Hashimoto hastalığı Almanya’da milyonları etkiliyor
Almanya’da milyonlarca kişiyi etkilediği belirtilen Hashimoto tiroiditi, çoğu zaman uzun süre fark edilmeden ilerliyor. Bağışıklık sisteminin tiroit bezine saldırdığı otoimmün hastalık, zamanla hormon üretimini bozarak metabolizmayı etkiliyor. Uzmanlara göre kadınlarda görülme sıklığı erkeklere kıyasla belirgin şekilde daha yüksek.
Rhein-Main Metabolizma Merkezi’nden Endokrinolog Prof. Dr. Thomas Konrad, hastalığın belirtilerinin çoğu zaman başka rahatsızlıklarla karıştırıldığını söyledi. Yorgunluk, uyku problemleri, iç huzursuzluk, adet düzensizlikleri ya da boyunda baskı hissi gibi şikayetlerin Hashimoto ile bağlantılı olabileceğini belirten Konrad, bazı kişilerde sinirlilik ve gerginlik hissinin de ortaya çıkabildiğini ifade etti.
Tiroit hormonu azalınca belirtiler belirginleşiyor
Hastalık genellikle tiroit bezinin yeterli hormon üretememeye başlamasıyla teşhis ediliyor. Doktorların “hipotiroidi” olarak tanımladığı bu durum, metabolizmanın yavaşlamasına neden oluyor. Tiroit bezinin vücudun “gaz pedalı” olarak görüldüğünü belirten uzmanlar, hormon dengesindeki bozulmanın birçok sistemi etkilediğine dikkat çekiyor.
Hashimoto’ya bağlı tiroit yetersizliğinde halsizlik, dikkat dağınıklığı, üşüme hissi, kuru cilt ve kilo artışı sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Ancak hastalığın ilk dönemlerinde geçici bir hormon fazlalığı da görülebiliyor. Bu aşamada çarpıntı, aşırı terleme ve sinirlilik gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Uzmanlara göre bunun nedeni, hasar gören dokulardan depolanmış hormonların kısa süreli olarak kana karışması.
İlk kez Berlin’de tanımlandı
Hashimoto tiroiditi ilk kez 1912 yılında Japon cerrah Hakaru Hashimoto tarafından Berlin’de tanımlandı. Hastalık, tiroit bezinde kronik iltihaplanmaya yol açıyor.
Uzmanlar, başlangıç döneminde kan değerlerinin normal görünebildiğini ancak buna rağmen tiroit dokusunun zarar görmeye devam ettiğini belirtiyor. Süreç ilerledikçe tiroit bezinde büyüme yaşanabiliyor ve hormon üretimi zamanla yetersiz hale geliyor.
“Yanlış bilgiler kafa karışıklığı yaratıyor”
Prof. Dr. Konrad, hastalıkla ilgili çok sayıda yanlış bilgi dolaştığını söyledi. “Hashimoto hakkında çok sayıda yarım bilgi ve kişisel deneyim anlatılıyor. Bu durum insanları sadece kafa karışıklığına sürüklüyor” diyen Konrad, hastalığın ataklar halinde değil sürekli ilerleyen bir seyir izlediğini ifade etti. Buna karşın bazı vakalarda gerilemenin mümkün olabileceğini de belirtti.
Tedavide çoğunlukla L-Thyroxin kullanılıyor. İlacın sabah aç karnına, kahvaltıdan yaklaşık yarım saat önce alınması öneriliyor. Uzmanlara göre Hashimoto hastaları için özel bir beslenme programı gerekmiyor. Hamilelik döneminde ise ek iyot desteği verilebildiği ifade ediliyor.
Hashimoto’nun ağrıya yol açmadığı ve hayati risk oluşturmadığı belirtilirken, doğru ilaç tedavisiyle hastaların tamamen şikayetsiz bir yaşam sürdürebildiği kaydediliyor.