Hakan Aygün: Sümeyye Erdoğan genel başkan olmalı

Hakan Aygün: Sümeyye Erdoğan genel başkan olmalı
Almanya'nın Frankfurt şehrinde konuşan Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Hakan Aygün, bir soru üzerine iktidar partisinin kadına bakışını bütünüyle değiştirmesi...

Almanya'nın Frankfurt şehrinde konuşan Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Hakan Aygün, bir soru üzerine iktidar partisinin kadına bakışını bütünüyle değiştirmesi gerektiğini söyledi. Sümeyye Erdoğan'ın milletvekili adayı olup olmayacağı tartışmalarına da değinen Aygün, "Bence Sümeyye Erdoğan AKP'nin genel başkanı olmalı. Böylece bütün AKP milletvekilleri de, Allah'ın bir kadına emaneti olurlar" dedi. FRANKFURT - Almanya Türk Öğrenciler Birliği’nin Frankfurt’ta eğitim veren Interkulturelle Schule Rhein Main’da düzenlediği etkinlikte, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Hakan Aygün ve CHP’li Avcılar Belediye Başkanı Dr. Handan Toprak konuşmacı olarak yer aldı. Ecevit Mutlu’nun açılış konuşmasıyla başlayan konferansta izleyicilerin sorularını da yanıtlayan Aygün ve Dr. Toprak, yaklaşan seçim dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulundular. Konuşmasına önceki gün vefat eden dünyaca ünlü yazar Yaşar Kemal’in bir şiirini okuyarak başlayan Ecevit Mutlu, toplantının yönetimini de üstlendi. Önümüzdeki seçimlerde AKP'nin ya kıl payı iktidara geleceğini ya da iktidarını kaybedeceğini söyleyen Hakan Aygün, bir soru üzerine "İktidar partisinin kadına yönelik bakışını değiştirmesi gerekiyor. Herkes Sümeyye Erdoğan'ın milletvekili olup olmaması gerektiğini tartışıyor. Bence Sümeyye Erdoğan AKP'nin genel başkanı olmalı. Böylece bütün AKP milletvekilleri de Allah'ın bir kadına emaneti olurlar" dedi. Halk TV'ye reklam vermeye korkuyorlar CHP'nin Halk TV'ye kayda değer bir desteğinin olmadığını söyleyen Hakan Aygün, "Bize 'Ali Ağaoğlu'ndan neden reklam alıyorsunuz?' diyorlar. İş Bankası bize reklam vermeye çekiniyorsa, biz ne yapalım? Biz de bir şekilde kanalı devam ettirmek zorundayız. Burada 30-35 kişi ekmek yiyor. Doğrudan satış reklamlarımızı beğenmeyen izleyicilerimiz oluyor. Ancak bizim gelirimizin çok önemli bir kısmı buradan. Büyük firmalar korkudan reklam veremiyor ve biz de doğrudan satış reklamları alıyoruz. CHP'nin yapamadığını, Gezi'deki gençler yaptı Gezi'de bizim canlı yayın aracımız yoktu. 3G cihazımız bile yoktu. Şimdi hepsi var. Gezi'de insanlar demokratik haklarını kullandılar. Cebinde bilye olan çocuk için, arkasından söylenmedik laf bırakmadılar. IŞİD'e terörist diyemiyorlar. Berkin'e terörist diyorlar. Bundan sonra 'Yok ben Halk TV'yi kapatayım, CHP'yi kapatayım, İş Bankası'na el koyayım' devri bitti. Bu gençler sokağa çıktılar ve AKP'yi dış dünyanın nezdinde bitirdiler. CHP'nin yapamadığını bu çocuklar yaptılar. Tabii bu çocukların çoğu da CHP'lilerin çocukları, CHP'lilerin yetiştirdikleri çocuklar" dedi. Medya olabilecek en kötü durumda Aygün, "Medya olabilecek en kötü durumda. Çok az sayıda insan elinden geldiğince mücadele veriyor. Terörist diyerek örgütlerle hiçbir ilgisi olmayan insanları cezaevlerine gönderdiler. Bundan sonra da çok sert bir süreç yaşanabilir. Bize getirilmek istenen bir Putin düzenidir. Türkiye'ye geçtiğimiz dönemde 1 milyon gaz fişeği ithal edildi. Allah korusun, bir kıvılcımdan neler çıkar" şeklinde konuştu. Merkez Bankasını günah keçisi seçtiler "Ekonomi çöküyor diye Merkez Bankası'nı günah keçisi seçiyor. Yakında Merkez Bankası Başkanı'nı da cemaatin adamı diye suçlar" diye konuşan Aygün, "Herkesin hataları oldu. Biz de birçok hata yaptık. Başörtüsü var diye bir şehit annesini orduevine sokmadık, öğrencimizi üniversiteye sokmadık. CHP'nin de bu özeleştiriyi yapması lazım" dedi. HDP kesinlikle barajı aşmalı Kararsızların hem sayısının arttığını hem de niteliklerinin değiştiğini belirten Hakan Aygün, "Önceki dönemde kararsızlar, son anda AKP'ye oy verdiler. Bu seçimdeki kararsızların ortak noktası ise AKP'ye oy vermeyecek olmaları. Herkes kendi düşüncelerinde biraz taviz verecek ve ortak noktada buluşulacak. 7 Haziran'da AKP'nin ya kıl payı kazandığı ya da kaybettiği bir sonucunu konuşuyor olacağız. Kararsızların oyunun da CHP'ye kayacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Vatan Partisi ve Anadolu Partisi yüzde 1'i geçemez Vatan Partisi'nin İşçi Partisi'nin boyanmış hali olduğunu dile getiren Aygün, "Vatan Partisi ve Anadolu Partisi CHP'nin oyunu en fazla yüzde 1 etkiler. Ancak bırakın yüzde 1'i, tek bir oyun bile hayati önemde olduğu bir sürece gidiyoruz. Keşke CHP, Doğu Perinçek'e ve Emine Ülker Tarhan'a milletvekilliği teklif etse. Bu seçim o kadar önemli ki, bizim yaşadığımız son seçim olabilir. Ortadoğu'da ve Türkiye'de dini bir faşizm yükseliyor. Buna karşı bütün güçleri birleştirerek, hep birlikte mücadele etmeliyiz. Ana kaygı laikliği ve demokrasiyi korumak olduğu için, CHP bu konuda birleştirici olacak ve oyları toplayacaktır" şeklinde konuştu. Kadına yönelik şiddet birden gelişmedi Kadına yönelik şiddetin birdenbire ortaya çıkan bir şey olmadığının altını çizen Dr. Handan Toprak, "Uzun yıllardır devam eden bir sürecin sonuçlarını görüyoruz. Ben yıllardır hem bir kadın siyasetçi, hem de bir doktor olarak bu konuda uğraşmış biriyim. Bir gün yanıma bir kadın geldi, eşi tarafından çok kötü bir şekilde dövülmüştü. Ben onu gördüğümde çok üzüldüm ve bir rapor vereceğimi, eşinin hapse gireceğini, bir daha ona el kaldıramayacağını söyledim. Kadın bana 'Sakın bunu yapma. Sen o raporları verirsen ve onu hapse atarlarsa, ya beni öldürür ya da evden atar. Suçum olmadan dövmüyor zaten' dedi. O zavallı kadın sadece yemeği yakmıştı. Kendisini suçlu olduğu zaman cezalandırabileceklerini ve şikayetçi olursa öldürülebileceğini düşünüyor. Evden atılmayı da öldürülmekle eş tutuyor çünkü gideceği yeri yok. İktidar 10 yıl hiçbir şey yapmadı İktidar olanlar her zaman bize şunu söylüyorlar: 'Siz kadınlara kadın sığınma evleri yaparak ve haklarını teslim ederek, kadının ailedeki itaatini sarsıyorsunuz'. İktidara geldiler ve 10 yıl boyunca kadınla ilgili olarak bizim savunduğumuz, olmasını istediğimiz hiçbir şey yapılmadı. Sonuç, kendi milletvekillerinin itirafıyla Türkiye'de kadına yönelik şiddetin yüzde 1500 artması oldu. Şimdi Kadın Aile Müdürlüğü'nü kurarak, bazı yasal düzenlemeler yapmak zorunda kaldılar. O güne kadar birbiri ardına kürtaj yasası gibi çalışmalarla kadına darbe üstüne darbe vuruyorlardı. Ne yaparsanız yapın, insanın eşit olmadığı bir kabullenmeyle hiçbir mücadeleyi kazanamazsınız. İnsan eşit doğar. İnsanların eşit olmadığını söylemek aslında bir suçtur. Biz Medeni Kanun'un Türkiye'de korunmasından yanayız. Diğer bütün tedbirlerin arttırılmasıyla ilgili olarak, sosyal demokrat bir belediye olarak çalışmalar yapıyoruz" dedi. Kadın sığınma evleri ve rehabilitasyon merkezleri kuruyoruz Kadın sığınma evleri ve rehabilitasyon merkezleri kurulması çalışmalarını sürdürdüklerini kaydeden Dr. Toprak, "Bizim Avcılar'da kuracağımız kadın sığınma evinin adı, Özgecan Aslan Kadın Sığınma Evi olacak. Kadına yönelik şiddetin en vahşi eylemlerinden birine maruz kalan bu kardeşimizin adı, burada yaşatılacak" şeklinde konuştu. Çocuklara cinsiyet eşitliği eğitimi verilmeli Avcılar Belediyesi'nin bunun dışında kadının sosyal yaşama katılmasını teşvik eden birçok çalışması olduğunu dile getiren Dr. Toprak, "Kadınlara sosyal yaşama katılabilecekleri, toplu taşıma araçlarına rahatlıkla binebilecekleri, işlerine, okullarına gidip gelebilecekleri rahat bir sosyal ortam sağlamak zorundayız. Kadın sığınma evlerinin dışında, acil tedavi hekimliği ve rehabilitasyon çok önemli. Her şeyin başında eğitim geliyor. Çocuklara okullarda cinsiyet eşitliği yönünde eğitim verilmelidir. Biz Avcılar'da çocuk evleri de açtık ve 4-6 yaşındaki çocuklarımıza cinsiyet eğitimleri veriyoruz" ifadelerini kullandı. Atatürk'ün izinden giderek sanatı kurumsallaştırdık 22 yıldır CHP’de, sivil toplum örgütlerinde ve İstanbul Tabip Odası’nda çalışmalar yaptığını hatırlatan Dr. Toprak, "Biz bu örgütlülük içerisinde çalışmalarımızı yaparken, AKP’nin önceki dönemde birinci parti olduğu bir ilçe olan Avcılar’da belediye başkanlığını kazandık. Avcılar halkı, hekim olarak yıllardır tanıdığı ve sevdiği bir insanı, partiye yıllardır hizmet eden bir kadını belediye başkanı yaptı. Bizim AKP’li belediyelerden farkımız şudur: AKP yoksulluğu yönetiyor, biz yoksulluğu yok etmeye çalışıyoruz. Bu çerçevede yoksullukla mücadele eden çalışmalar yaptık. Sanatı kurumsallaştırdık. Gençlerin madde bağımlılığına kapılmaması için projeler gerçekleştirdik. Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı 15 yıl içerisinde bütün yapıları kurumsallaştırarak akademikleştirmektir. Bu nedenle de, bu kadar yıldır onun kurduğu kurumları yıkamadılar. Biz de onun yolundan giderek, kurumsallaşmaya giden, akademikleşmeye giden çalışmalar yaptık" dedi. Sabah saatlerinde Hanau Alevi Kültür Merkezi'nin kahvaltı programına katılan Aygün ve Dr. Toprak, yarın Wiesbaden'da bulunan eyalet meclisinde çeşitli görüşmeler gerçekleştirdikten sonra Türkiye'ye dönecekler. https://www.youtube.com/watch?v=HtU6p1Ttn_k&feature=youtu.be http://youtu.be/gI-Q6hiaQEs [gallery link="file" ids="98388,98378,98376,98325,98770,98798,98776,98771,98765,98764,98390,98373"]