verdi.
Bu karar, şehirlerdeki hava kirliliği oranının düşürülmesi açısından vatandaşların yararına. Ancak bu karardan dolayı dizel araçları bulunan kişiler, araç bedellerinin düşmesi ve modernizasyon gibi nedenlerle maddi anlamda kayba uğrayabilirler. Oysa bu maliyetlerin tamamı, otomotiv devleri tarafından karşılanmalı.
Geçtiğimiz yıllarda birçok otomotiv şirketinin karıştığı dizel skandalları, dünya kamuoyunda Alman otomobili imajını yerle bir etmişti. Yüz binlerce araçta, kasıtlı olarak zehirli gaz salınımlarına ilişkin manipülasyon yapıldığı belirlenmişti. Yani, araçların çevreye saldığı zehirli gazların miktarı, hileyle düşük gösterilmişti.
Bu durumda sorumluların hapse girmesi, en azından işten çıkarılması gerekirdi ancak öyle olmadı. Şirketlerin müdürleri milyonlarca avroluk maaşlarını ve primlerini almaya devam ettiler. Aralarında kendi isteğiyle emekliye ayrılan birkaç tanesine de büyük ikramiye ödemeleri yapıldı.
Alınan bu son kararla, otomotiv kartellerine ve bu işin buraya varacağını öngöremeyen, yasal düzenlemeleri zamanında yapmayan siyasilere hiçbir yaptırımda bulunulmayacak. Onun yerine, yerel yönetimler bir kavganın içine itilecek ve maliyetler dizel araç sahipleri üzerine yıkılacak.
Oysa en kısa sürede, konuyla ilgili federal bazda bir yasal düzenleme yapılmalı. Benzinli araçların da çok temiz olmadıkları göz önüne alınırsa, toplu taşımayı özendiren ve yeşil etiketi olmayan araçların trafikten çekilmesini, ücretsiz olarak modernizasyonların yapılmasını, maliyetlerinin de otomobil üreticilerine yüklenilmesini düşünmek gerekir.
Toplu taşıma ücretleri acilen düşürülmeli
Almanya’da bu konuda, toplu taşımanın ücretsiz hale getirilmesi yönünde bir adım zaten atılmıştı. 4 şehirde pilot uygulama başlayacak ancak Almanya'da 2 bin 60 şehir var. Dolayısıyla toplu taşıma ücretleri, bu gibi denemelerden bağımsız olarak, ülke bazında acilen düşürülmeli.
Tek kişinin bile çoğu yere arabayla gitmesi, trenle gitmesinden daha ucuza geliyor. Sürekli kar açıklayan bir toplu ulaşım şirketi bu ülkeye fayda sağlamıyor. Tüm vatandaşlara çok uygun koşullarda ulaşım imkanı tanıyan bir düzenleme yapılırsa, toplu taşıma kullananların sayısı da artar.
Hava kirliliği kansere neden oluyor
Hava kirliliği, yaşam kalitesini oldukça düşürüyor ve kanser başta olmak üzere birçok akciğer hastalığını da körüklüyor. Almanya’da 23,81 olan hava kirliliği oranı, üst sınır 20’nin biraz üzerinde. Bu nedenle Avrupa Birliği’nden uyarı üstüne uyarı geliyor. Federal hükümet, eyalet hükümetleri, şehir yönetimleri politikalarını o yönde belirliyorlar. Mahkemeler, insan sağlığından yana kararlar alıyor.
Almanya’da dizel araçlar hemen trafikten çekilmeyecek ancak hızlıca sistemleri gözden geçirilerek, havayı kirletmeyen hale getirilecek. Bu mümkün olmadığı takdirde ise araçların trafiğe çıkmasına izin verilmeyecek.
Birkaç yıl içerisinde benzinli araçlar için de aynı şeyler yapılacak ve trafikte sadece elektrikli araçlar kalacak.
Türkiye'de durum çok daha kötü
Türkiye’de ise hava kirliliği ortalaması 68.87. Yani üst sınırın 3 katından daha fazla. İstanbul’da bu rakam 120’yi, üst sınırın 6 katını buluyor.
Bu rakamlar, çocuklarımızın 6 kat daha zehir soluması, kanser ve akciğer hastalıklarının 6 kat daha artması anlamına geliyor. Ancak kimsenin umrunda değil.
Almanlar toplu ulaşımı bedava yapmaya, dizel araçları yasaklamaya ve çocuklarını daha temiz şehirlerde yaşatmaya çalışırken, bizim yöneticilerimiz bina üstüne bina dikmeye ve zaten üst sınırdan 6 kat daha zehirli olan şehirleri daha da zehirlemeye çalışıyorlar.
Buna rağmen, ülkemizdeki siyasetçilerden kaç tanesi, Almanya’daki gibi havadaki zehir miktarını azaltmaya yönelik önlemler almayı düşünüyordur bilmiyorum.
Ancak bunların sayısının, Almanya’da hurdaya çıkacak zehirli dizel arabaları ucuza alıp, Türkiye’de satmayı düşünenlerin sayısından daha az olacağına eminim.
Nasıl olsa biz, evimizin yanından otoban geçince, evin değeri arttı diye sevinen bir milletiz.
Oktan Erdikmen'in diğer yazılarını okumak için lütfen tıklayınız