Almanya İç İstihbarat Başkanı Sinan Selen: Hibrit tehditlerle karşı karşıyayız

Almanya İç İstihbarat Başkanı Sinan Selen: Hibrit tehditlerle karşı karşıyayız
Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Sinan Selen, Deutsche Bahn kesintisi sonrası siber tehditler, yapay zeka riskleri, dijital egemenlik ve güvenlik kurumlarının koordinasyonunu değerlendirdi.

Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Sinan Selen, Alman demiryolu şirketi Deutsche Bahn’da yaşanan geniş çaplı iletişim kesintisinin ardından siber tehditler, yapay zekanın etkileri ve güvenlik kurumlarının hazırlıkları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Selen, son dönemde Almanya’ya yönelik faaliyetlerin yoğunluğuna dikkat çekse de her olayın doğrudan bir saldırı olarak yorumlanmaması gerektiğini vurguladı.

Deutsche Bahn’ın telsiz ağının geç saatlerde devre dışı kalması ve tren seferlerinin durma noktasına gelmesi sonrası ilk akla gelen ihtimallerden birinin siber saldırı olduğunu belirten Selen, Avrupa genelinde giderek büyüyen hibrit tehdit ortamına işaret etti. Siber operasyonların yanı sıra sabotaj ve bilgi manipülasyonunun da tehdit unsurları arasında yer aldığını söyleyen Selen, bazı ülkelerde bu faaliyetlerin cinayetlere kadar uzandığının görüldüğünü ifade etti.

Ancak bu tür olaylarda acele sonuçlara varılmaması gerektiğini belirten Selen, her aksaklığın arkasında bir düşman aktör aramanın yanlış olacağını dile getirdi.

Her arıza saldırı anlamına gelmiyor

Selen, yaşanan bazı olayların teknik hata, sistem arızası ya da kaza kaynaklı olabileceğini belirterek, "Durum değerlendirmesini soğukkanlı ve net bir akılla yapmak zorundayız ve gerçekte ne yaşandığını doğru analiz etmeliyiz" dedi.

Deutsche Bahn’daki son kesintinin şu aşamada kendi kurumunun görev alanına giren bir olay izlenimi vermediğini kaydeden Selen, güvenlik kurumlarının olayları dikkatli şekilde değerlendirdiğini söyledi.

Kurumlar arasında bilgi akışı hızlandı

Almanya’daki güvenlik kurumları arasındaki koordinasyonun son yıllarda belirgin şekilde güçlendiğini ifade eden Selen, Potsdam’daki Hasso Plattner Enstitüsü’nde Federal Kriminal Dairesi (BKA) ve Federal Bilgi Güvenliği Dairesi (BSI) yetkilileriyle yan yana çalıştıklarını anlattı.

Federal İstihbarat Teşkilatı (BND) ile de benzer bir iş birliği yürütüldüğünü belirten Selen, kurumların birbirlerini düzenli olarak bilgilendirdiğini söyledi. Yaşanan olaylarda hangi kurumun devreye gireceğinin hızlı biçimde belirlendiğini aktaran Selen, ortak hibrit savunma merkezinin kurulduğunu ve özel sektörün de bu yapıya dahil edileceğini açıkladı.

Yapay zeka tehditleri hızlandırıyor

BSI Başkanı Claudia Plattner’ın yapay zekaya ilişkin değerlendirmelerine de değinen Selen, geçmişte bir saldırganın sistemdeki açığı keşfetmesi ile saldırıya geçmesi arasında ortalama 47 gün bulunduğunu, bugün ise bu sürenin yaklaşık 14 güne düştüğünü söyledi.

Yapay zekanın eğitimden sağlık teknolojilerine kadar çok sayıda fırsat sunduğunu belirten Selen, buna karşın risklerin de büyüdüğünü ifade etti. Yapay zekanın verileri çok daha kısa sürede işleyerek sonuç üretebildiğini söyleyen Selen, bunun hem savunma hem de saldırı tarafında süreçleri hızlandırdığını kaydetti.

Selen, "Yapay zekanın sunduğu imkanlardan yararlanmak zorundayız ancak riskler de artıyor. Önümüzde oldukça hareketli bir dönem var. Bunu açıkça söylemek gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Kurumun teknoloji tercihleri hakkında ayrıntı vermekten kaçınan Selen, farklı çözümleri değerlendirdiklerini ve modern bir istihbarat servisinin ihtiyaç duyduğu kabiliyetleri sağlayıp sağlamadıklarını incelediklerini söyledi. Amaçlarının belirli bir ürüne bağımlı kalmamak olduğunu vurgulayan Selen, tehditleri ve bağlantıları erken aşamada tespit edebilecek sistemlere ihtiyaç duyduklarını belirtti.

Dijital egemenlik vurgusu

Açık kaynak teknolojilerin de değerlendirildiğini ifade eden Selen, kurum bünyesinde çok sayıda yaratıcı uzmanın görev yaptığını söyledi. Kendi çözümlerini geliştirmenin mümkün olduğunu ancak bunun yüksek maliyet ve emek gerektirdiğini belirten Selen, piyasadaki seçeneklerin de incelendiğini kaydetti.

Özellikle sohbet botları ve yapay zeka sistemleri söz konusu olduğunda verilerin nereye aktarıldığının büyük önem taşıdığını vurgulayan Selen, kullanılan teknolojilerin arkasındaki şirket, yaklaşım ve menşe ülkenin bir istihbarat kurumu açısından kritik faktörler olduğunu ifade etti.

Yasal düzenlemelerin teknolojik gelişmelere yetişmekte zorlandığını da belirten Selen, bilişim sektöründeki yenilik döngülerinin aylarla ölçüldüğünü, buna karşılık yeni yasaların hazırlanmasının çok daha uzun sürdüğünü söyledi. Bu nedenle teknolojiye değil ilkelere odaklanan, esnek yasal çerçevelerin oluşturulmasının önemine dikkat çekti.

Yapay zekanın sistemlerdeki zayıflıkları tespit etme ve bunlardan yararlanma kapasitesini ciddi ölçüde artırdığını ifade eden Selen, aynı teknolojinin savunma mekanizmalarının geliştirilmesinde de kullanılabileceğini belirtti. Bu yeteneklerin yalnızca belirli ülkelerin ya da şirketlerin kontrolünde olmaması gerektiğini söyleyen Selen, dijital egemenlik konusunun daha da güçlendirilmesi çağrısında bulundu.