Ahmet Hakan'dan Dilan Polat yorumu: Meydan okudular ama kime meydan okudukları belli değildi...

Ahmet Hakan'dan Dilan Polat yorumu: Meydan okudular ama kime meydan okudukları belli değildi...

Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, son günlerde kamuoyunda tartışılan Dilan Polat'la ilgili bir yazı kaleme aldı.

Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, bugün yayımlanan yazısında gündemde bir süredir yer tutan Dilan Polat’ı kaleme aldı.

Hakan yazısında '' Meydan okudular ama kime meydan okudukları belli değildi. Yumruk sıktılar ama meçhul odaklara karşı. Küstahlaştılar ama karanlık dehlizlere karşı.'' ifadelerini kullandı.

İşte Ahmet Hakan'ın yazısının tamamı:

Çağımız gösteriş çağı.

Gösterilmemiş zenginliğin, zenginlikten sayılmadığı berbat bir dönemde yaşıyoruz.

Artık lüks bir hayat yaşamak yetmiyor. “Videosunu paylaşamadığım lüks hayatı ben ne yapayım” anlayışı, parayı bulanın şiarı haline gelmiş durumda.

*

Dilan Polat isimli şahıs, işte bu gösteriş anlayışını iyice mübalağa ederek yükseğe, en yükseğe çıkarmaya çalıştı.

Ortalığa para saçmalar, dolar buketleri yapmalar, hediye özel uçaklar falan.

Gösteriş olayını, resmen ve alenen binlerce tık öteye taşıdı.

*

Dilan Polat ve ekibi, bu ölçüsünü epey aşmış gösterişe şöyle bir şey katmayı da ihmal etmedi:

Tuhaf, gerekçesiz, anlamsız bir öç alma duygusu. “Çatla” diye haykıran videolar, “Ohhh canıma değsin” diye paylaşımlar falan.

*

Herkesin kendini gösterişe vurduğu bir dönemde bile herkese fazla geldi bu gösteriş.

Mübalağa edilmiş gösteriş, mübalağa edilmiş bir dikkatle karşılandı.

*

Mübalağa edilmiş dikkatin sonucu ise şu oldu:

Tüm ülke değirmenin suyunu merak etti, işin içinde ne olduğunu sorgulamaya başladı. Bazıları gelirin kaynağına inmeye kalkıştı. Bazıları da vergisinin durumuna odaklandı.

*

Ve olay Dilan Polat ve ekibi açısından muazzam bir krize dönüştü.

Böyle bir kriz karşısında insan ne yapar?

“Biraz geri çekilelim. Galiba biraz fazla abarttık, biraz fazla dikkat çektik. İşin eğlencesi kalmadı. Milleti kendimize düşman ettik” türü bir yaklaşım geliştirir değil mi?

Yok, hayır. Bunu yapmadılar. Tam tersine üstüne üstüne gittiler ailece.

Meydan okudular ama kime meydan okudukları belli değildi. Yumruk sıktılar ama meçhul odaklara karşı. Küstahlaştılar ama karanlık dehlizlere karşı.

Hatta içlerinden biri, en kaba biçimde meydan okurken uyuşturucu kullandığını haykırmaktan bile çekinmedi.

*

Üç gündür şunu düşünüyorum:

Kıvamında, kararında, dengeli bir gösterişçilikle mutlu - mesut yaşamlarını sürdürebilirlerdi.

Neden böyle bir azgın gösterişçilik yolunu seçtiler acaba?

*

Var mı bu konuda sosyolojik mosyolojik bir saptaması olan? Varsa bana yazabilir mi?

HABERE YORUM KAT
1 Yorum