Almanya'da Türk ve Arap kökenli öğrenciler ayrımcılığa uğruyor

Almanya'da Türk ve Arap kökenli öğrenciler ayrımcılığa uğruyor
Almanya’da yapılan bir araştırma, okullarda Türk ve Arap kökenli öğrencilerin diğer öğrencilere kıyasla ayrımcılığı daha sık deneyimlediğini ortaya koydu. Çalışma, eğitim sistemindeki algı ve yapısal sorunlara dikkat çekiyor.

Almanya’da yapılan bir araştırmaya göre göçmen kökenli öğrenciler okullarda zaman zaman ırkçı ayrımcılıkla karşılaşıyor. Berlin’de tanıtılan “Okullarda Irkçı Ayrımcılık” başlıklı çalışmada, bu tür olayların genel olarak nadir görüldüğü ancak bazı öğrenci grupları için riskin daha yüksek olduğu belirtildi.

Araştırmaya göre özellikle Türk ve Arap kökenli öğrenciler, kişisel olarak ayrımcılığa uğradıklarını diğer göçmen kökenli öğrencilere kıyasla daha sık dile getirdi. Buna karşılık Doğu Avrupa veya eski Yugoslavya kökenli öğrencilerin bu tür deneyimleri daha az bildirdiği ifade edildi.

Çalışmada ayrıca erkek öğrencilerin kızlara göre daha fazla ayrımcılık hissettiği tespit edildi. Araştırmayı hazırlayan akademisyenlerden biri, bu durumu örnekleyerek “Türk kökenli ve kilolu bir erkek öğrenci, aynı başarıya sahip orta sınıf bir kız öğrenciden daha düşük not alabiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Grup temelli ayrımcılık daha sık algılanıyor

Araştırma, Almanya genelinde yürütülen eğitim verilerine dayanan bir öğrenci anketinin sonuçlarını da içeriyor. Ankete katılan 4 binin üzerinde dokuzuncu sınıf öğrencisi, kişisel ayrımcılığı nispeten nadir yaşadıklarını ifade etti.

Buna karşılık öğrenciler, belirli gruplara yönelik ayrımcılığın okul ortamında daha sık görüldüğünü düşündüklerini belirtti. Araştırma ayrıca Almanya ile güçlü bağ kuran göçmen kökenli öğrencilerin, ülkeye daha mesafeli hisseden akranlarına kıyasla daha az ayrımcılık deneyimi bildirdiğini ortaya koydu.

Kurumsal düzeyde ayrımcılık eleştirisi

Araştırmacılara göre okullarda asıl dikkat çeken sorun kurumsal düzeydeki ayrımcılık. Eğitim sisteminin büyük ölçüde çoğunluk toplumunun ihtiyaçlarına göre şekillendiği ifade ediliyor.

Oysa Almanya’daki öğrencilerin yaklaşık yüzde 40’ının göçmen kökenli olduğu belirtiliyor. Buna rağmen eğitim sisteminde bu çeşitliliğin yeterince yansıtılmadığı görüşü dile getiriliyor.

Araştırmada, göçmen kökenli öğrencilerin sistem içinde çoğu zaman “normdan farklı” olarak görüldüğüne dikkat çekiliyor. Uzmanlara göre göç geçmişi daha uzun olan ülkelerde, örneğin Birleşik Krallık’ta, okullar bu çeşitliliğe daha uyumlu bir yapıya sahip.

Dil ve ders materyalleri de tartışma konusu

Araştırmada Almanya’daki okulların büyük ölçüde tek dilli bir yapıya sahip olduğu da vurgulandı. Eğitim ve sınav dili olarak standart Almancanın kullanılması pratik bir gereklilik olarak görülse de bunun bazı öğrenciler için dezavantaj oluşturabileceği ifade ediliyor.

Bu durum, Almancayı ana dili olarak konuşan öğrenciler ile Almancayı sonradan öğrenen öğrencilerin aynı ölçütlere göre değerlendirilmesine yol açabiliyor.

Ayrımcılığın öğrenciler üzerindeki etkileri

Çalışmaya göre ayrımcılık deneyimleri gençlerin psikolojik sağlığı, okul başarısı ve sosyal davranışları üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor. Özellikle öğretmenlerden veya sınıf arkadaşlarından gelen ayrımcı davranışların, diğer alanlardaki benzer deneyimlere kıyasla daha güçlü etkiler bırakabildiği belirtiliyor.

Araştırmada ayrıca göçmen ailelerin ana dillerinin okul sisteminde yeterince tanınmaması ve bu dillerde verilen derslerin sınırlı olması da eleştirilen noktalar arasında yer aldı.

Bunun yanında bazı ders kitaplarının belirli toplumları ve kökenleri kalıp yargılarla ele aldığı ifade edildi. Özellikle eski eğitim materyallerinde göçmenlerin çoğu zaman tek tip ve sorunlu gruplar olarak gösterildiği, Sinti ve Roman topluluklarının ise sıkça stereotip biçimde tasvir edildiği belirtildi.