Avrupalılar nasıl zengin oldu?

Avrupalılar nasıl zengin oldu?
Avrupalı şirketler yüzyıllar boyunca diğer bölgeleri yağmaladılar. 1520 yılında Meksika’da 22 milyon insan yaşıyordu. Avrupalıların gelmesiyle, nüfus 60 yıl içinde 2 milyona düştü. Bu zenginliğin temelinde kan, gözyaşı ve kölelik var.

OKTAN ERDİKMEN - 16. yüzyılda Avrupa’nın durumu içler acısıydı. Milyonlarca insan açlıktan ölüyordu.

Hernan Cortes, 1520 yılında Meksika’da Aztek İmparatorluğu'nu ele geçirince, Meksika nüfusu 22 milyondu. Avrupalıların kasten yanlarında getirdikleri çiçek hastalığı nedeniyle, nüfus 60 senede 2 milyona düştü.

Avrupalılar, Berlin’de düzenlenen bir konferansta, Afrika’yı aralarında paylaştılar. Cetvelle çizilen sınırlar, Afrika’da hala devam eden etnik çatışmaların temel sebebi. 

İngilizler Avustralya’da, Yeni Zelanda’da ve Güney Amerika’da koloniler kurup, buraların kaynaklarına el koydular.

Sadece devletler değil, şirketler de ordular kuruyor ve topraklar işgal ediyordu. Bir İngiliz şirketi Hindistan’ı ele geçirdi. Hong Kong, İngilizlerin Çin’i zehirlediği uyuşturucu ticaretinin merkeziydi. Çinliler uyuşturucu satışını yasaklayınca, İngiltere savaş açtı ve Çinliler uyuşturucuyu yeniden serbest bırakmak zorunda kaldılar.

Hollandalılar da, Endonezya’yı ve Amerika’yı sömürüyordu. Yüzyıl öncesinde, Amerika’ya Afrika’dan milyonlarca köle götürülüyor, köle şirketleri Avrupa’da yasal olarak faaliyet gösteriyordu. Şirketlerin hisseleri Avrupa borsalarında işlem görüyordu.

Bugünse kölelik, taşeron firmalar üzerinden devam ettiriliyor. Firmaların hisseleri borsalarda işlem görüyor. Bu işlerin merkezi ise ironik bir şekilde, Hollandalı şirketlerin Kızılderilere karşı savunma duvarı (Wall) kurdukları, Wall Street. 

Coğrafi keşifler, sömürgeler ve dünyanın geri kalanının yağmalanması, Avrupa’ya altın transferini sağladı. Başka kıtalarda yaşayan insanların kanı ve gözyaşı üzerine kurulan bir medeniyet, sanayi devrimini gerçekleştirdi. Dünyanın geri kalanıyla farkın, hiç kapanmayacakmış gibi açıldığı an da bu andı.

Bütün bunlar, Avrupalıların iyi ya da kötü insanlar olduklarını göstermez.

Osmanlı ve uzak doğu medeniyetleri, coğrafi keşiflere de sanayi devrimine de önem vermediler.  

16. yüzyılda daha ileri teknolojilere sahip olan bu medeniyetler, coğrafi keşiflerle ilgilenselerdi, İnkaların ve Azteklerin sonu muhtemelen çok farklı olmayacaktı. 

Coğrafi keşiflere Meksika'da yaşayan halklar çıksalardı, büyük ihtimalle onlar İstanbul’u veya Madrid'i yağmalayacaklardı. 

1182-85 yılında, İstanbul’da Rumlar, Venedikli tüccarlara karşı ayaklandılar ve bir kısım mallar yağmalandı. Buna sinirlenen Venedikliler, IV. Haçlı Seferi’ni Kudüs’ten İstanbul’a yönlendirdiler. Haçlılar, İstanbul’u 50 sene boyunca soydular. Bu katliam, öyle büyük izler bıraktı ki, 250 sene sonra bile, Osmanlılar İstanbul’u kuşatınca, Doğu Roma İmparatorluğu Haçlıların yardımını kabul etmeyecekti.

Venedikli tüccarların mallarının yağmalanmasından 750 sene sonra, 6-7 Eylül 1955’te ise, aynı şehirde bu sefer Rumların dükkanları yağmalandı.

Tarih ilerliyor. Ezenler, ezilenler zaman zaman yer değiştiriyor.

Ancak insan aynı insan. Vicdan da aynı vicdan...

Mısırlı şair Ankhu'nun 4 bin yıl önce yazdığı gibi:

Yoksullar, zengin karşısında güçsüz.
Ne acı bunu görüp de haykırmamak.
Anlamayanlara dil dökmek, daha da acı...

 

Oktan Erdikmen'in diğer yazılarını okumak için lütfen tıklayınız.