Cem Özdemir çocuklarıyla yaşadığı korku dolu taksi yolculuğunu anlattı
Baden-Württemberg Eyaleti Başbakanı Cem Özdemir, siyasi kariyeri boyunca kendisinin ve ailesinin karşı karşıya kaldığı tehditleri anlattı. Berlin'de çocuklarıyla bindiği takside yaşadığı korku dolu anları paylaşan Özdemir, Türk kökenli bir şoförün kendisini tanıdıktan sonra tehlikeli hareketlerle araçtan inmeye zorladığını söyledi. Özdemir, yaşadığı olayların ardından kendisine yapılan güvenlik uyarılarına da tepki gösterdi.
Yeşiller Partili siyasetçi, Stuttgart'ta kendisine yöneltilen ne zaman korktuğuna ilişkin soruya yanıt verirken, geçmişte trenlerde ve istasyonlarda da tehdit edici durumlarla karşılaştığını belirtti.
Her zaman polis koruması altında bulunmadığını hatırlatan Özdemir, "En kötüsü insanın kendisi için endişelenmesi değil, çocukları, eşi ve hatta komşuları için korkması" dedi.
Türk kökenli taksicinin yaptıklarını anlattı
Özdemir'in hafızasında en fazla iz bırakan olaylardan biri, çocuklarıyla birlikte Berlin'de yaptığı taksi yolculuğu oldu.
Anlattığına göre Türk kökenli taksi şoförü, kendisini tanıdıktan sonra aracın hızını aniden artırmaya ve ardından sert fren yapmaya başladı. Şoförün bu hareketleri defalarca tekrarladığını söyleyen Özdemir, amacın kendisini ve çocuklarını araçtan inmeye zorlamak olduğunu belirtti.
Yolculuk sırasında oğlunun büyük korku yaşadığını, kızının ise kardeşini sakinleştirmeye çalıştığını aktardı.
Özdemir, "Toplumun büyük çoğunluğunun paylaştığı bir görüşü savunduğunuz için böyle bir muameleye maruz kalmak gerçekten dayanılmaz" sözleriyle yaşadıklarına tepki gösterdi.
Olayın ardından Almanya Federal Kriminal Dairesinin kendisine artık taksi kullanmamasını tavsiye ettiğini belirten Özdemir, bu yaklaşımı yanlış bulduğunu söyledi.
Taksi şoförlerinin de herkes gibi davranışlarını kontrol etmek zorunda olduğunu vurgulayan siyasetçi, hiç kimsenin kendi görüşünü başkasına zorla kabul ettiremeyeceğini ifade etti.
Güvenlik gerekçesiyle kendisine taşınmasının da önerildiğini açıklayan Özdemir, "Bu, hukuk devletinin geri çekilmesidir. Ben geri adım atmayan bir devlet istiyorum" dedi.
Leipzig'de aşırı sağcıların hedefi oldu
Özdemir, Leipzig Merkez Tren İstasyonu'nda yaşadığı başka bir olayı da paylaştı. Bir stajyerle birlikte istasyonda bulunduğu sırada, aşırı sağcı Legida hareketinin destekçileri tarafından takip edildiğini anlattı.
İslam ve yabancı düşmanlığıyla bilinen Pegida hareketinin Leipzig'deki uzantısı olan Legida'nın destekçileri, bir gösterinin ardından Özdemir ve yanındaki stajyerin peşine düştü.
Polisin müdahale etmesini beklediğini ancak başlangıçta kimsenin gelmediğini söyleyen Özdemir, takipçilerin kendilerine yetişerek hakaret etmeye başladığını belirtti.
Saldırganlardan birinin kulağına bağırdığını ve cep telefonunu kışkırtıcı biçimde yüzüne yaklaştırdığını anlatan Özdemir, bu sırada yanındaki stajyere sakin olmasını söylediğini aktardı.
Özdemir, "Adam yüzüme bir yumruk atsaydı ne yapacağımı aslında ben de bilmiyordum" dedi.
Olayın sonunda iki polis memurunun gelerek kendisini ve stajyeri tren peronuna götürdüğünü söyledi.
Ermeni soykırımı kararı sonrası ölüm tehditleri aldı
Cem Özdemir'in günlük yaşamını kökten değiştiren gelişmelerden biri de Federal Meclisin 2016 yılında kabul ettiği Ermeni soykırımı kararı oldu.
Alman Parlamentosu, kararla Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1915 ve 1916 yıllarında Ermenilere ve diğer Hristiyan azınlıklara yönelik katliam ve sürgünleri soykırım olarak tanımıştı.
O dönemde Yeşiller Partisinin eş başkanı olan Özdemir, kararın hazırlanmasında önemli rol üstlenmişti.
Kararın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisini doğrudan hedef aldığını hatırlatan Özdemir, ölüm tehditleri nedeniyle polis korumasına alındığını anlattı.
Bir taksi şoförünün de kendisinden ücret alırken paranın üzerinde "Ölen Türk askerlerinin kanı var" dediğini aktardı.
Özdemir, kararın ardından hayatının eskisi gibi devam etmeyeceğinin farkında olduğunu söyledi. Alışverişe gitmek veya sokakta yürümek gibi günlük işlerin bile güvenlik sorunu haline geldiğini belirtti.
Evden tek başına çıkmamaya dikkat ettiğini, alışverişe giderken zaman zaman komşularından birini yanına aldığını anlattı.
Tehditlerin çocuklarının günlük yaşamına kadar uzandığını da söyleyen Özdemir, anaokulundaki bazı velilerin kendi çocuklarının güvenliğinden endişe ettiğini belirtti.
Bazı ailelerin, Özdemir'in çocuklarının da bulunduğu anaokulunun güvenli olup olmadığını sorguladığını aktardı.
Özdemir, "Çocuklarını oraya götürüp almaya gelen aileleri düşününce insan kendisini suçlu hissediyor. Kimsenin karşılaşmasını istemeyeceğiniz sorularla yüz yüze kalıyorsunuz" dedi.
Elif Eralp tartışmasına da değindi
Özdemir'in açıklamaları, Berlin'de Sol Parti'nin başbakan adayı olan Elif Eralp'in ailesinin güvenliğine ilişkin endişelerinin tartışıldığı bir dönemde geldi.
Spiegel dergisinin haberine göre Berlin'de partisinin ilk eyalet başbakanı olmayı hedefleyen Eralp, tanınmış bir Filistin aktivisti hakkında açıkça görüş bildirmesi halinde ailesinin güvenliğinin tehlikeye girebileceğinden endişe ediyor.
Bu tartışmaya değinen Özdemir, siyasetçilerin korku içinde yaşamak zorunda kalmasının kabul edilemeyeceğini söyledi.
"Buna alışmamalıyız. Siyasetçiler güvenlik içinde, rahatsız edilmeden yaşayabilmeli ve işlerini yapabilmeli" diyen Özdemir, özellikle çocukları söz konusu olduğunda insanların duyduğu korkuyu çok iyi anladığını belirtti.
Ancak siyasetçilerin kararlarını korkularına göre vermemesi gerektiğini de vurguladı. Hiç kimsenin siyaset yapmaya zorlanmadığını hatırlatan Özdemir, bu görevi üstlenenlerin karşılaşabilecekleri zorlukların da farkında olması gerektiğini ifade etti.
Özdemir, "Zor kararlar karşısında bir siyasetçinin en küçük ölçüde bile şantaja açık olabileceği izlenimi oluşmamalı" dedi.
Özellikle suç örgütleri ve aşiretlerle mücadelede devletin her koşulda hareket edebilmesi gerektiğini belirten Özdemir, tehditler karşısında hukuk devletinin geri adım atmaması gerektiğini vurguladı.