• BIST 97.670
  • Altın 230,885
  • Dolar 5,8425
  • Euro 6,7545
  • Berlin 17 °C
  • Frankfurt 15 °C
  • Paris 18 °C
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 20 °C
  • İzmir 23 °C
  • Stockholm 14 °C

'Gerekirse Alman hükümetine dava açacağız'

'Gerekirse Alman hükümetine dava açacağız'
Casus dinleme programının Alman bir firma tarafından üretildiğini ve Alman hükümetinin izni olmadan kullanamacağını söyleyen CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Gerekirse Alman hükümetine dava açacağız" dedi.

ANKARA - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Adalet Yürüyüşü'ne katılanların dinlenmesi skandalı ile ilgili çok sert açıklamalar yaptı.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının satır başları şu şekilde:

"Biz bir Adalet Yürüyüşü yaptık. Dünya tarihine geçen bir Adalet Yürüyüşü yaptık. Adalete inandığımız için yaptık biz bunu. Kendimiz için değil, bu ülkede yaşayan 81 milyon insan için yürüdük. Gereksiz yere hapse atılan insanlar için yürüdük. Biz adalet için yürürken... Merkez Yönetik Kurulu toplantılarını yürüyüşe katılanların önünde yaptık. Yani herkesin önünde yaptık.

"Erdoğan, ortağı değilsen bizi dinleyenleri ortaya çıkarmak zorundasın"

Fakat bir gördük ki bizim bütün telefonlarımızı dinlemişler. Bu ahlaksızlığı yapanları ortaya çıkarmalarını istiyorum hükümetin. Buradan söylüyorum Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu ahlaksızlığın ortağı değilsen bizi dinleyenleri ortaya çıkarmak zorundasın. Nokta! Neden Erdoğan diyorum; başka bir yer adres göstermiyorum.

"Bu casus programı Alman hükümetinin izni olmadan başka bir ülkeye satılamaz"

Şunun için; dinlemeyi öngören casus programı Almanya'daki bir firma tarafından üretilmiştir. Firmanın adı gazetelerde yer almıştır. Bu casus programı Alman hükümetinin izni olmadan başka bir ülkeye satılamaz. Bu konuda Alman medyası üzerinde duruyor. Alman hükümetine soruyor. 'Bu casus programını Türkiye'de kime satmak için izin verdiniz' diye. Bunun bilinmesi lazım. Bizim de bunu bilmemiz lazım. Google, 29 gün bu program internette kalınca bunun bir casusluk programı olduğunu keşfediyor ve hemen çekiyor.

"Bu casusluk programını Alman hükümeti Türkiye'de kimlere sattı?"

Şimdi biz merak ediyoruz. Bu casusluk programını Alman hükümeti Türkiye'de kimlere sattı? Bunun ortaya çıkması lazım. Eğer demokrasi diyorsanız, insan hakları diyorsanız, yaşamın gizlililği, adalet, hak, hukuk diyorsanız ortaya çıkarın.

"Gerekirse Almanya'da Alman hükümetine dava açacağız"

Bunlar ortaya çıkarmazsa nereden ortaya çıkacak. Büyük bir ihtimalle Almanya'dan ortaya çıkacak. Alman hükümeti bunu itiraf etmek zorunda kalacak. Biz gerekirse Almanya'da Alman hükümetine dava açacağız.

"'Oğlum, paraları sıfırladın mı?' diye bir lafımız yok"

Bilgi Teknolojileri Kurumu Başbakanlık'a bağlı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu da bunu açıklasın. Acaba onlara mı sattılar bunu? Kime sattılar? Bu programı alıp almadıklarını veya emniyete MİT'e mi sattı Alman hükümeti bunu. Çıksınlar itiraf etsinler. 'Biz bunu aldık, sizi dinlemek için kullandık' desinler. Vallahi dava açmayacağım. Çünkü ortada bir şey yokki. Korkacak bir şeyimiz yok. 

'Oğlum, paraları sıfırladın mı?' diye bir lafımız yok. Malı götürme diye bir şeyimiz yok, yolsuzluğumuz yok, ahlaksızlığımız yok." 

Kürsüye, boynuna taktığı Kubbet-üs Sahra çizimi Türk bayraklı atkı ile çıkan Kılıçdaroğlu, dün dünya tarihinin önemli olaylarından birisinin yaşandığını, Filistin'de 60'a yakın kişinin katledildiğini, 3 bine yakın insanın yaralandığını hatırlattı.

İnsanın değerinin bilinmesi ve adaletin sağlanması gereken, bilimin ve teknolojinin geliştiği 21. yüzyılda bulunulduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, gelinen noktada Filistin halkına yapılanan açıkça bir zulüm ve katliam olduğunu vurguladı.

Katliamı yapanları, zulüm edenleri şiddetle kınayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Beklerdik ki bütün dünya ayağa kalksın. Gördüğümüz tablo şudur; Amerika'da kendi iç sorununu çözemeyen bir başkan, sorunu gündemden düşürmek için İsrail'le ilgili başka politikaları yürürlüğe koydu. 18 yıldır başkana verilen yetki kullanılmadı. Tel Aviv'den Kudüs'e, Amerika'nın büyükelçiliği taşındı. Gönül isterdi ki Sayın Trump da bunu uygulamasın. Hem diyeceksiniz ki 'Bizim ülkemizde demokrasi var, Birleşmiş Milletler Amerikan topraklarında, İnsan Hakları Beyannamesi orada dillendiriliyor', öbür taraftan aynı coğrafyadan Ortadoğu'ya müdahale ediyorsunuz. Ortadoğu'nun kan gölü olmasına sessiz kalmanın ötesinde, teşvik ediyorsunuz. Pimi çekilen bir bombayı Ortadoğu'nun kalbi olan Kudüs'e yerleştirdiler."

"Dün tarihe "kanlı Pazartesi" geçecek"

Kılıçdaroğlu, dünün, tarihe "kanlı Pazartesi" olarak geçeceğinin altını çizerek, "Kanlı Pazartesi'yi hiçbir Ortadoğulu ve hiçbir dünyalı unutmamalıdır. Bir tarafta ellerinde en gelişmiş silahlar, öbür tarafta sadece ve sadece barış isteyen, kendi topraklarını isteyen bir Filistin halkı var ve siz o gelişmiş silahlarla acımasızca insanları tarıyorsunuz, katlediyorsunuz. Bu mudur insanlık, bu mudur ahlak, bu mudur adalet?" ifadesini kullandı.

"21. yüzyılda bu kavramlar nasıl oldu da bu kadar değersizleşti, nasıl oluyor da Ortadoğu kan gölüne düşünüyor." sorusunu yönelten Kemal Kılıçdaroğlu, Trump'ın bunu kendi ülkesinde bilim adamlarına, insan hakları aktivistlerine sormasını istedi.

"Günah değil mi?"

Ortadoğu'da barışın olmasını istediklerini dile getiren Kemal Kılıçdaroğlu, bu barışın silahla, kavgayla olmayacağını vurguladı. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Birleşmiş Milletler kararlarını uygulamıyorsun, 'Tanımıyorum' diyorsun. 'Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını tanımıyorum. Ben istediğimi yaparım.' diyorsun. İstediğini yaparsan tarihe kanlı Pazartesileri mal edersin, başka bir şey yapmazsın ve insanlık tarihi seni yaşam boyu lanetler. Bıkmadık mı insanların öldürülmesinden? Yazık, günah değil mi o insanlara? 70 yıldır kendi vatanları için mücadele ediyorlar. Bir insanın kendi vatanı için mücadele etmesi kadar doğal hangi hak olabilir?"

Filistinlilerin vatanları için mücadele ettiğini belirten CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Gazze'de, Batı Şeria'da, Lübnan'da mültecilerin olduğuna dikkati çekti. 

"Kendi toprağında insan mülteci olabilir mi, kendi toprağında ikinci sınıf vatandaş olabilir mi, kendi toprağında ötekileştirilen kişi olabilir mi?" diye soran Kılıçdaroğlu, Filistinlilerin kendi vatanını, coğrafyasını, kadim Ortadoğu kültürünü, Kudüs'ü savunmak istediğini söyledi.

"Kimse demokrasi dersi vermesin"

Kılıçdaroğlu, acımasızca o insanların üzerine kurşun yağdıranları tarihin asla unutmayacağını vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:

"O gencecik çocukların ellerinde silahı yok, tankları, topları, tüfekleri yok. Sadece ve sadece slogan atıyorlar, yürüyüş yapıyorlar ve mücadele ediyorlar. Buna bile tahammülleri yok. Kimse bundan sonra kalkıp da dünyaya demokrasi dersi vermesin. Her demokrasi dersi verdiklerinde onlara kanlı Pazartesi'yi hatırlatmak insanlığın temel görevlerinden birisi olmak zorundadır. Artık bunu yapacağız. Ortadoğu'da Amerika artık arabulucu olma rolünü tümüyle kaybetmiştir. Çünkü taraftır. İsrail hükümetinden yana taraftır. Dolayısıyla ABD yönetiminin, Trump yönetiminin Ortadoğu'ya barış getirme şansı artık yoktur. Trump yönetimi Ortadoğu'ya kanı ve gözyaşını, ölümleri getirir artık."

Türkiye'de 3 günlük yas ilan edilmesini doğru bulduğunu bildiren Kılıçdaroğlu, aynı kültürün paylaşıldığı, aynı coğrafyada birlikte yaşanan insanların katledilmesi karşısında Türkiye'nin susmasının doğru olmadığını kaydetti.

"Yasımızı tutacağız ama asla ve asla unutmayacağız"

Kılıçdaroğlu, "Yasımızı tutacağız ama asla ve asla unutmayacağız. Her Filistinli kendi bayrağı, toprağı için mücadele ediyor. Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı da Filistinli kardeşlerinin sonuna kadar yanında olacaktır." ifadesini kullandı.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 +49 | Sitemizde yer alan haber içerikleri ve görseller site yönetiminden yazılı izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi yayımlanamaz.
Faks : +49 (0) 615098 03 05