Sperm bankalarında yeni dönem: Görünüş değil zeka öne çıkıyor
Sperm donörü seçiminde ebeveyn adaylarının öncelikleri son yıllarda dikkat çekici bir değişim yaşadı. Önceden boy, göz ve saç rengi gibi fiziksel özellikler ön plandayken, günümüzde eğitim seviyesi ve kişilik özellikleri tercih sebeplerinin başında geliyor. Berlin Mitte’de faaliyet gösteren Berlin Sperm Bankası’nın verilerine göre, artık donörün eğitim durumu, sempatik yapısı ve bağış yapma motivasyonu fiziksel kriterlerin önüne geçiyor.
Eğitim seviyesi güven unsuru kabul ediliyor
Eğitimli bir donör, alıcılar tarafından daha güvenilir olarak değerlendiriliyor. Üniversite diploması önemli bir avantaj sayılırken, en az lise mezunu olma şartı aranıyor. Bunun temelinde, ebeveyn adaylarının genetik yolla zeka aktarımını arzu etmesi yatıyor. Ayrıca, donörün karakter özellikleri de önemli bir belirleyici haline gelmiş durumda. Görünüşe yönelik bazı tercihler yapılabiliyor olsa da, sonuçta doğanın etkisi belirleyici oluyor.
Etnik köken tercihlerde etkili
Berlin’deki sperm bankasında yapılan tercihler etnik kökene göre farklılık gösteriyor. Akdeniz kökenli, özellikle İspanyol ve İtalyan donörlere olan ilgi, şehirdeki bu toplulukların yoğunluğuyla açıklanıyor. Ayrıca, melez kökenli donörlere yönelik talepte de artış gözlemleniyor. Toplumun çeşitlenmesi, sperm bağışı tercihlerine de doğrudan yansıyor.
Sperm kalitesi ve yaş sınırı belirleyici kriter
Donör bulmak her zaman kolay olmuyor. Sadece yapılan bağışların %6’sı programa kabul edilebiliyor. Bunun nedeni, spermin kalitesine dair yüksek standartlar. Kalite; çevresel faktörler, beslenme alışkanlıkları ve hatta içme suyunda bulunan kimyasallarla doğrudan ilişkili. Ayrıca spermler, kriyo-koruma adı verilen ve -196 derecede dondurularak saklandıkları bir süreçten geçiyor. Bu aşamada kalite kaybı yaşanması riski de bulunuyor.
Donörlerin yaşı da yasal bir çerçeveyle belirleniyor. Almanya’da donör olabilmek için reşit olmak gerekiyor. Berlin Sperm Bankası, donör yaş aralığını 20 ila 38 olarak sınırlandırıyor. Bu kısıtlama, donör çocuklarının ileride biyolojik babalarıyla iletişim kurabilmesini sağlamak amacı taşıyor. 2018 yılında yürürlüğe giren yasa gereği, çocuklar 16 yaşına geldiklerinde biyolojik babalarının kimliğine ulaşma hakkına sahip. Donörler ise bu süreçte maddi ya da hukuki yükümlülük taşımıyor. Sağlık açısından ise alkol kullanımı sınırlı tutulurken, sigara ve uyuşturucu kullanımı tamamen yasaklanmış durumda. Her bağış, detaylı sağlık testlerinden geçiriliyor.