“Türkçe medya” her hafta masada: Avrupa’daki Türkçe medyanın izleyicisi olacak mı?

“Türkçe medya” her hafta masada: Avrupa’daki Türkçe medyanın izleyicisi olacak mı?

Avrupa’daki Türk gazetecilerin örgütlendiği ATGB, Türkçe medyayı tam 19 hafta boyunca pazar günleri canlı yayınla masaya yatırıyor.

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği’nin (ATGB)  “Türkçe varsa Türkçe medya da var” adlı sempozyumu kapsamında düzenlenen ilk toplantıda uzmanlar ve gazeteciler Türkçe yayın yapan gazete, radyo ve televizyonları masaya yatırdı. Sosyal medya üzerinden binlerce takipçinin izlediği programda Avrupa’daki Türkçe yayınlarda kullanılan dilin, Türkiye’deki medyanın etkisi altında kaldığına ve yeterince düzgün Türkçenin aktarılmadığına işaret edildi.

Türkçe medyanın varlığının “Türkçe”nin varlığıyla bağlantılı olduğuna işaret eden konuşmacılar, çocuk yaştan itibaren düzgün ve doğru Türkçenin öğretilmesi ve Alman okul sisteminde de Türkçe derslerinin yer alması gerektiğini belirtirken, Türkoloji bölümlerinin çoğaltılmasını, Avrupa üniversite sisteminde Türkçe öğretmenlerinin yetiştirilmesi için çaba harcanmasını istediler.

İslam din derslerinin Türkçe derslerinin kaderiyle oynadığına da işaret edilen konuşmalarda, Türkçeye sahip çıkmada en başta anne ve babaların sorumluluk taşıdığı vurgulandı. Bununla birlikte sivil toplum örgütlerinin ve her iki ülke devletlerinin çocukların Türkçe eğitimi için gerekeni yapması gerektiği de kaydedildi.

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Belçika Temsilcisi gazeteci Fikret Aydemir’in yönetiminde gerçekleştirilen dijital toplantıda konuşmacıların aktardıklarından satır başları şöyle:

image001.png

TÜRKÇE OKULDA ÖĞRENİLİR

Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ersoy Soydan:

Dil ve kültür canlı bir varlık. Kültürü de gelecek kuşaklara dil aktarabilir. Ne kadar işlevsel kullanırsak. Türkçeyi de o kadar düzgün kullanırız. Jöntürkler döneminde başlayan ardından  Türk İşgücü Anlaşması çerçevesinde başlayan bir göç serüveni var. İlk etapta Avrupa’daki Türklere TRT’nin gönderdiği programlardan söz etmek mümkün. Türkçe 90’lara dek düzgün yansıtılıyordu diyebilirim. Özel yayıncılıkla başka türlü Türkçeye gitmeye başladık. Avrupa merkezli 12 televizyon tespit ettim. Türkiye’den yayın yapan ve Avrupa’dan izlenen 500 Türk kanalı var. Türkçe’nin yaşatılmasına sebep olabiliyor. Dil canlı bir varlık. Türkçe yayınların Avrupa’daki Türklerin Türkçesinin devamını sağladığını söylemek gerekiyor. Kültür ve dil ise okullarda öğretilmeli. Özellikle genç kuşaklar için bu dil eğitimi büyük önem taşıyor. Dijitalleşen dünyamızda ise Türkçe medyanın bu değişime ayak uydurması gerekiyor. Avrupa’daki Türkçe medyaya bu kıtadaki insanımız var oldukça her zaman ihtiyaç duyulacaktır. 

TÜRK ULUSAL MEDYASI İLGİSİZ

Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu (FÖTED) Eşbaşkanı Dr. Ali Sak:

Dilimiz ne yazık ki, sosyal medya ortamına uymuş vaziyette. Dilimizde yozlaşma görüyorum.   Yerel gazeteler Türkçenin taşıyıcılığını üstlenmiş gibi görünüyor. Buradan yayın yapan kanallar örneğin Kanal Avrupa, Avrupa’daki Türklerin sorunlarına yönelik programlar yaptığı için daha dikkate alınır gözüküyor. Ulusal medya ise  Avrupa’daki insanımızın ilgi ve sorun alanlarından çok uzak görünüyor. Özellikle de Türkçe konusunda. Avrupa’da Türkçe öğretmeni yetiştiren tek mecra  Essen Üniversitesi. Burada da ne yazık ki Kader Konuk’un devralmasından sonra eksenden kayma görüyoruz. Uyum ve AB-Türkiye işbirliği konularına giriliyor, öğretmenlik eğitiminden uzaklaşılıyor.

İLKOKULLAR İÇİN ÖĞRETMEN

Essen Üniversitesi sadece ortaokul ve lise öğretmenleri yetiştiriyor. İlkokullar için ise öğretmen yetiştiren kurum yok. Veli derneklerinin baskılarıyla önümüzdeki bir iki yıl içinde burada ilkokullar için bir bölüm açılacak. Türkçe bölümünün bu yönetmelikleri uygulamaya geçirmesi gerekiyor. Almanya’nın bazı bölgelerinde hâlâ Türkiye’den gelen öğretmenlerimiz var. 20 yıldır Türkçe dersi verilen liseler dahi ya kaldırmış ya da kaldırma eğiliminde.

“MEDYA ‘TÜRKÇE’ SORUNUNA ÇOK DAHA FAZLA YER VERMELİ”

Buradan medyaya sesleniyorum: Sürekli medyayı, anadilin önemini vurgulaması gerekiyor.  

Türkçe derslerini YTB aracılığıyla imamlara, cami derneklerine kaydırma çabaları Türkçe derslerinin imajını ve yapısını çok olumsuz etkiliyor.

TÜRKÇENİN CEMAATLERE TESLİMİ

İslam din dersleri son dört beş yıldır müfredata girmiştir. Bu derslerin bu statüye alınması anadili derslerini etkilemiştir. Diğer derslerle verilen Türkçe dersleri öğleden sonraya ya da akşam saatlerine kaydırılmış, bu nedenle velilerin isteği azalmış, katılım azalmıştır. 1998’de eyaletimizde 150 bin Türk öğrencimiz vardı yüzde 70’i Türkçe derslerine katılıyordu. Günümüzde 250 bin öğrenci var katılım ise sadece yüzde 40. Derslerin farklı cemaatlere kaydırılması hem Türkçenin hem de Türk toplumun imajını düşürecektir. Yunus Emre gibi vakıfların ise siyaseten bağımsız olması gerekiyor. Hatta Ditib’lerin de. Siyasetten arındırılmış kurumlara ihtiyacımız var.

YAYINLARDA TÜRKÇE DÜZGÜN KULLANILMIYOR

Baden Türk Okul Aile Birlikleri Dernekleri Federasyonu (BTOABD) Başkanı Kemal Ülker:

İnsanlarımız Facebook ve İnstagram'a bakıp haber alıyorlar. Arka planına bakıp zaman ayırmıyorlar. Bu nedenle Türkçeyi düzgün kullanamıyorlar. Bazı gazetelerde ne yazık ki, Türkçenin düzgün olmadığına da şahit oluyoruz. Türkçe dersleri öğretmenlerinin burada yetişmesi çok önemli. Bizim bölgemizde Türkiye’den gelen öğretmenler var. Uzun vadede öğretmenlerin burada yetişmesi ve politik değişim olması gerekiyor.

“ÖĞRETMENLERİMİZE SINIFLARA SİYASET TAŞIMADIKLARI İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUZ”

Okullardaki siyaseti Almanya’daki sınıflara yansıtmadıkları için öğretmenlerimize çok teşekkür ediyoruz. Çünkü ters etki yaratır ve sorun yaşarız. Biz kültürümüzden kopmayacağız, köklerimiz hâlâ çok bağlıyız. Bunun için Türkçe medyaya da ihtiyaç var. Günün birinde dönebileceğimiz yer olan Türkiye ise, anadillerini de iyi öğrenmek zorundalar. Türkçe basının kaliteli ve düzgün Türkçe kullanması da bizim için çok önemli.

BAŞLIKLAR SANSASYONEL VE BULMACA GİBİ

Batı Alman Radyo Ve Tv Kurumu Wdr Türkçe Servisi Koordinatörü Tuncay Özdamar:

Türkiye'de konuşulan dil bile bizi buradan etkiliyor. Garip gelenekler oluştu. Başlıklar bulmaca verir gibi atılıyor. Ya da “Erdoğan’dan çok önemli açıklamalar” gibi sansasyon havası yaratma söz konusu. Alman medyasında “Merkel’den çok önemli açıklamalar” diye bir başlık göremezsiniz. Bir de kalıplaşmış söylemler çok. Bu coğrafyada, bu noktada gibi. Bunlar medyanın Türkçenin iyi kullanmadığına işaret eden örnekler. Köln Radyosu 1964’ten bu yana yayında. Sosyal medyada da dinleyicilerimize ulaşmaya çalışıyoruz. Duru Türkçe kullanmaya çalışıyoruz. Kısa cümleler olmasına dikkat ediyoruz. Gelen metinleri her zaman kontrol ediyoruz.

ÇEVİRİ KOKAN METİNLERE İZİN VERMİYORUZ

Türkçe birkaç dilden etkilenen bir dil. Farsça, Arapça, Fransız, İngilizce hatta Almanca da girmiş. Öztürkçeye de dikkat ediyoruz. Yaptığımız metinler çeviri kokmasın. Dolayısıyla Alman medyasından etkiliyoruz. Şiddet içeren kelimelerden kaçınıyoruz: Tetikledi, bomba etkisi gibi sözcükler kullanmamaya dikkat ediyoruz.

Türkler Avrupa’da yaşadığı sürece Türkçe medyaya da ihtiyaç olacaktır. Türkiye’deki bir olay Avrupa’da yankı buluyor. Türkçe medyaya bu nedenle de ihtiyaç olacaktır.

GEZİ’DEN SONRA AVRUPA’YA GELENLER

Son dönemde olduğu gibi Türkiye’den gelen bir göç dalgası var. Özellikle de Gezi olaylarından sonra. Özellikle de eğitim ve kültür seviyesi yüksek insanlarımız gelmeye başladı. 'Almanya’nın  Yenileri' diye yer açtık. Buradan yeni gelenlere yön verecek basın-yayın organlarına ihtiyaç var. 20 yıl önceki medya yok. Tamamen iktidarın eline geçmiş bir medya ile karşı karşıyayız. Macron’la sürtüşme Türk medyasında başka yansıtılıyor Avrupa medyası daha tarafsız bakmaya çalışıyor. Bu nedenle de Avrupa’daki Türkçe medyaya ihtiyaç var. Ne yazık ki, Türkiye’den yapılan habercilikte teyit almadan habercilik baskın.

SORUNLARIN DÜĞÜMLENDİĞİ ASIL MESELE EĞİTİM

Bund Bik ve  TOAB Esslingen-Nürtingen e.V. Başkanı Güven Toymaz:

Türk basınında Türkçe kullanımında eksiklikler görüyoruz. Ancak titizlik gösteren az sayıda yayın da var. Dijitalleşmenin Türkçeyi nasıl etkileyeceğini şimdiden görüyoruz. Geleneksel medyaya hâlâ ihtiyaç olacak mı? Avrupa’da nüfusumuz 5,5 milyonu geçmiş durumda. 20 yaşını geçmiş gençlerin sayısı 800 bini aşmış durumda. Bilinçli ve eğitimli Türkleri Türkçenin geleceği kaygılandırıyor. Çocuklarımız hâkim dil Almancayı öğreniyor. Türkçe arka planda kalıyor. Bu alanda aktif ve yoğun çalışmalara hız vermek gerekiyor. Günlük hayatta Türkçeyi canlı tutmak için sürdürülebilir girişimi harekete geçirmek zorundayız. Özellikle Türkçe medya bir kazanımdır. Avrupalı bazı siyasetçiler Türklerin kendi dillerinde medya takip etmesini endişe verici olarak değerlendirse de, bir kısmı da zenginlik olarak kabul ediyor.

Sorunların düğümlendiği konunun eğitim olduğunu görüyoruz.

SANAT VE KÜLTÜR ATAŞELİKLERİ DE GELMELİ

En önemli ve en zor mesele, bir araya gelmek. Toplumun her kesimi el ele vermeli. Türkçe derslerinin yeri okuldur ve müfredattır. Eğitim ataşeliklerinin yanında kültür ve sanat ataşeliklerin de olması gerekiyor. Okul öncesi eğitim ve çift dilli projelere ağırlık vermek gerekiyor. Dini ve siyasi tarafsızlığı olan derneklerin desteklenmesi gerekir. Dersin müfredata alınması ile iş bitmiyor. Dili destekleyici kültür çalışmaları şart.

VELİLER VE STK TEMSİLCİLERİ BİLİNÇLENDİRİLMELİ

Türk devletinin 70’li yıllardan bu yana öğretmen desteğine minnettarız ancak artık tıkanıklık söz konusu. Siyasetten arındırılmış dil ve kültür. Veli akademileri açılarak toplum bilinçlendirilmeli, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin de eğitilmesi bilinçlendirilmesi gerekiyor.   Türkçenin Alman sisteminde yeterince değer görmediğine inanıyoruz. Almanca İslam dersleri manipülasyondur. Türkçe derslerinin yerine koydular. Almanya’da bu yüzden Türkoloji bölümlerine ihtiyacımız var. Hamburg’daki arkadaşlar bu bölüm kaldırılırken eylem yapmaya, örgütlenmeye çalıştılar.  Toplanan kişi sadece 100 kişi oldu. Türkçeye sahip çıkmak için mücadele şart.

CAMİLERDE TÜRKÇE DERSİ Mİ?

ATGB YK Üyesi – Sosyal Pedagog - Gazeteci Ufuk Evla Bostan:

Türkiye’deki redaksiyonlarda Türkçe dil bilgisi kılavuzu kullanılıyor mu acaba? Ne Türkiye ne de Almanya’da gazetelerin buna başvurduğunu hiç sanmıyorum. Türkçe derslerinin yeri ise okullardır. Müfredattır. Erozyona uğrayan diller, hafızasını kaybeden diller arasına girmememiz gerekiyor. İlkokullarda Türkçe dersleri için öğretmenlere ihtiyaç var. Dili besleyen kürsüler açılması gerekir. Örneğin Türk edebiyatı. Bu alanda çalışmalar yapılması gerekiyor. Son yıllarda Alman hükümeti de Türkçe derslerini kısmayı hedeflediler. Türkler de bunun arkasında duramadı. Türkçe derslerinin camilerde verilmesinin teklif edilmesini kim düşünebilirdi? Çocuklara küçük yaştan itibaren Türkçe kitap okuma alışkanlığı aşılamak gerekiyor. Bu çocuklar neden Türkçe öğrenmeli, ebeveynler bilmiyor. Önce onlara anlatmamız gerekiyor.

EĞİTİM, DONANIM VE LİYAKAT EKSİKLİĞİ

Özellikle son 15 yılda dilde yozlaşma olduğunu üzülerek izliyorum. Türkiye’deki medyada liyakat, eğitim, donanım gibi sorunlar hâkim.  Almanya’daki Türkçe medyada durum daha da vahim. Gazetecilikle alakası olmayanlar birçok sebepten dolayı gazetelerde çalışıyor. Gazete yönetiminin ideolojileri dile dahi yansıyor. Adını vermeyeceğim bir gazetede “yarattı” kelimesini kullanmamamız gerektiğini “sadece Tanrının yaratabileceği” uyarısını aldım örneğin.

İNGİLTERE YETERSİZ

ATGB İngiltere Temsilcisi / +49 Haber Portalı, Gözde Sapanlı:

İngiltere’de Kıbrıs ve güneydoğudan gelen aileler ağırlıklı. Ancak son on yılda Ankara Anlaşması ve Tier 2 ile gelenler var. Her grubun Türkçesi farklı. Birleşik Krallık'ta yayın yapan Türklerin kurduğu medya Londra merkezli. Son yıllarda iyiye gidiyor, ancak yetersiz diyebilirim. Bu mecraların diğer büyük şehirlere de kayması gerektiğini düşünüyorum.

Dilde pozitif ifadeler ise çok önemli. İngiltere buna çok dikkat eden bir ülke. Türkçe yayın yapan kanallar var. BBC, Independent gibi kuruluşların  Türkçe servisleri. Buraya gelenlerin artışı ve onların getirdiği kaliteyi görüyoruz.

Mecralar kurumsallaştıkça taleplerinin artacağını düşünüyorum. Belirttiğim gibi gelenlerin profil, değişiyor. Basında birlik içinde hareke etmeleri gerekiyor. ATGB içinde örgütlenmeleri gerekiyor.”

YENİ BİR PLATFORM

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB), “Türkçe varsa, Türkçe medya da var” kampanyası kapsamında 29 Kasım 2020 – 11 Nisan 2021 tarihleri arasında düzenlediği sempozyumu online platformdan başlattı.

Geçen mart ayında  Frankfurt’ta 2 gün üst üste süren bir sempozyum olarak planlanan ancak korona salgını dolayısıyla dijitale çevrilen sempozyum “Avrupa’daki Türkçe medyada anadil düzgün kullanılıyor mu?” başlıklı toplantı ile start aldı.

HER PAZAR FARKLI BAŞLIK ALTINDA TARTIŞMA

ATGB ekibinin yanı sıra basın, siyaset, medya, sanat, kültür ve bilim dünyasından isimlerin katılacağı sempozyum 11 Nisan 2021 tarihine dek her Pazar dijital platformdan farklı başlıklar altındaki toplantılarla devam edecek. Önümüzdeki haftalarda sempozyumda ele alınacak diğer başlıklar ise şöyle:

- Avrupa’daki Türkçe televizyonlar ne kadar Avrupa merkezli yayıncılık yapıyor? Alman televizyonları, 3 milyon Türkçeliyi ölçümlerde yok mu sayıyor?

- Almanya’daki yayınlar finans kaynaklarını nasıl çözüyor? Türkler ne yapıyor? Vakıflar, reklam, abone sistemi vs...

- Avrupa’daki Türkçe medyaya frekans tahsisi neden verilmiyor?

- Türkler hedef kitle olarak ne derece kabul ediliyor?

-Teknoloji , yapısal değişim ve Türkçe medyanın geleceği? Yeni medya modelleri...

- Sosyal medyadaki videolu habercilik / yayıncılık ne durumda?

- İnternet gazeteciliği, bloglar ve sosyal medyanın Türkçe medyaya etkisi?

- Almanya’daki Türkçe medyanın İstanbul eksenli yayıncılıktan kopuşu, Avrupa merkezli yayıncılığa yönelişi.
- Gazetecilikte sektörel dergilerin önemi.

- Türk hükümetlerinin/devletinin Avrupa’daki Türkçe medyaya bakışı.

- Alman devlet radyo ve televizyonlarının ülkedeki Türkçelilere yönelik medya politikaları.

- Türkiye kökenli gazetecilerin Alman medyasının şekillendirilmesine etkisi.

- Yerel Türkçe gazeteler, Türkçe medyanın gerçek kurtarıcıları mı?

- Avrupa’daki sürgün gazetecilerin durumu.

ATGB’den yapılan açıklamaya göre sempozyumun ardından ortaya çıkan Avrupa’daki Türkçe medyanın durumuna ilişkin tablonun belge niteliğinde bir rapora dönüştürülmesi de hedefleniyor.

+49 – STUTTGART

FOTO: Alejandro Escamilla on Unsplash

HABERE YORUM KAT