Dünya iklim zirvesi Antalya'da başlıyor: Almanya'dan Türkiye'deki toplantı öncesi açıklama

Dünya iklim zirvesi Antalya'da başlıyor: Almanya'dan Türkiye'deki toplantı öncesi açıklama
Almanya, Antalya'daki COP31 zirvesinde iklim kararlarının uygulanmasını isteyecek. Federal Hükümetin iklim yardımlarını 5 milyar Euro'ya düşürmesi eleştirilirken, Türkiye 2035 enerji hedefini açıkladı.

Almanya Federal Hükümeti, Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) İklim Konferansı'nda daha önce alınan kararların hayata geçirilmesini öncelikli hedef olarak belirledi. Federal Çevre Bakanı Schneider, fosil yakıtlardan uzaklaşılması gerektiğini vurgularken, Almanya'nın uluslararası iklim finansmanına ayırdığı bütçenin azalması tartışmalara yol açtı.

Almanya, Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi'nde yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılmasını, fosil yakıt kullanımının azaltılmasını ve ülkelerin mevcut iklim taahhütlerini yerine getirmesini gündeme taşıyacak.

Federal Çevre Bakanlığı'nda düzenlenen toplantıda konuşan Schneider, uluslararası iklim politikalarının ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğunu ancak temiz enerji alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi.

Dünya genelinde güneş enerjisinden üretilen elektriğin artık kömürden elde edilen elektrik miktarını geçtiğini belirten Schneider, buna rağmen küresel ısınmanın oluşturduğu tehlikenin büyüdüğünü vurguladı.

BM analizlerine göre, mevcut gidişatın devam etmesi halinde 2100 yılına kadar küresel sıcaklık artışı 2,8 dereceye ulaşabilir. Schneider, bunun ağır, hatta geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu.

Fosil yakıtlara bağımlılık ekonomik risk oluşturuyor

Schneider, enerji politikalarında köklü değişiklik yapılması gerektiğini savundu. Yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılmasını, elektrik kullanımının yaygınlaştırılmasını ve petrol ile doğal gazdan aşamalı olarak uzaklaşılmasını istedi.

Artan enerji fiyatları ve ekonomik dalgalanmalara dikkat çeken Bakan, "Açıkça söylemek istiyorum: Bu kriz, fosil yakıtların krizidir" dedi.

Petrol ve doğal gazın enerji arz güvenliğini garanti etmediğini belirten Schneider, ithalata bağımlı ülkelerin hem ekonomik hem de siyasi açıdan ciddi risklerle karşılaştığını söyledi.

Schneider, "Bugün petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı olanlar, kendilerini öngörülemeyen risklere ve siyasi bağımlılıklara açık hale getiriyor" ifadelerini kullandı.

Bakanın eleştirilerinden otomotiv sektörü de payını aldı. İçten yanmalı motorlu araçların geleceği olmadığını savunan Schneider, "2035 yılında aklı başında olan hiç kimse, içinde soba bulunan bir araçla dolaşmayacak" dedi.

Alman otomobil üreticisi Audi'nin ABD'de içten yanmalı motorlu araçlar için yeni bir fabrika kurma kararını da eleştiren Schneider, bu yatırımı "Son derece yanlış ve akıl dışı bir karar" olarak nitelendirdi.

Türkiye 2035 için yeni enerji hedefini açıkladı

Antalya'daki COP31 zirvesinin yalnızca yeni hedeflerin tartışıldığı değil, mevcut kararların uygulamaya geçirilmesine odaklanan bir konferans olması bekleniyor.

Türkiye'nin Almanya Büyükelçisi Gökhan Turan ile COP31'in eş başkanlığını üstlenen Avustralya'nın Büyükelçisi Natasha Smith de Berlin'deki toplantıda bu yaklaşımı destekledi.

Turan, Türkiye'nin enerji dönüşümüne ilişkin "35 by 35" girişimini anlattı. Türkiye, toplam enerji tüketiminde elektriğin bugün yaklaşık yüzde 20 olan payını 2035 yılına kadar yüzde 35'e çıkarmayı hedefliyor.

Avustralya Büyükelçisi Smith ise Antalya'daki görüşmelerden somut sonuçlar alınmasını istediklerini belirterek "Emisyonların azalmasını sağlayacak iddialı sonuçlara ulaşmak istiyoruz" dedi.

Almanya'nın iklim yardımlarında bir milyar Euro'luk düşüş

Zirvenin en önemli gündem maddelerinden birini gelişmekte olan ülkelere sağlanan iklim finansmanının oluşturması bekleniyor.

Almanya'nın bu alandaki harcamaları ise eleştirilerin odağında bulunuyor. Federal Hükümet, önceki yıllarda ve uluslararası taahhütlerinde en az 6 milyar Euro olarak belirlediği finansman desteğini 2025 yılında yaklaşık 5 milyar Euro seviyesinde tuttu.

Böylece Almanya'nın uluslararası iklim finansmanına ayırdığı kamu kaynağı, önceki yıllardaki seviyenin yaklaşık bir milyar Euro altında kaldı.

Toplantıda konuşan Alabali Radovan, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda küresel adalet meselesi olduğunu vurguladı.

Sanayileşmiş ülkelerin küresel ısınmada daha büyük sorumluluk taşıdığını belirten Alabali Radovan, iklim krizinin en ağır sonuçlarının ise ekonomik açıdan daha yoksul olan Küresel Güney ülkelerinde hissedildiğine dikkat çekti.

Schneider ve Alabali Radovan, Almanya'nın iklim finansmanındaki düşüşünü bütçe sıkıntılarıyla açıkladı. Buna karşılık özel sektörden daha fazla kaynak sağlandığını belirten iki yetkili, "Almanya üzerine düşen adil katkıyı yapmaya devam edecek" güvencesini verdi.

Alman hükümetinin ayrıca ekonomik gücü yüksek gelişmekte olan ülkelerden daha fazla finansman katkısı beklediği belirtildi. Bu çağrının özellikle Çin'i hedef aldığı değerlendiriliyor.

Çevre örgütlerinden hükümete taahhüt uyarısı

Almanya'daki çevre ve kalkınma kuruluşları ise hükümetin hem sera gazı emisyonlarını azaltma hem de uluslararası iklim finansmanı konusundaki sözlerini yerine getirmesini istedi.

Germanwatch kuruluşundan Laura Schäfer, mevcut iklim politikalarını yetersiz bularak "Şimdiye kadar gösterilen çabalar yeterli değil" dedi.

Kalkınma politikaları alanında faaliyet gösteren Venro çatı kuruluşundan Anika Schröder de sanayileşmiş ülkelerin mali desteklerini azaltmasının uluslararası iklim müzakerelerine zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Antalya'daki zirvede, ülkelerin daha önce verdikleri sözleri ne ölçüde yerine getirdiği ve iklim değişikliğiyle mücadele için gerekli mali kaynakların nasıl sağlanacağı konularının öne çıkması bekleniyor.