'Zeytin hayattır, zeytinime dokunma!' toplantısında binler haykırdı...
Zeytinliklerin enerji madenciliğine açılmasını sağlamak için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen Maden Yönetmeliği değişikliğine karşı, 12 Mart Cumartesi günü, EGEÇEP Platformu ve Çeşme Çevre Platformu çağrısı ile “zeytinler katledilmesin” diyenler bir araya geldi. Zeytinlerin katledilmesine karşı olan vatandaşlar, 70’e yakın sivil toplum örgütü, ekoloji dernekleri, doğa dernekleri, odalar, kent konseyleri toplantıya katılacaklarını bildirmişlerdi.
İktidarın “Zeytinleri katletmek” için 7 defa değiştirmeye çalıştığı ancak tüm partiler tarafından kabul edilmeyen kanunu arkadan dolaşarak değiştirmesi ve zeytinlerin maden için yok edilmesinin önünü açması İzmir’de binlerce katılımcı tarafından protesto edildi. Türkiye’nin en büyük “Zeytinime Dokunma” toplantısına yaklaşık 1500 kişi katıldı, trafik tıkandı.

Maden Yönetmeliği değişikliğine karşı, 12 Mart Cumartesi günü, EGEÇEP Platformu ve Çeşme Çevre Platformu çağrısı ile “zeytinler katledilmesin” diyenler bir araya geldi.
Toplantıya Zeytinlerin katledilmesine karşı olan vatandaşlar, zeytin çiftçileri, 100’e yakın sivil toplum örgütü, ekoloji dernekleri, doğa dernekleri, sporcular, odalar, kent konseyleri toplantıya katıldı.

Açıklamada ayrıca Çeşme Bel.Bşk. Ekrem Oran, Seferihisar Bel.Bşk. İsmail Yetişkin, Balçova Bel.Bşk. Fatma Çalkaya, Karaburun Bel.Bşk. İlkay Girgin Erdoğan, Konak Bel.Bşk. Abdül Batur, Karşıyaka Bel.Bşk. Cemil Tugay, Güzelbahçe Bel.Bşk. Mustafa İnce, meclis üyeleri, İzmir milletvekilleri Tacettin Bayır, Özcan Purçu, Murat Çepni de dahil oldu.

“DOĞADAN YANA İKTİDARA ÇOK YAKINIZ”
İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer: “Bugün İstiklal Marşı'mızın kabulünün 101. yılı. Bu marş, Kurtuluş Savaşı destanının yaşandığı günlerde ortaya çıkmıştır. Dönemin acılarını, umutlarını içinde taşır ve 'korkma!' diye başlar. Korkmuyoruz!, Doğaya sahip çıkmak hayata sahip çıkmaktır”
Soyer “Zeytin ağaçlarının sahibi biz değiliz onlar bizim sahibimiz, biz geçiciyiz onlar ise kalıcı. Korkmuyoruz, yaşamı hayatı savunmaya, doğayı savunmaya devam edeceğiz.” dedi.

“HAİNLİK YAPANLARIN KARŞISINDA OLACAĞIZ”
Basın açıklamasını mitinge katılan bütün platformlar adına Çeşme Çevre Platformu Sözcüsü Dr.Ahmet Güler okudu. Güler “Bölgemizin en önemli tarım girdisi zeytinciliğe bir darbe daha vuruldu. İktidar, bölgede savaş sürerken ve kamuoyu savaşa kitlenmişken TBMM’den 8 defa geri dönmüs “Zeytinleri madenlere kurban etme kanununu arka kapıdan geçirdi ve zeytinliklerimizi, tarımsal alanları, doğal varlıkları vahşi sermayeye talan ettirme peşinde” Bize ait bu topraklarda bu hainlikleri yapanların karşısında olacağız,
Unutulmasın! Barışın simgesini yok etmeye çalışanlar, kendi savaşları içinde yok olacaklar” ifadelerini kullandı.

“ZEYTİN BİZİM KUTSALIMIZDIR”
Türkiye Mimar Mühendis Odaları İzmir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Aykut Akdemir yönetmeliğin iptaline için karşı dava açtıklarını belirtti ve “Kutsal zeytinimize kimse dokunamaz, yaşam alanları ranta teslim edilemez” dedi.
Organizatörler ve güvenlik güçleri tarafından eşlik edilen ve olaysız ve barışsal bir biçimde süren toplantıda merkezi yönetimin “Zeytin Katliam Yasasını” geri çekmesi ve zeytinleri rahat bırakması talep edildi. Toplantıya katılan “Ağaçlara Şarkı söyleyen” kadınlar Grup Dost Yürek, zeytin mücadelesi için 12 Mart eylem günü için özel besteledikleri şarkıyı seslendirdiler.
Yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
Bölgemiz çiftçilerinin en önemli gelir kaynaklarından olan zeytinciliğe yeni bir darbe daha vurulmak isteniyor! Zeytinliklerimiz enerji ve maden şirketlerinin yağma ve talan projelerine açılmak isteniyor!
1939 yılında çıkartılan ve Zeytinliklerimizi koruyan 3573 Sayılı ZEYTİNCİLİĞİN ISLAHI VE YABANİLERİNİN AŞILATTIRILMASI HAKKINDA KANUN’u daha önce 8 kez değiştirmeye çalışan enerji ve maden lobileri, yasayı değiştiremeyince çareyi bu kez Maden Yönetmeliğini değiştirtmekte buldu.
01.03.2022 tarih ve 31765 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan “Maden Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile zeytinlikler iktidar tarafından enerji ve maden projelerine, kömüre feda edilmek isteniyor.
Bizler daha ne oluyor derken bu yönetmelikten tam 4 gün sonra 05.03.2022 tarihinde bu sefer Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 31769 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak KORUNAN ALANLARIN TESPİT, TESCİL VE ONAYINA İLİŞKİN USUL VE ESASLARA DAİR YÖNETMELİKTE değişiklik yapılıp, Nitelikli Koruma Alanlarında Rüzgar, Güneş ve Hidroelektrik santrallerinin yapımına da izin verildi.
İktidar, tam da ülkemizin yanı başında bir savaş sürerken ve dikkatlerimiz bu savaşa yönelmişken bu değişikleri gerçekleştirerek zeytinliklerimizi, tarım alanlarımızı, doğal varlıklarımızı talanın yolunu açtı.
Eğer biz Anayasal bir Hukuk Devleti isek; Yasalar Anayasaya, Yönetmelikler ise Yasalara aykırı düzenlenemez. O zaman bu yönetmelik değişikliği tam bir HUKUKSUZLUK’tur. 2017 tarihli Maden Yönetmeliği zaten gerekli istisnaları madencilik lehine vermişken, 1 Mart 2022 tarihli yönetmelik değişikliği ile Ege’de ve de ülkemizin her yerindeki zeytinliklerimizin talanına normlar hiyerarşisine aykırı bir şekilde yeni bir yasal kılıf hazırlanmaktadır.
Zeytin bütün kutsal metinlerde, dinlerde, edebi eserlerde kutsaldır! O "ölmez ağaç"tır. Binlerce yıldır Anadolu insanının en kadim dostu, geçim kaynağı, can damarıdır.
Zeytinliklerimizin ölüm fermanı olacak olan bu değişikliği asla kabul etmiyoruz. Kutsal ve ölümsüz zeytin ağacını kömüre, taş ocaklarına, madenlere kurban ettirmeyeceğiz.
Kanunları değiştirmeyi başaramayan şirketler bu kez de Yönetmeliklerle amaçlarına ulaşmaya çalışıyor. Gerekçeleri ise enerji madenciliği için kamu yararı imiş. Gerçekte kimin yararı? Enerji ve maden şirketleri zeytinliklerimizde daha rahat at koşturacak. Zeytin mi üstün kamu yararıdır kömür mü? Şu ana kadar açtığımız birçok davada Bakanlıklar tarafından verilen kamu yararı kararı, yargı tarafından “üstün kamu yararı doğayı ve tarım alanlarını korumaktır” gerekçesiyle bozulmuştur.
Kazdağları örneğinde de görüldüğü gibi, değişiklikte yer alan “madencilik faaliyeti yürütecek kişinin faaliyetlerin bitiminde sahayı rehabilite ederek eski hale getireceğini taahhüt etmesi şartıyla” ifadesinin koruyucu hiçbir etkisi yoktur.
Taahhütlere uyulması konusunda günümüze kadar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının da Tarım ve Orman Bakanlığının da somut hiçbir yaptırımı olmamıştır. Bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda göstermelik yapılan birkaç rehabilitasyon çalışması doğal alanlarımızın yok edilmesinden sonraki yapay alanlar olarak gösterilmektedir.
1 ağaca karşı 5 ağaç dikeceğiz diyorlar. Madem bu yeni ağaçları dikebilecek tarım arazimiz var diye zeytin ağaç varlığını arttırmıyoruz.
Zeytinlik bir taşınmaz tarım arazisi vasfıdır. Üzerindeki Zeytin ağaçlarının taşınarak vasfının değiştirilmesi normal karşılanabilecek bir durum değildir. Bu bilimsel olarak ta kabul edilemez bir zorlamadır. Bunun bir zamanlar inşaat için fay hattını taşıyan zihniyetten hiçbir farkı yoktur.
Enerji ve madencilik madencilik projelerinin iklim değişikliğine olan etkisini hepimiz biliyoruz. Daha yeni Paris Anlaşmasını imzalayarak kömürlü enerji santrallerinin terkedilmesi konusunda taahhüt vermediniz mi?
Zeytin ağaçlarımızın yok edilmesi, orman varlığımızın tahrip edilmesi, havamızın kirletilmesi, sağlıklı gıdaya erişim hakkımızın ihlal edilmesi ve iklim krizine karşı kırılganlığımızın arttırılması, kabul edilemez
Biz dost örgütler, meslek odaları, STK’lar, çevre gönüllüleri kısaca bu toprakların sevdalıları zeytinimize, tarım alanlarımıza, doğamıza yani yaşama sahip çıkıyoruz. Yaşadığımız bu doğayı ve toprakları korumak için mücadelemiz omuz omuza artarak devam edecektir. Bu saldırılar bitene kadar her karış toprağında bu hainlikleri yapanların karşısında olacak, hukuk tanımazlara karşı her zaman hukukun üstünlüğünü savunarak geleceğimize sahip çıkacağız.
Unutulmamalıdır ki barışın simgesini yok etmeye çalışanlar kendi savaşları içinde yok olacaktır.