Avrupalılar, Erdoğan’ı neden sevmiyor?

Avrupalılar, Erdoğan’ı neden sevmiyor?
Aşırı solculardan, aşırı sağcılara kadar Avrupalıların ezici çoğunluğu Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan nefret ediyor. Peki neden?

OKTAN ERDİKMEN - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünya kamuoyunda Atatürk’ten sonra en çok tanınan Türk lider. Ancak Arap ülkeleri dışında hemen hemen hiçbir ülkede sevilmiyor. Avrupa’da çıkan gazetelerin hepsinde, neredeyse her gün Erdoğan aleyhinde yazılar çıkıyor. AK Partililer Erdoğan’ı savunan yabancı bir gazeteci bulunca, hemen mitinglerde konuşmacı yapıyorlar. Avrupa kamuoyunun Erdoğan nefreti sürekli artıyor. Peki bunun sebepleri neler?

Aslında her şey güzel başlamıştı

Aslında Erdoğan 2001 yılında AK Parti’yi kurduğunda ve genel başkanlığa seçildiğinde, Avrupa’da çok olumlu karşılanmıştı. Henüz başbakan bile değilken ziyaret ettiği Avrupa başkentlerinde el üstünde tutulmuştu. Hatta Türkiye’deki sol çevreler bu tutumundan dolayı Avrupa’yı eleştirdiler. Ancak Avrupalılar, Türkiye’de 28 Şubat’la sonuçlanan bir Kemalist baskı rejimi olduğunu ve bu rejimin Kürtlere, liberallere, başörtülülere baskı yaptığını düşünüyorlardı. 

Erdoğan’ı ise merkez sağı toparlayarak, Kemalist oligarşiyi yıkacak, askeri bürokrasinin siyasetteki etkisini ortadan kaldıracak bir demokrat lider olarak görüyorlardı.

Gerçekten de AK Parti, iktidarının ilk yıllarında birtakım demokratik açılımlar yaptı. Azınlıkların sorunlarıyla ilgilendi. Kürtlere, Hristiyan cemaatlere ve Ermenilere barış çubuğu uzattı. Bu süre zarfında Avrupalılarla birlikte Türk liberaller de Erdoğan’ı alkışlıyor, ‘Yetmez ama evet’ diyorlardı.

Otoriterlik ve başına buyrukluk

Ancak Erdoğan yönetiminin sonraki yılları eskisi kadar demokrat olmadı. Bu süreçte kendi kitlesini yüzde 50’de sabitleyen Erdoğan, toplumun diğer kesimleriyle diyalog kurmayı bıraktı. ‘Nasıl olsa çoğunluğum var’ düşüncesiyle ülkeyi kimseyle istişare etmeden, istediği gibi yönetmeye başladı. Evde zor tuttuğu yüzde 50’nin saflarını sıklaştırmak için sürekli olarak milliyetçi ve İslamcı mesajlar verdi. Bu mesajlar Türkiye’de çalışan yabancı gazeteciler tarafından saniye saniye haberleştirildi. Avrupa’daki gazeteler her gün Erdoğan’ın muhalefete, Kürtlere ve diğer azınlıklara karşı çok sert ifadelerini okudular. 

Bunun üzerine yolsuzluk skandalları ve IŞİD, Özgür Suriye Ordusu, HAMAS gibi örgütlere destek verildiği iddiaları ortaya dökülünce, Batı’nın Erdoğan karşıtlığı tarifi imkansız boyutlara ulaştı. İngiliz gazetelerinde IŞİD mensuplarının ‘Erdoğan bize başlangıçta destek verdi’ röportajları yayımlanıyor. Alman İçişleri Bakanlığı resmi raporlarında, Türkiye’nin IŞİD’e ilk dönemlerde, ÖSO’ya ve HAMAS’a hala destek verdiği yazıyor. Bütün bunları okuyan Avrupalılar da, sokaklarında dolaşan milyonlarca mültecinin sorumlusu olarak Erdoğan’ı görüyorlar. 

Merkel’in, Hollande’nin onun önünde diz çöktüğünü düşünüyorlar. O çok gurur duydukları Batı medeniyetinin Doğulu bir otoriter lider tarafından ciddiye alınmamasına içerliyorlar.

Batı Türkiye’nin yollarını ve köprülerini mi kıskanıyor?

Siyasiler iktidarda uzun süre kaldıklarında şımarırlar. Çevrelerini saran yalaka danışman kadrosu, gerçekte olup biteni onlardan gizler. Bir süre sonra her şeyin en iyisini bildiklerine ve bütün dünyanın yaptıkları yolları ve köprüleri kıskandıkları için onları sevmediklerine inanırlar. Erdoğan nefretinin temelleri de bu noktadan sonra çok sağlam kazıklarla çakılmaya başladı.

Erdoğan ve AK Parti seçmeni insan hakları ve basın özgürlüğü gibi konularda çok ciddi sorunlar yaşayan Türkiye’yi, Batının sadece kıskandığı için eleştirdiğini düşündü. 

Avrupalı Türkler’in Erdoğan sevgisi

Avrupa’da on binlerce insan ellerinde Erdoğan posterleriyle yürüyüş yapıyorlar. Çünkü her gün okullarda, iş yerlerinde ayrımcılığa uğruyorlar ve hayallerinde bir gün mutlaka dönecekleri büyük ve müreffeh bir ülke yarattılar. Cumhurbaşkanı, Avrupa’da Türkiye’den daha yüksek oranlarda oy alıyor.

Avrupalı Türklere göre Erdoğan, Almanya’yı mağlup eden ve o mağrur Almanların başını öne eğdiren Türk milli takımı gibi büyük bir kahraman. Avrupalılar Erdoğan’dan nefret ettikçe, Avrupalı Türkler Erdoğan’a daha çok bağlandılar. Onu, kendilerine ayrımcılık yapanlarla bir hesaplaşma aracı, kendilerini dillerinden, inançlarından dolayı aşağılayanlara bir haddini bildirme imkanı olarak gördüler.

Oysa Avrupalılar Erdoğan’dan sadece muhteşem köprüler ve yollar yaptığı için veya 3. Havalimanı’yla Frankfurt’u tahtından indireceği için nefret etmiyorlardı.

Biz her ne kadar hayalimizde yarattığımız o büyük köprüler ve yollar yapan müreffeh ülkeye inanmak istesek de; o beğenmediğimiz, iflas etti, bitti, çöktü, mahvoldu dediğimiz Yunanistan’da yaşayan insanlar bile, kişi başına düşen gelir hesaplandığında, her şeye rağmen hala bizden 3 kat daha fazla zenginler.  

Peki Erdoğan, Avrupa gazetelerinin tarif ettiği ve Avrupalıların büyük çoğunluğunun da inandığı gibi, eli kanlı bir diktatör mü?

Hayır, o kadar da değil. 

Ancak şu da bir gerçek:

Berlin’e gidip meclisin önünde ‘Merkel diktatördür’ diye bir pankart açarsanız, insanlar size gülerler.

Oysa Ankara’da ‘Erdoğan diktatördür’ pankartı açarsanız, tutuklanırsınız…