• BIST 93.616
  • Altın 208,990
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • Berlin -3 °C
  • Frankfurt 1 °C
  • Paris 5 °C
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 11 °C
  • İzmir 12 °C
  • Stockholm 4 °C

II. Abdülhamid sevgisinin arka planı

II. Abdülhamid sevgisinin arka planı
Birçok başarılı padişah varken, Osmanlı’nın en çok toprak kaybeden sultanı II. Abdülhamid’i dillerinden düşürmüyorlar. Bunun sebebi, Erdoğan’ın Abdülhamid’in baskıcı, sansürcü, jurnalci rejimine hayranlığı ve onu deviren ilericilere olan nefretidir.

OKTAN ERDİKMEN - II. Abdülhamid adı AKP’den önce çok fazla akla gelmezdi. Son dönemde dillerden düşürülmemesi, hakkında sempozyumlar düzenlenmesi ecdadıyla gurur duyan milliyetçi ideoloji açıklamasının da ötesine geçiyor. Osmanlı tarihinde Fatih, Kanuni gibi, kimsenin itiraz etmeyeceği çok başarılı padişahlar var. Ancak AKP, bunlardan birine değil, II. Abdülhamid’e özel ilgi gösteriyor.

En çok toprak kaybeden padişah

Sultan Abdülhamid, imparatorluk tarihinde en çok toprak kaybeden padişahtır. Onun döneminde Romanya, Sırbistan, Karadağ, Mısır, Tunus, Kıbrıs, Girit, Sudan, Bulgaristan, Bosna Hersek ve Teselya elden çıktı. Toplam kayıp, imparatorluğun yüzölçümünün üçte birini ve nüfusunun da beşte birini geçiyordu. Üstelik Müslüman Türk nüfusunun işgal altında olduğu bir dönem ilk kez yaşanıyordu.

Milliyetçi değil, panlislamistti

Düyûn-ı Umûmiye Abdülhamid döneminde kuruldu. Yani vergileri yabancılar topluyor, maliyenin üçte birini onlar kontrol ediyordu. Üstelik padişah onu idolleştirenler kadar milliyetçi de değildi. Panislamistti. Bu politikasını, Osmanlı dışında kalan Müslüman bölgeleri İngilizlerin ve Fransızların elinde olduğu için Almanlar da desteklediler. Örneğin Bağdat ve Hicaz demir yolları projesi için borç verdiler.

Bira ve şarap fabrikaları kurdurdu

Abdülhamid Han, bir ikilem içerisindeydi. Bir taraftan bilimde ve teknikte modernleşmeyi istiyor ve II. Mahmut tarafından kurulan modern okul ağını genişletiyordu. Diğer taraftan buralardan yetişen mekteplilerin kendisini indireceğini sanıyor ve etrafına gericileri dolduruyordu. Kendisi ise o kadar gerici değildi. Torununun söylediğine göre rom içiyordu. Selanik’te şarap, İstanbul’da bira fabrikaları kurulmasına izin verdi. Bugün en popüler biralardan biri olan Bomonti’nin ilk fabrikası, onun döneminde kuruldu.

Asker mermisiz tatbikat yapıyordu

Kendisinden önceki iki sultan, Abdülaziz ve V. Murat tahttan indirilmiş, Abdülaziz daha sonra intihar etmişti. Bakanlar kurulu toplantısında, üst yöneticiler birbirini vuruyor, imparatorluk kaostan kurtulamıyordu.

Abdülhamid bu nedenle darbeden ve askerin müdahalesinden çok korktu. Donanmanın Haliç’ten çıkması yasaktı. Askerler mermisiz tatbikat yapıyordu. Erdoğan’ın ziyaretleri esnasında da, askerlerden silahları toplanıyor.

Anayasayı kaldırdıktan ve 2 darbe girişimini savuşturduktan sonra, ülkeyi baskıyla, sansürle, jurnallerle yönetmeye başladı. Yıldız Sarayı arşivlerinde birbirini ihbar eden on binlerce hafiyenin gönderdiği belgeler hala duruyor. İsteyen gidip bakabilir.

Siyaset ve ordu ikiye bölünmüştü

Siyaset ve ordu ilericiler ve gericiler olarak ikiye ayrılmıştı. İlericiler işleri yapıyordu ancak ulema, şeyhler padişaha bağlıydı. Yönetimde liyakat esası, tıpkı şimdi olduğu gibi yoktu. Padişah orduda hak edeni değil, kendisine bağlı alaylı subayları yükseltiyordu.

Abdülhamid bir süre sonra anayasayı askıya aldı ve meclisi devre dışı bıraktı.

Tabipler o zaman da muhalefetti

Tabiplerle onun da sorunu vardı. Padişahın baskıcı rejimine karşı kurulan İttihad-ı Osmani Cemiyeti, Tıbbiye’de kurulmuştu.

Yalnız Abdülhamid Han, Erdoğan’a göre daha insaflıydı. Birincisi onun gibi lükse düşkün değildi. Çok eşi ve cariyesi vardı ancak parasını çarçur etmeyi sevmez, seferlerde devlete bağışlardı. Sıradan bir hayat yaşardı.

Hapis yerine sürgünü tercih ederdi

İkincisi de muhalifleri hapse atmaktan ziyade sürgün etmeyi tercih ederdi. Edirne Posta İdaresi’nde çalışan Mehmet Talat’ı muhalif olduğu için hapse atmadı, Selanik’e sürdü. Mehmet Talat, orada kurulan İttihat ve Terakki’nin öncülerinden olacaktı.

Yine orada yetişen ve sonradan Enver Paşa olacak olan Binbaşı Enver, Makedonya’da askerleriyle birlikte dağa çıkıp, anayasanın yeniden ilan edilmesini istedi. Abdülhamid korktu ve kabul ederek, Kanuni Esasi’yi yeniden duyurdu.

Tüm imparatorluk, baskıcı dönemin bitişini sokaklarda sevinç gösterileri yaparak kutladı.

Ramazan’da fotoğraf yasaklansın ayaklanması

Ancak 31 Mart’ta İstanbul’da, Abdülhamid’in gizli destek verdiği söylenen ve şeriatın geri getirilmesini, Ramazan’da fotoğraf çekilmesinin yasaklanmasını isteyen bir gerici ayaklanma yaşandı.

Hareket Ordusu, Selanik’ten İstanbul’a gelerek ayaklanmayı bastırdı. İsyancıları astı. Abdülhamid’i tahttan indirerek, yerine Sultan Reşat’ı geçirdi. II. Abdülhamid’in korktuğu başına gelmişti.

O Harekat Ordusu’nda görevli, kahraman bir subay vardı.

Adı, Mustafa Kemal’di…

Abdülhamid nasıl gericiliğin ve bağnazlığın simgesiyse, o kahraman subay da ilericiliğin, devrimciliğin simgesi oldu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin, Atatürk'ü oldu.

Mektepli ilericilerle, medreseli gericiler arasında II. Mahmut döneminde başlayan mücadele, hala sürüyor. Hatta bugünlerde tarihi dönüm noktalarından birini yaşıyoruz.

Ve biz bu mücadelede, Büyük Atatürk’ün izinden gidiyoruz.

 

Oktan Erdikmen'in diğer yazılarını okumak için tıklayıız.

 

NOT: Sultan Abdülhamid’in yaptığı iyi şeyler de elbette vardı. İmparatorluğu yerel ayanların iktidarından kurtarıp, merkezi yönetimi güçlendiren hamleler onun döneminde yapıldı. Örneğin tren yollarının, telgraf sisteminin, gemilerin kullanıma girmesi, ilericilerin de en büyük arzusu olan merkezi güçlendirmenin temellerini attı.

İktidara geldiği dönem çok zor bir dönemdi. İmparatorluk mali açıdan iflas etmişti. Buna rağmen çok az dış borç aldı ve aldığının çok daha  fazlasını da ödedi. İlk senelerinde Avrupa’da ciddi bir ekonomik sıkıntı vardı ve Osmanlı dış ticaretini olumsuz etkiliyordu. Dolayısıyla toprak kayıplarından padişahı tek başına sorumlu tutmak yanlış olur.

NOT 2: Yazıda temel olarak Erik Jan Zürcher'in Modernleşen Türkiye Tarihi'nden aldığım notlardan yararlandım. Sultan Abdülhamid'in rom içtiğini ise torunu Osman Ertuğrul katıldığı bir televizyon programında söylemiştir. Merak edenler buradan izleyebilir. 

  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    Diğer Haberler
  • 'AKPM'nin dağdaki PKK'lılardan ne farkı var?'15 Kasım 2018 Perşembe 13:49
  • 'Vatandaşlarımızı ihbar ediyoruz'15 Kasım 2018 Perşembe 11:37
  • Gurbetçiyi boşuna suçlamayın15 Kasım 2018 Perşembe 10:53
  • Çelik: Bu ziyaret insani bir ziyarettir14 Kasım 2018 Çarşamba 23:09
  • Serbest bırakıldı14 Kasım 2018 Çarşamba 22:14
  • 'İnsanlar geçinemiyor böbreklerini satmaya başladı'13 Kasım 2018 Salı 15:03
  • Atatürk Anıtı'na baltayla saldıran kadın aranıyor13 Kasım 2018 Salı 13:15
  • Gurbetçi ailenin evi kundaklandı13 Kasım 2018 Salı 12:02
  • Naylon poşet Türkiye'de de paralı oluyor13 Kasım 2018 Salı 11:30
  • "Fransa'ya Mondros'u kutlamaya mı gittiniz?"13 Kasım 2018 Salı 11:19
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2015 +49 | Sitemizde yer alan haber içerikleri ve görseller site yönetiminden yazılı izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi yayımlanamaz.
    Faks : +49 (0) 615098 03 05