İsviçre’de "Nüfus 10 milyonu geçmesin" referandumu yapılıyor
İsviçre’de seçmenler bugün, ülkenin gelecekteki nüfus büyüklüğünü doğrudan etkileyebilecek tartışmalı bir halk oylaması için sandık başına gidiyor. Sağcı İsviçre Halk Partisi’nin hazırladığı girişim, ülke nüfusunun 10 milyonun altında tutulmasını anayasal zorunluluk haline getirmeyi amaçlıyor. Karşı çıkanlar ise ekonomiden sağlık sistemine, iş gücü piyasasından Avrupa Birliği ile ilişkilere kadar birçok alanda ciddi sonuçlar doğabileceği uyarısında bulunuyor.
Bern’deki tren istasyonu meydanında görüşlerine başvurulan Urs adlı bir seçmen, ülkenin artık yeterince dolu olduğunu düşündüğünü belirterek, birçok kişinin benzer görüşte olduğunu söyledi. İsviçre’de yabancı nüfusun yeterince yüksek seviyeye ulaştığını savunan Urs, buna rağmen söz konusu girişime destek verip vermeyeceğine henüz karar vermediğini ifade etti.
İsviçre Halk Partisi’nin “10 milyonluk İsviçre’ye hayır” sloganıyla yürüttüğü kampanya, dünyada benzeri bulunmayan katı bir nüfus sınırı getirmeyi hedefliyor. Öneriye göre İsviçre Anayasası’na, ülke nüfusunun 10 milyonu aşamayacağı yönünde hüküm eklenecek. Bugün yaklaşık 9 milyon kişinin yaşadığı ülkede nüfus, son 20 yılda yaklaşık dörtte bir oranında arttı.
Nüfus artışı tartışmanın merkezinde
Girişimin öncülerinden biri olan Zürihli bankacı ve milletvekili Thomas Matter, göç hareketlerinin uzun süredir kabul edilebilir sınırların üzerine çıktığını savunuyor. Matter’a göre nüfus artışı konusunda kontrol kaybedilmiş durumda.
İsviçre’de sağ popülist çevreler son onlarca yılda yabancılar ve göç politikalarıyla ilgili çok sayıda referandum girişiminde bulundu. 1970 yılında İtalyan göçmenleri hedef alan “yabancılaşma girişimi”nden başlayarak burka ve minare yasakları, kitlesel göçe karşı kampanyalar ve daha sert iltica kuralları gibi başlıklar daha önce de sandığa taşınmıştı.
Ancak bu kez kampanyanın dili önceki örneklerden farklı bir çizgide ilerliyor. Parti afişlerinde yabancı kültürlere yönelik tehdit vurgusu yerine, inşaat vinçleri ve yüksek binalarla çevrelenmiş dağ manzaraları ile köy görüntüleri öne çıkarılıyor. “Sevdiğimizi koruyalım” ve “İsviçre’yi koruyun” gibi mesajlarla daha geniş seçmen gruplarına ulaşılması hedefleniyor.
Kampanya yeni seçmenlere yöneldi
Bernli siyaset bilimci Claude Longchamp, bu stratejinin özellikle İsviçre Halk Partisi’nin geleneksel tabanının dışındaki kesimleri hedeflediğini belirtiyor. Longchamp’a göre kampanya, geçmişteki İsviçre’ye özlem duyan ve ülkenin ekonomik entegrasyon olmadan da başarı modelini sürdürebileceğine inanan daha muhafazakar ve nostaljik seçmenlere hitap ediyor.
İsviçre Halk Partisi, ülkedeki birçok günlük sorunun temelinde göçün bulunduğunu ileri sürüyor. Parti; yüksek kiralar, şehirlerdeki konut sıkıntısı, otoyol trafik yoğunluğu, sağlık sigortası primlerindeki artış ve toplu taşımadaki kalabalığın göçle bağlantılı olduğunu savunuyor.
AB ile ilişkiler de etkilenebilir
Girişimin kabul edilmesi yalnızca sembolik bir sonuç doğurmayacak. Öneriye göre İsviçre nüfusu 10 milyon sınırına yaklaşırsa, son aşamada Avrupa Birliği ile yürürlükte bulunan kişilerin serbest dolaşımı anlaşmasının da feshedilmesi gerekecek.
Bu olasılık, özellikle iş gücü piyasası açısından önemli riskler taşıyor. İsviçre’de birçok sektör faaliyetlerini sürdürebilmek için yurt dışından gelen nitelikli çalışanlara ihtiyaç duyuyor.
Sosyal Demokrat Partili Adalet Bakanı Beat Jans da bu nedenle girişime karşı çıkıyor. Jans, “Bu girişim sağlığınızı tehlikeye atabilir” diyerek hastaneler, bakım evleri, inşaat sektörü ve turizm alanında açık pozisyonların doldurulmasında ciddi sıkıntılar yaşanabileceği uyarısında bulundu.