Almanya karşısında yine geri adım

Almanya karşısında yine geri adım
Ekonomik yaptırımlar, Türkiye’de dün ‘terörist, ajan’ denilen kişilerin bugün tahliye edilmesi ile sonuçlandı. Bu insanlar teröristse, neden bıraktınız? Değilse, neden tutukladınız?

OKTAN ERDİKMEN -Türkiye’deki 16 Nisan referandumu öncesi bazı siyasetçiler Almanya’da gerginlik çıkardılar ve bunu iç politika enstrümanı olarak kullandılar. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya seçimlerinde oy verilecek ve verilmeyecek partileri açıkladı, Alman siyasetçileri ‘Nazi’ olmakla suçladı. Sonraki Türkiye’de Alman gazetecilerin ve insan hakları aktivistlerinin tutuklanması gibi nedenler de, ilişkilerin tarihin en kötü dönemini yaşamaya başlamasını sağladı. 

Türkiye’de adalet sisteminde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Geçenlerde eşi darbe girişimi nedeniyle tutuklanan bir kadın, Erdoğan’ın dikkatini çekebilmek için ağaca çıktı ve eşinin bir hafta sonra serbest bırakılmasını sağladı. 

Normal bir ülkede, haksız bir ceza aldığınızı düşünüyorsanız üst mahkemeye, Yargıtay’a başvurmanız gerekir. Oysa Türkiye’de bunlar işe yaramıyor. Cumhurbaşkanı’nın dikkatini çekebileceğiniz bir ağaca tırmanırsanız sonuç alıyorsunuz. Çünkü artık adalet yargıda değil, Cumhurbaşkanı’nın göz hizasında ve iki dudağı arasında aranıyor. 

Almanlar da Türkiye’de tutuklanan vatandaşlarını kurtarmak için bu yolu denediler. Ağaca çıkmak yerine ekonomik yaptırımlar uygulamaya başladılar.

Yandaş medyaya bakmayın. Türkiye’de işler iyi değil. Borçlar, dolar, avro tarihi zirvede. Buna rağmen, hükümetin gösteriş, lüks, şatafat sevdası devam ediyor.

Almanya’da ve onun öncülüğünü yaptığı Avrupa Birliği’nde Türkiye’ye karşı üstü kapalı bir boykot zaten var. Almanya’dan gelen turist sayısı son 2 yılda 1,6 milyon azaldı. Bu yıl daha da düşmesi bekleniyor. Peter Steudtner’in tutuklanmasının ardından, Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’ye yönelik seyahat uyarısını güncellemiş ve bir üst seviyeye çıkarmıştı.

Yandaş medyanın kendi silahımızı kendimiz yaptığımıza dair yalanlarına da inanmayın. Almanların uygulamaya başladığı silah ambargosu da geri adımın nedenlerinden biri. Türk ordusunun hemen hemen tüm tankları Alman malı. Askere gidenler standart piyade tüfeğinin G3 olduğunu bilirler. Onun açılımı Almanca ‘tüfek’ demek olan ‘Gewehr’. Yedek parça alamazsanız, elinizdeki silahlar işlemez hale gelir.

Diğer taraftan Türkiye’de yatırım yapan Alman şirketlerine bir kredi garantisi veriliyordu. Hermes adı verilen bu garantiler de büyük ölçüde sınırlandırıldı. Yani Türkiye’de yatırım yapmanın riski, şirketlere bırakıldı. Bu da yatırımların başka ülkelere kayması anlamına geliyor.

Erdoğan, Almanya seçimlerinden sonra ilişkilerin bir günde eskisi gibi olacağını sanıyordu. Almanları biraz tanıyan bir kişi, politikaların kolay değişmediğini, değiştiğinde de geriye dönüşün çok daha zor olduğunu bilir.

Bugün Frankfurter Rundschau’da, ekonomik yaptırımların Erdoğan’ın Aşil tendonu olduğuna dair bir yazı yayımlandı. Almanlar Türkiye’ye geri adım attırmanın yolunu öğrendiler. Şimdi bu yoldan devam edecekler. 

Bizim dünya lideri bir ülke olduğumuz, Osmanlı’nın eski güzel günlerine geri döndüğümüz, kendi silahımızı, uçağımızı kendimiz yaptığımız, Almanya’nın bizi kıskandığı, dış borçları ödediğimiz, eğitimde çığır açtığımız, turizmde rekor kırdığımız, yargımızın tarihin en tarafsız yargısı falan olması… Bütün bunların hepsi birer propaganda masalından ibaret.

Gerçek, turist sayısı düşünce, yatırımlar kesilince ve avro 4,40’ı geçince; dün terörist, Alman ajanı, Türkiye’yi bölecek, ayaklanma başlatacak, PKK’lı, DHKP-C’li, FETÖ’cü, şöyle kanıtlar bulundu, böyle deliller sabit denilen bir Alman’ın, bugün ekonomik yaptırımlar sonucu serbest bırakılması ve Almanya’ya gönderilmesi. Alman basını bunu büyük sürpriz olarak yorumladı ama biz Türkiye'yi daha yakından tanıdığımız için, 3 ay önce, Steudtner'in yakında serbest bırakılacağını yazmıştık.

Çünkü AKP hükümeti PKK ile müzakerelerde, Suriye politikasında, FETÖ ile iç içe geçmede, Rusya, ABD, Almanya ile olan ilişkilerinde ve daha birçok konuda U dönüşü yapmaya, ‘kandırıldık’ demeye ve tükürdüğünü yalamaya alışkın. 

Yandaş medya da zaten, patlıcanın değil, padişahın dalkavuğu.

Onların yalanlarına kanıp, düne kadar Steudtner'in terörist ve ajan olduğunu düşünen insanlar şu soruyu sormalı:

Bu kişi teröristse neden bıraktınız? Terörist değilse, neden tutukladınız?

Birçoğumuzun bu soruyu sorduğu gün, kafamızı kumdan çıkardığımız gündür.

O zaman, gerçekten dünya lideri bir ülke olma yolunda, ilk adımı atabiliriz...

 

Oktan Erdikmen'in diğer yazılarını okumak için lütfen tıklayınız.