SPD’li vekil Dilek Engin, AfD’nin okul ve dernek inisiyatiflerine yönelik planını ifşa etti
Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) Eyalet Parlamentosu SPD Milletvekili ve Eğitim Politikaları Sözcüsü Dilek Engin, AfD’nin eyalet meclisine sunduğu okul önergesine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Artı49’dan Barış Atmaca'ya konuşan Engin, önergedeki en tehlikeli maddelerden birinin, okullarda faaliyet gösteren dernekler, girişimler ve sivil toplum kuruluşları için kamuya açık bir kayıt sistemi oluşturulması olduğunu söyledi.
Engin, demokrasi eğitimi veren girişimler ile ırkçılığa karşı çalışan kuruluşların kayıt altına alınmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, “Biz bunu 80-90 sene önce Almanya’da yaşadık. AfD’ye sordum: Siz bu listelerle ne yapacaksınız?” ifadelerini kullandı.
SPD’li siyasetçi, söz konusu talebin yalnızca bir şeffaflık uygulaması olarak değerlendirilemeyeceğini, sivil toplumu gözetim altına alma girişimi anlamına geldiğini savundu. Engin’e göre önerge kapsamında hangi kuruluşların hangi okullarda faaliyet yürüttüğü, nasıl finanse edildiği ve hangi materyalleri kullandığı gibi bilgilerin kamuya açık hale getirilmesi isteniyor.
“Tarafsızlık söylemi bir araç olarak kullanılıyor”
AfD’nin önergesinin görünürde okullardaki siyasi tarafsızlığı korumayı amaçladığını belirten Engin, metnin içeriğine bakıldığında farklı bir hedefin ortaya çıktığını söyledi.
AfD’nin tarafsızlık ilkesini kendisine yönelik eleştirileri engellemek için kullandığını ifade eden Engin, bir sivil toplum kuruluşunun AfD’yi eleştirmesi halinde bunun siyasi kampanya olarak damgalanmak istendiğini belirtti. Bu yaklaşımın demokratik tartışmayı korumadığını, aksine demokratik tartışma ortamını daralttığını dile getirdi.
Engin, AfD’nin asıl amacının aşırı sağcılıkla mücadele eden ve demokratik değerleri güçlendiren projeleri okullardan uzaklaştırmak olduğunu savundu. Öğretmenler ve okul yöneticileri üzerinde baskı oluşturabilecek bürokratik süreçlerin ve denetim mekanizmalarının da bu amaca hizmet ettiğini öne sürdü.
“Aşırı sağcılığı eleştiren herkes hedef alınıyor”
Dilek Engin, önergenin siyasi tarafsızlıkla değil, siyasi yıldırmayla ilgili olduğunu söyledi. AfD’nin öğretmenlerin daha çekingen davranmasını, okul yöneticilerinin demokrasi projelerine izin verirken tereddüt yaşamasını ve demokrasi girişimlerinin genel şüphe altında bırakılmasını istediğini savundu.
Engin, aşırı sağcılığı eleştiren herkesin taraflı olmakla suçlanmasının hedeflendiğini belirterek, bu nedenle önergeye karşı çıktığını ifade etti.
AfD’nin gazetecilere, bilim insanlarına ve demokratik kurumlara yönelik tutumunu da eleştiren Engin, partinin bir yandan bu kesimlere yönelik saldırgan söylemler kullandığını, diğer yandan kendisini siyasi adaletin savunucusu gibi göstermeye çalıştığını söyledi.
Mecliste hakaret ve “faşist” suçlaması
Eyalet parlamentosundaki konuşması sırasında AfD sıralarından yoğun tepkiler geldiğini anlatan Engin, konuşmasının başından sonuna kadar sözünün kesilmeye çalışıldığını ve hakaretlere maruz kaldığını belirtti.
AfD’lilerin kendisine yönelik “faşist” suçlamasında bulunduğunu söyleyen Engin, bunun kendisini şaşırtmadığını ifade etti. Engin, “Gerçekleri dile getiren kişiyi hedef göstermek ve tartışmanın özünden kaçmak AfD’nin sık başvurduğu bir yöntem” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmasında AfD’nin gençlik yapılanmasına ilişkin anayasa koruma kurumlarının değerlendirmelerini de hatırlattığını belirten Engin, demokratik hukuk devletini savunma konusunda AfD’nin güvenilir bir konumda olmadığını savundu.
Türk kökenli seçmenlere uyarı
AfD’nin politikalarının özellikle göçmen kökenli topluluklar tarafından dikkatle incelenmesi gerektiğini belirten Engin, bazı Türk kökenli seçmenlerin partinin programının içeriğini yeterince bilmeden destek verebildiğini söyledi.
AfD’nin demokrasiyi savunan kişi ve kuruluşları kayıt altına almak istemesinin Almanya açısından ciddi bir tartışma konusu olduğunu vurgulayan Engin, okullarda ifade özgürlüğü ve demokrasi eğitiminin korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.
Engin ayrıca, öğrencilerin manipülatif öğretimden korunmasını esas alan Almanya’daki eğitim ilkelerinin demokratik eğitim açısından temel bir rol oynadığını belirterek, AfD’nin önergesinin bu anlayışla çeliştiğini savundu.