Ölüm korkusu öldürüyor

Ölüm korkusu öldürüyor

İsveç’te yapılan kapsamlı bir araştırma ciddi hastalıklardan korkan insanlarda ölüm oranının daha yüksek olduğunu gösterdi.

Ölümcül bir hastalığa yakalanmaktan korkuyorsunuz ve ölümcül bir hastalığa yakalanıp ölüyorsunuz. İşte bu da hastalık hastasının paradoksu.

Hastalık hastalığı gündelik hayatta sık kullanılır ve sağlıkla ilgili evhama işaret eder. Ancak ciddi boyutlara ulaştığında artık başlı başına bir hastalıktır, ‘hipokondriyazis’ olarak adlandırılır ve ortalama sağlık endişelerinin ötesine geçen nadir bir durum.

Bu tip insanlar fiziksel muayenelere ve laboratuvar testlerine rağmen korkularından kurtulamaz, bazen tekrar tekrar doktor değiştirir, bazen de tıbbi bakıma güvenmeyerek tedaviden kaçar.

Haber sitesi KSL.com’un Associate Press’ten aktardığına göre İsveç’teki Karolinska Enstitüsü’nden David Mataix-Cols’un yönettiği araştırma sağlık konusunda patolojik düzeyde kaygılı olan kişilerin başta intihar olmak üzere hem doğal hem de doğal olmayan nedenlerle ölüm riskinin arttığını tespit etti.

İSVEÇ HASTALIK HASTALARININ KAYDINI TUTUYOR

Sonuçları 13 Aralık’ta JAMA Psychiatry dergisinde yayımlanan araştırmaya katkıda bulunanlar kaygı bağlantılı kronik stres ve bunun vücut üzerindeki etkisinin ölüm nedenlerinin bir kısmını oluşturabileceğini söyledi.

İsveç’te tanımlı hastalıklar arasında ‘hipokondriyazis’ de var. Bu sayede araştırmacılar 1997-2020 yılları arasında toplanan 24 yıllık büyük veriyi analiz edebildi. Sonuç aşırı sağlık kaygısı yaşayan kişilerde ölüm oranının dört kat fazla olduğunu gösterdi.

Çalışma için hipokondriyazis teşhisi konan 4 bin 100 kişiyi inceledi. Bu kişileri yaş, cinsiyet ve yaşadıkları yer bakımından benzer 44 bin kişiyle eşleştirdi. Hipokondriyazisli kişilerde genel ölüm oranları daha yüksek çıktı. Buna ek olarak bu kişiler beş yaş daha genç öldüler.

TEDAVİSİ MÜMKÜN

Dolaşım ve solunum hastalıklarından ölüm riskleri daha yüksek çıktı ancak kanserde hastalık hastası olanlarla olmayanlar arasında bir fark görülmedi.

Amerikan Psikiyatri Birliği’nden Jonathan E. Alpert, konuya hassasiyetle yaklaşmak ve aşırı endişeli hastaları ruh sağlığı uzmanlarına yönlendirmek gerektiğini söylüyor: “Hastalar semptomları hayal etmekle suçlanmaktan çekinebilir. Halbuki bilişsel davranışçı terapi rahatlama teknikleri, eğitim ve bazen de antidepresan ile sorunun üstesinden gelmek mümkün.”

HABERE YORUM KAT
1 Yorum