AKP’ye lazım olan kilisenin papazı

AKP’ye lazım olan kilisenin papazı
‘Bu ajan terörist ben varken çıkamaz’ derken Deniz Yücel’i bir gecede serbest bırakanlar, Rahip Brunson’ı milli mesele haline getirdi. Suçu dış güçlere atıp kendilerini kurtarmak istiyorlar.

OKTAN ERDİKMEN - AKP hükümeti 2016 referandumundan önce, Türkiye’de birkaç oy fazla alabilmek için Avrupa ülkeleriyle kavga etmişti. O dönemde seçim sürecinde olan Hollanda gibi ülkelerdeki aşırı sağcı partiler de, bu fırsatı değerlendirmiş, Türkiye karşıtlığı üzerinden siyasi rant elde etmişlerdi.

Bu süreçte Avrupalı siyasetçilere Nazi, terör destekçisi, Türkiye düşmanı diye hakaret edenler, referandumdan hemen sonra barışmak için Berlin turuna çıkmıştı.

Erdoğan, referandum öncesi katıldığı bir televizyon programında, o dönemde Türkiye’de tutuklu bulunan Gazeteci Deniz Yücel için, “Ajan terörist. Merkel istiyor ama ben bu görevdeyken asla” demişti.

Ancak Deniz Yücel, Binali Yıldırım’ın Berlin ziyaretinden birkaç gün sonra aniden serbest bırakılmış ve özel uçakla Almanya’ya gelmişti.

AKP politikalarındaki hızlı değişimin sebebi, Almanların ekonomik yaptırımları gündeme getirmesi ve turist sayısındaki düşüş olmuştu.

Trump’ın gücü bir bize mi yetiyor?

Aradan geçen süre zarfında benzer bir olay ABD ile krize neden oldu.

Trump, Türkiye’de tutuklu bulunan Rahip Brunson’ın hemen serbest bırakılmasını istedi. Brunson bunun üzerinde cezaevinden çıkarılıp ev hapsine alındı.

Ancak bununla yetinmeyen Trump, Brunson’ın ve tutuklu bulunan konsolosluk çalışanlarının serbest bırakılıp, ABD’ye gönderilmesini talep etti. Bunun için tarih verdi, rest çekti.

Deniz Yücel konusunda geri adım atan AKP ise bu sefer resti gördü ve oluşan siyasi kriz nedeniyle, zaten sürekli değer kaybetmekte olan Türk lirası ani bir çöküşe girdi.

Oysa aynı Trump, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği ülkelerine de benzer yaptırım tehditleri savurmuş, bu ülkelerden gelen çok sayıda ürüne ek vergiler koymuştu.

Onların ekonomileri görece sağlam olduğu için, bu durum genel bir krize yol açmadı.

AKP ise 16 senede 130 milyar dolardan 467 milyar dolara çıkardığı dış borcun altında zaten eziliyordu.

Yıllarca uygun faizlerle alınan borçlar har vurup harman savrulmuş, paralar istihdam yaratacak sanayi projelerine değil, atıl prestij projelerine yatırılmıştı.

Bin odalı saraylar, uçaklar, zırhlı Mercedes’ler krizlerde hiçbir işe yaramıyordu.

Rahip Brunson olayı, zaten çıkacak olan bir krizin bahanesi oldu.

Birinci Dünya Savaşı, nasıl bir Avusturya-Macaristan veliahtının öldürülmesi nedeniyle çıkmadıysa, 2001 krizinin sebebi nasıl Ecevit’in anayasa kitapçığı fırlatması değilse, bu da öyleydi.

AKP’ye krizin faturasını kesebileceği biri lazımdı. O da Brunson oldu.

Yoksa krizin geleceği zaten biliniyordu. Seçimler bu nedenle öne alınmıştı.

Türkiye tarihindeki en Amerikancı iktidar olan AKP, kendi hatasını gizlemek için ‘Dış güçler bize operasyon yapıyor’ diyor.

Doğrudur. Ancak ekonomiyi dış güçlerin operasyonlarına bu kadar kırılgan hale getiren de AKP’dir.

Şimdi insanların ekonomi yönetimindeki tüm hataları unutup, cambaza bakmalarını istiyorlar.

Gerçek suçlu burada, cambaz orada.

Artık kime bakacağınıza siz karar vereceksiniz.