• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Berlin 12 °C
  • Frankfurt 15 °C
  • Paris 16 °C
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 20 °C
  • İzmir 24 °C
  • Stockholm 9 °C

'Siyaset bilimin önünde'

'Siyaset bilimin önünde'
Zeynep Fazlılar Erdikmenİsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü (ETH) ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Erbudak nanoteknolojinin tanımından,...
Zeynep Fazlılar Erdikmen İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü (ETH) ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Erbudak nanoteknolojinin tanımından, kullanım alanlarına kadar bilinmeyenleri anlatırken, Türkiye’nin bilimsel gelişmede geldiği noktayı değerlendirdi. Prof. Dr. Erbudak, nanobiyolojinin gösterdiği devrimsel gelişmelerin, kanserle kişiye özel savaş yöntemlerini geliştirmede umut doğurduğunu belirtirken, “Türkiye’de her konuda siyaset, bilimin önünde gelmektedir; bilimsel gerçekler, siyasi çıkarlar uğruna harcanmaktadır” şeklinde konuştu. Erbudak, Türkiye’nin nanoteknoloji alanında bulunduğu noktayı ise “gelişmiş ülkelerle karşılaştırılamaz” olarak değerlendirdi. Nanoteknoloji deyince anlamamız gerekenler nelerdir? Gelişmekte olan uygarlığımızda 10-15 bin yıldır büyük, yüksek, görkemli yapılar inşa edilmektedir. Mısır piramitleri zekâ ve el emeği ürünüdür. Modern bir gökdelenin tasarımı ve gerçekleştirilmesinde ise akla gelen tüm teknik ve stratejik bilgilerin, tüm mühendislik dalları ve bilim alanlarının katkıları gerekmektedir. Bu durumun tersine, son otuz yılda “nasıl daha ufalabiliriz?” diye uğraşmaktayız. Bu uğraşının adına kısaca nanoteknoloji diyebiliriz. Ufalmak, çok yer tutan bir takım parçaların küçültülerek, akıllı bir istiflemeyle saklanabilmesi olabilir. Kitap, ses veya film belgeleri için çok yararlı bir olanak bu. Bu olanağı teknoloji olarak tanımlamak, bu parçaları hem böyle küçücük yapabilmeyi hem de onları gözleyebilmeyi gerektiriyor. Nanobilimin temelini ise, parçacıklar ufalınca onların hareketlerini, davranışlarını etkileyen yasaların ve etkileşmelerin temel dengelerinin değişmeleri oluşturur. Parçacıklar büyükken aklımıza gelmeyen, klasik fizikte olmayan birtakım yeni etkileşmeler ortaya çıkabilir. Böylece, nano dünyanın ana özelliği, kullandığımız aygıtların küçülmelerinden dolayı çok fazla sayıda işlemcinin sınırlı bir alana veya hacme sığması değildir yalnız. Hedef, kimyasal, elektriksel, bilimsel ve teknolojik potansiyeli kullanmak Konu, parçacıklar küçüldükçe temel özelliklerinde çarpıcı değişiklikler ortaya çıkmasıdır. Nanometre boyutlarına gelindiğinde, klasik davranışlar yerlerini kuantum etkileşmelerine bırakmaktadır. Bunun sonucu, atomsal yapıların mukavemetleri artar, elektronlar hızlanır, katalizatorler seçicilik, atomlar beklenmedik bir şekilde manyetik özellikler kazanırlar. Nanometrik, yani atomsal boylardaki malzemelerle, ortaya çıkan yepyeni özellikleri verimli bir şekilde birleştirip, klasik teknolojilerde erişemediğimiz verimliliklerde yaratılan uygulamalara nanoteknoloji denilmektedir. Hedef, büyüklükleri 100 nanometreden küçük parçacıkların sundukları çok değişik kimyasal, elektriksel ve optik özelliklerinden doğan bilimsel ve teknolojik potansiyeli kullanmaktır. Nanoteknolojinin kullanım alanları nerelerdir? Nanoteknolojinin halen kullanılmakta ve proje aşamasında olan ve iki grupta özetleyebileceğimiz birçok uygulamaları var. Birinci gruptakiler, doğada gözlediğimiz olguların yapay olarak uygulamaya uyarlanmasından oluşur. İkinci gruba örnekler ise, temel bilim araştırma sonuçlarının uygulamaya geçirilmesinden oluşur. İlginç örneklerin başında sağlık sorunlarına, enerji tasarrufuna ve çevre temizliğine çözüm arayan uygulamalar gelir. Beyin tümörleriyle savaş, gerekli yere gönderilen manyetik parçacıkların uzaktan işitilip tümörü yakmalarıyla gerçekleşmektedir. Aynı şekilde, kana karıştırılan altın nanoparçacıklar, hasta hücrelerde kan dolaşımı daha yoğun olduğu için, kanserli noktalarda daha çok birikirler. Böylece kümeleşen altın topaklar, dışardan uygulanan ışıkla ısıtılır ve hasta hücreleri yakılmaları sağlanır. Nanometrik boyutlardaki karbon parçacıklarının yüzeye uygulanmaları ile sürtünme katsayılarını kontrollü bir şekilde azaltarak gereksiz enerji kaybının önüne geçebiliriz. Karbon nanotüpleri, nanometre çapında iğneler gibidir. Elektronik devrelerde elektron kaynağı olarak kullanılan nanotüpler, ışıklı göstergeler veya gaz sensorlarının temel öğeleri olarak kullanılmaktadır. Düşük boyutlara hapsedilmiş elektronların özel kuantum davranışlarından yararlanarak kayıpsız ve alışılmışın ötesinde parlak ışık saçan kaynaklar geniş uygulama bulmaktadır. Islanmayan, kir tutmayan ve bakterileri iten liflerle dokunmuş giysiler gerçekleştirilmiştir. Isı yalıtması aranan yerlerde, bakım gerekmeyen bina cephelerinde ve yabancı maddelerin yapışamayacağı yüzeylerde nanoteknolojinin uygulamalarına rastlamaktayız. Nanoteknoloji ile nanobiyoloji arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır? Tüm canlılar hücrelerden oluşuyor, hücreler de protein, DNA, RNA gibi nano makinelerle donatılmıştır. Her biri son atomuna kadar o kadar düzenli ki, tek bir atomun bile yeri değişse alet bozulabiliyor. Bu yüzden, doğamız milyonlarca yıldır nanoteknolojiyi evrim adı altında uygulamaktadır dersek yerinde olur. Bizim yapabileceğimiz, bizi tehdit eden hastalıklarla nanobiyoloji çerçevesinde savaşmaktır. Onkolojinin hedefi, kanserli hücrelerin moleküler düzeyde aranıp bulunması, görüntülenmesi ve öldürülmesinden oluşuyor. Nanobiyoloji, kullandığı malzemeleri nanometrik boyutlarda şekillendirip, yepyeni kanser tanı ve görüntüleme yöntemlerinin gelişmesini sağlamaya ve böylece kanseri daha ilk başlangıcında yakalama olanakları yaratmaya yöneliktir. Tanı ve tedavide kullanılan yöntem devrim niteliğinde Kişiye ve hastalığa özel kombine ilaçların teker işlevlerini yerine getiren akıllı ilaçlar yavaş yavaş geliştirilmektedir. Gelecekteki umut, teker bileşkeleri tek bir ilaç halinde birleştirebilmektir. Aranan kombine işlevli ilaçlar kocaman bir molekül gibi, hem tanı yapacak, hem kanserle savaşacak, hem de savaş sonrası durumu gözleyecek birimlerden oluşabilir. Başka bir deyimle, tanıda kullanılan yöntem, aynı zamanda tedavide de kullanılıp devrim yaratacak, bu yolla dizimi hoşumuza gitmeyen protein zincirlerini yok etmek yerine, onarma görevini üstlenecek. Kanserle kişisel savaş mümkün Dünyada genelinde nanoteknolojik araştırmalar hangi düzeyde? Nanobiyolojinin son yıllarda gösterdiği devrimsel gelişmeler, kanserle kişiye özel savaş yöntemlerini geliştirmek umutlarını doğurmuştur. Tüp içinde başarı ile yapılan deneyler, küçük veya büyük hayvanlara uygulanmaktadır. Bu durum, hayvanların ne ölçüde sağlık hedefli deneylerde feda edilebilmeleri sorusunu doğurmaktadır. Su tutmayan ve böylece kirlenmeyen elyaftan dokunmuş giysilere takılmış sensorlar devamlı sıcaklığımızı, nabız ve kan basıncımızı ölçebilir, gerçek zamanda tüm sağlık tahlillerini yapıp bilgileri depolayabilirler. Ancak, deri ile doğrudan temasta olan nanometrik boyutlardaki elyafın sağlığımıza olan etkileri bilinmemektedir. Çünkü tüm küçük parçacıklar, deri, solunum veya sindirim yollarıyla hücrelerimize kadar nüfuz edebilirler, kan veya sinir merkezlerimizi etkileyebilirler. Liflerin yanı sıra, karbon nanotüpler, demir oksit veya kozmetik ürünlerde kullanılan titanyum dioksitin insanları ve diğer canlıları nasıl etkileyecekleri hakkında bir bilgimiz yok. Nanoteknoloji, tahrip gücü yüksek silahların imali ile askeri uygulamalarda da kullanılabilir. Aynı şekilde, çevreden gerekli enerjiyi toplayan, giyen kişiyi sıcak tutan, fakat dışarıya doğru bir zırh işlevi gören giysiler konu olmakta. Askerin, gücünü yalnız savunmaya harcamadığı düşünülürse, bu konu da sıkıntılar yaratabilir. Nanoteknoloji konusunda teknolojik gelişmeye sahip ülkeler içinde Türkiye’nin geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’de bugünkü genç kuşağın dışında kalan fizikçilerinin çok büyük bir yüzdesi teoricidir. Çoğunluk, Türkiye’de deneycinin günlük bilimsel hayatının zorluklarla dolu olduğunu Türkiye’deki lisans öğrenimleri sırasında tanıyıp, deneyden uzak durmuştur. Eğitim sistemimizde araştırmaya gerektiği kadar değer verilmemekte, en köklü üniversitelerimizde bile, öğrenci deneyleri çalışmamaktadır. Araştırma altyapımız yok denecek kadar eksiktir. Bu şekilde Türkiye’de deney yoluyla ulaşılacak gerçeklere olan merak duyulmamış, deney geleneği ve kültürü oluşmamıştır. Genelde, deney hevesi ancak yurt dışında eğitim görmüş kişilerde oluşmuştur. Bu yüzden yurt dışında çalışan birkaç tane çok yetenekli nanoteknoloji uzmanımız olsa da, yurt içinde usta düzeyinde deneysel nanoteknoloji bilimadamı yok gibidir. Altyapı ve uzman kadro eksikliği var Araştırma sürecinde Türkiye’de ne gibi sıkıntılar yaşanıyor? Koşullar bu boyutta kötü iken, belki son on yıldır aşırı bir savurganlıkla Devlet Planlama ve TÜBİTAK'tan nanoteknolojide kullanılabilecek aletlere para ayrılmaktadır. Heveslenilen pahalı bazı aletler prestij odağı olduklarından gereksinim sorgulanmadan, yan yana enstitülere alınmaktadırlar. Çoğu aleti kullanacak uzman yoktur. Alet ile ne yapılacağı ancak alet geldikten sonra düşünce konusu olmaktadır. Altyapımız yoktur. Trifaze voltaj, soğutma suyu, frekansı değişmeyen güç kaynağı birçok gelişmiş ülkede altyapının temel parçalarıyken, Türkiye’de ender bulunan nimetlerdir. Nitelikli altyapı elemanlarımız da maaş düşüklüğü nedeniyle başka olanaklar peşindedir. Bu durum hem sorumlu bilimadamları, hem de para kaynağı kuruluşlar tarafından bilinmektedir. Medya, insanları bilimden uzaklaştırıyor Ancak Türkiye’de her konuda siyaset, bilimin önünde gelmektedir; bilimsel gerçekler, siyasi çıkarlar uğruna harcanmaktadır. Medya ise, insanları bilgilendirmek yerine bilimden uzaklaştırmaktadır. Bu nedenle deneysel nanoteknolojide ilerlememiz kolay olmayacaktır. Umarım tıp dalında durum biraz daha olumludur. Bu yüzden Türkiye’nin nanoteknoloji alanında bulunduğu yer gelişmiş ülkelerle karşılaştırılamaz.  
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 +49 | Sitemizde yer alan haber içerikleri ve görseller site yönetiminden yazılı izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi yayımlanamaz.
Tel : +49 (0) 615098 03 04 Faks : +49 (0) 615098 03 05