'Ellerini bağlama' soruşturmasında Ekrem İmamoğlu'nun ifadesi ortaya çıktı

'Ellerini bağlama' soruşturmasında Ekrem İmamoğlu'nun ifadesi ortaya çıktı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında başlatılan skandal soruşturmada yeni detayları Sözcü yazarı Saygı Öztürk yazdı.

İmamoğlu'nun ifadesini de aktaran Öztürk'ün bugünkü köşe yazısı şöyle:

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, göreviyle ilgili olmamasına rağmen Fatih Sultan Mehmet'e ait türbe çevresinde ellerinin arkada olması “Saygısızlık” olarak değerlendirildi ve hakkında soruşturma açıldığını Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan gündeme taşıdı.

İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, talebin savcılıktan geldiğini ve savcılıktan gelen her istem gibi müfettiş görevlendirildiğini söyledi. Oysa, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, görevden kaynaklanan suçlar hakkında uygulanır. Belediye Başkanı'nın, Fatih türbesini ziyaret etmesi gibi bir görevi yok. Bu nedenle İçişleri Bakanlığı, savcılıktan gelen öneriyi işleme almayabilirdi. Çataklı, bunun inceleme değil ön inceleme olduğunu söylüyor. Oysa müfettiş, savcının sahip olduğu bütün yetkilere sahiptir.

EKREM İMAMOĞLU: İZANDAN YOKSUNLAR
Ekrem İmamoğlu, bu konuda Mülkiye Başmüfettişi'ne verdiği yazılı ifadede, “Öncelikle belirtmeliyim ki, ‘Fatih Sultan Mehmet'e ait türbe' dedikleri yerin Fatih Camii haziresinde bulunan ‘Gülbahar Hatun' türbesinin önü olduğundan bile bihaber bu müfteri, aziz hatırasını ve emanetini korumak üzere iki yıllık İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığım süresince yaptıklarım ortadayken, Fatih Sultan Mehmet Han'a saygısızlık edebileceğimi; Gülbahar Hatun'a ya da bu dünyadan göç etmiş herhangi tarihi şahsiyete ait bir türbeye ya da hatıraya karşı özensiz olabileceğimi ima edebilecek kadar izandan yoksun birisidir.

Bu nedenlerle Yüce Han'ın fethettiği, bir çağın kapanmasına yeni bir çağın başlamasına vesile olan Dünya Kenti İstanbul'un seçilmiş bir Belediye Başkanı olarak bu yakıştırmayı şiddetle reddediyorum, iftira atanı da  kınıyorum” dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı, İstanbul valisinin de bulunduğu törende, kendisinin yaptığı konuşmayı da ifadesine ekleyen İmamoğlu, şunları belirtti:

“Müfterinin nasıl bir duygu içinde iftira ettiğini bilemem, ancak bildiğim bir şey var, o da kanunda suç olarak açıkça tanımlanmayan bir eylemin ciddiye alınarak suç kabul edilmesi ve ön inceleme konusu yapılmasıdır. Bu üzüntü verici bir durumdur. Kural şudur; yasanın açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez, ceza hukukunda kıyas yapılamaz ve ceza kanunlarının kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanması yöntemi uygulanamaz.”

“Fatih Sultan Mehmet'e ait türbede ellerin arkada bağlı bir şekilde gezinmek suretiyle saygısızlık yapmak” diye bir suç tipinin ceza yasarında bulunmadığını hatırlatan İmamoğlu, şunları ekliyor:

“Eller arkada bağlı gezmenin bir suça temas etmesi için bu yönde bir kastın ya da en azından bir ihmalin/kusurun mevcudiyetinin bulunması gerekir. Ancak herhangi bir insandan sadır olan insanın doğal hareketi, anlık refleksi ile elleri arkaya bağlayarak gezinmede bir suça yapışacak şekilde bir iradi hareket olduğunu hukuk sistemi kabul etmez.

Aksi halde devreye insanın iç dünyası ile ilgilenme, insanın düşüncesini sorgulama girer ki ceza hukuku böyle bir sorgulamaya izin vermez. Ceza hukuku maddi ve kesin deliller üzerinden yürür. Ceza hukuku sisteminde ‘niyet okuma' yasaktır.”

İmamoğlu, kanunda suç olarak açık bir şekilde tanımlanmayan bir eylemin suç kabul edilemeyeceğini, kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamayacağını, suç ve ceza içeren hükümlerin, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamayacağını belirtiyor.

İmamoğlu, “İddia edilen eylem TCK anlamında suç oluştursa bile bu eylem görevden kaynaklanan ya da görev sebebiyle işlenen bir eylem olmadığı için ön inceleme yapılması mümkün değildir” diyor. 4483 sayılı Kanunun 1'inci maddesinde kanunun amacı; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemek biçiminde açıklanıyor.  İmamoğlu, ifadesini şöyle sürdürüyor:

“Maddede dikkat çeken husus, önceki uygulamanın tersine, bu defa görevden kaynaklanmayan, ancak görev sırasında işlenen suçların özel soruşturma usulüne dahil edilmemiş olmasıdır. Diğer bir ifadeyle, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin işlediği her suç değil, ancak görev sebebiyle işlenen suçlarının soruşturulması izne tabi tutulmuştur.

Görev sebebiyle işlenen suç, memurun yasal düzenlemelerle kendisine verilen görevlerinden doğan ve bu görevleriyle ilgili olan suç demektir. Bu Kanun, devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır.

Görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümleri ile suçun niteliği yönünden kanunlarda gösterilen soruşturma ve kovuşturma usullerine ilişkin hükümler ve görev dışı işlenen suçlarla disiplin hükümleri saklı tutularak bu kanun kapsamı dışında bırakılmıştır.

Belediye başkanlarının görevleri arasında tarihi kişilerin adını taşıyan yerleri ziyaret etmek gibi bir görevi bulunmamaktadır. Bu nedenle konunun soruşturma yapılacak ise bunun ancak genel hükümlere göre yapılması gerekmektedir.”

CHP'li Büyükşehir Belediye başkanları, soruşturmalardan nefes alamıyor.

 

HABERE YORUM KAT