Denizbank AG Genel Müdürü Ersoy, Frankfurt'ta konuştu
FRANKFURT - European School of Economics tarafından Türkçe olarak düzenlenen İşletme Yönetimi Sertifika Programı Frankfurt’ta başladı. Programın ilk haftasında Denizbank AG Genel Müdürü Ahmet Mesut Ersoy, işletme yönetiminin temel prensipleri üzerine bir konuşma yaptı. Frankfurt Başkonsolosu Mustafa Çelik ve Ticaret Ataşesi Gülay Babadoğan Tarakcıoğlu gibi isimlerin de aralarında bulunduğu dinleyicilerin katıldığı toplantının açılış konuşmasını yapan European School of Economics ve Interkulturelle Schule Rhein Main Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İsmail Özkan, eğitimin önemine dikkati çekerek, bölgede yaşayan vatandaşların okullarına destek vermelerini istedi. Seçimlerin son günü olmasına rağmen, eğitim söz konusu olduğu için programını değiştirerek açılışa katıldığını dile getiren Başkonsolos Mustafa Çelik, “Okul yöneticilerini tebrik ediyorum. Çok güzel bir projeye imza atmışlar. Buradaki kursiyer arkadaşlar, işlerinde zaten başarılılar. Ancak bu programda Mesut Bey gibi değerli iş adamlarımızın deneyimlerinden yararlanarak işlerini daha da büyüteceklerdir” dedi. Herkes girişimci olamaz İktisadın 'üretim, dağıtım, ticaret ve bunların oluşturduğu bütün etkinlikler' olarak tanımlanabileceğini vurgulayan Ahmet Mesut Ersoy, "Dünyadaki kaynaklar kısıtlıdır ancak ihtiyaçlar sınırsızdır. İktisat, bu kıt kaynakları sınırsız ihtiyaçları karşılayacak şekilde düzenleyen bilim dalının adıdır. Bu ihtiyaçları karşılamak için üretim yapmak gerekir. Üretim yapmak için sermaye, iş gücü ve hammadde gereklidir. Üretim planlanırken, faktörlere yakın olmak sizin maliyetinizi düşürecektir. Maliyet esasına göre, doğru yerde iş yapmaya başlamanız gerekir. Dördüncü faktör olarak da, bu işleri yapacak bir girişimciye ihtiyaç vardır. Girişimcilik, parası olan herkesin yapabileceği bir şey değildir. Herkes nasıl sanatçı olamazsa, girişimci de olamaz. Bütün bunları bir araya getirdiğinizde, üretimi hayata geçirebilirsiniz” dedi. Ekonominin temeli küçük işletmelerdir Gelişmekte olan ekonomilerde, şirketlerin daha çok aile işletmeleri şeklinde işe başladığını belirten Ersoy, “Gelişmekte olan toplumlarda yetişmiş eleman ihtiyacı, daha çok, eğitim imkanlarına kolay ulaşabilen sermayeye sahip olan aileler tarafından karşılanır. Bu aileler de şirketlerinin üst düzey yönetimlerini kendi ellerinde tutarlar. Türkiye’de yaklaşık 1,7 milyon aile şirketi bulunmaktadır. Büyük şirketler genellikle ekonominin temeli olarak görülürler ancak gerçek ekonomiyi yürütenler küçük işletmelerdir. Küçük işletmeler nerede yok olmaya başlarlarsa, orada ekonomi kötüye gider. Son dönemde birçok Alman aile şirketi, mirasçısı bulunmadığı için kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Bu şirketlerin, genç iş adamları tarafından devralınarak, devam ettirilmesi isteniyor. Çünkü şirketler kapanırsa, vergi toplayamazsanız ve insanlar işsiz kalır” şeklinde konuştu. İnsan faktörü çok önemli Yöneticinin görevinin, işleri doğru insanlara dağıtarak, işleyiş sürecini takip etmek olduğunu kaydeden Ersoy, “İşletme yönetimi prensiplerini belirleyerek, çalışanlarınıza yetki vermelisiniz. Bunu bir el kitabı olarak düzenleyebilirsiniz. Amaçlarınızı elinizdeki imkanlara göre belirleyerek, 1 yıllık, 5 yıllık, 10 yıllık hedeflerinizi tespit etmelisiniz. Gelişmiş ekonomilerde daha uzun vadeli planlar yapmak mümkün. Ancak gelişmekte olan ülkelerde risk faktörü daha yüksek olduğu için, planlar daha kısa vadeli olarak yapılarak mevcut gelişimlere göre yeniden belirlenebilir. Stratejilerde orta vade mutlaka göz önünde bulundurulmalı. Bunlar teoride geçerli olan şeyler. Bir de pratikte karşımıza çıkan sorunlar oluyor. İnsan faktörü çok önemli ve hata yapmaya açık bir faktör. İyi bir yönetici, karşısına çıkan sorunlar karşısında hemen reaksiyon göstererek, işini yeni dinamiklere göre düzenleyebilen kişidir” ifadelerini kullandı. Bulunduğunuz ülkenin şartlarına göre iş yapın Almanya'da veya başka bir ülkede iş yapmak isteyen iş adamlarımızın genellikle Türkiye'deki işletme prensiplerini, bulundukları ülkede de uygulamaya çalışarak hata yaptıklarının altını çizen Ersoy, "Bunun yerine, hangi ülkede bulunuyorsanız, o ülkenin ekonomik, siyasal ve sosyal şartlarını göz önünde bulundurarak iş yapmak gerekir. Toplum olarak bizim en büyük handikapımız, yöneticilerin hemen hemen her şeyi kontrol etmek istemeleridir. Bir işin başına birini getiriyorsanız, sorumluluğu da o kişiye bırakmalısınız. Her şeyi bulunduğunuz yerden takip edemezseniz. Sürekli yönetim değiştirmeye kalkarsanız, dönen bir tekerleğe çomak sokmuş olursunuz. Amacınız bir şirketi batırmaksa, onu yapmak çok kolay. Önemli olan bir şirketi satın alma sonrası eski karlılığıyla devam ettirmek ve daha yüksek karlılık oranlarına ulaştırmaktır. Biz birim yöneticilerimize ölçülebilir hedefler koyuyoruz. Personelimize yönelik olarak da, hedeflerine ulaşabildikleri ölçüde ödül sistemi uyguluyoruz" dedi. Ersoy'un konuşmasının ardından kendisine soru yöneltme şansı da bulan katılımcılar, program sonrasında düzenlenen kokteylde de birbirleriyle tanışma imkanına sahip oldular. Sertifika programının ikinci haftasında ise 1 Kasım Pazar günü saat 14:00'te İşbank AG Genel Müdürü Nevzat Burak Seyrek konuşacak. European School of Economics'in Homburger Landstr. 285 Frankfurt adresinde bulunan binasında gerçekleştirilecek olan seminer, herkesin katılımına açık olacak. [gallery link="file" ids="347162,347169,347167,347170,347168,347155"]