CSU harekete geçti: İmamlar için Almanya şartı
Almanya’da beş milyondan fazla Müslüman yaşıyor ve camilerdeki dini rehberlik büyük ölçüde imamlar aracılığıyla yürütülüyor. Ancak bu imamların önemli bir bölümünün Almanya’da yetişmediği, yurt dışındaki Müslüman çatı örgütleri tarafından ülkeye gönderildiği biliniyor. Yetkililere göre sorun yalnızca bu değil; zaman zaman Yahudi karşıtlığı yayan isimlerin de camilerde görev alması güvenlik ve toplumsal uyum açısından ciddi risk oluşturuyor. Bu tablonun değişmesi gerektiği görüşü giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor.
Son örnekler endişeyi artırdı
Aralık ayında Münih’te bir camide vaaz veren Mısırlı vaiz Omar Abdelkafi, daha önce internette Hamas’a destek içeren açıklamalarıyla gündeme gelmişti. Bir diğer olayda ise Bremen kenti, yıllar süren hukuki mücadelenin ardından Ağustos 2025’te selefi görüşleriyle bilinen bir vaizi sınır dışı etmeyi başardı. Söz konusu vaizin silahlı mücadele çağrıları yaptığı ve Yahudilere yönelik nefreti körüklediği iddia edildi.
CSU’dan sert çıkış
Yaşanan gelişmeler üzerine Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) harekete geçti. Partinin Bavyera Eyalet Meclisi’ndeki grup başkanı Klaus Holetschek, camilerin nefret söyleminin yayıldığı alanlar olamayacağını vurguladı. Holetschek, “Camilerde Yahudi düşmanlığına asla yer olmamalı. Almanya’daki Yahudilerin korkmadan eğitim alabilmesi, çalışabilmesi, ibadet edebilmesi ve hayatını sürdürebilmesi bizim sorumluluğumuzdur” dedi.
Holetschek’e göre çözüm net: İmamların Almanya’da, İslamcı yapıların etkisinden uzak şekilde yetiştirilmesi ya da göreve başlamadan önce zorunlu entegrasyon eğitimlerinden geçmesi gerekiyor.
“Genel bir suçlama değil”
CSU Meclis Grubu, Çarşamba günü toplantısını dayanışma mesajı vermek amacıyla Münih’teki İsrailit Kültür Cemiyeti binasında gerçekleştirdi. Burada konuşan Holetschek, son yıllarda Almanya’ya gelen birçok kişinin, antisemitizmin devlet eliyle desteklendiği ve çocuklara küçük yaşlardan itibaren İsrail karşıtlığının aşılandığı ülkelerden geldiğini söyledi. Bu yaklaşımın Müslümanlara yönelik bir genelleme olmadığını belirten Holetschek, önerinin “etkili önlemenin anahtarı” olduğunu savundu.
İsrailit Kültür Cemiyeti Başkanı Charlotte Knobloch da imamların Almanca vaaz vermesinin önemine dikkat çekerek, “Ne anlatıldığını Almanca olarak anlayabilmek son derece önemli” değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa hahamlarından destek
CSU’nun girişimi Avrupa’daki Yahudi dini liderlerden de destek gördü. Avrupa Hahamlar Konferansı Başkanı Pinchas Goldschmidt, yabancı ülkelerden yönlendirilen nefret vaizlerinin ve aşırı uç ağların etkisinin uzun süre hafife alındığını söyledi.
Konferans, CSU ile benzer şekilde, Avrupa genelinde görev yapan tüm dini temsilciler için zorunlu bir sertifikasyon süreci talep ediyor. Goldschmidt’e göre bu süreci tamamlayan din görevlilerinin demokrasiye, hukuk devletine, eşitliğe, din özgürlüğüne ve toplumsal birlikteliğe açık biçimde bağlılık göstermesi ve bunu günlük yaşamlarında da ortaya koyması gerekiyor.