Fahrettin Altun: Almanya'da 100 haberden sadece 9'u yalan iken Türkiye'de 100 haberden 50'si yalan...

Fahrettin Altun: Almanya'da 100 haberden sadece 9'u yalan iken Türkiye'de 100 haberden 50'si yalan...
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, Stratejik İletişim ve Dezenformasyonla Mücadele çalıştaylarında konuştu. Altun ''Almanya'da 100 haberden sadece 9'u yalan iken Türkiye'de 100 haberden 50'si yalan'' ifadelerini kullandı

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Türkiye'nin dünya genelinde yalan haberlere en fazla maruz kalan ülke olduğunu belirterek, "Buna mukabil Almanya'da 100 haberden sadece 9'u yalan, İngiltere'de 15'i yalan, Fransa'da 12'si yalan. Bu noktada baktığımızda bu küresel dezenformasyon problemini Türkiye'nin en fazla yaşayan ülke olduğunu görüyoruz. Çünkü, Türkiye'de Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye'nin milleti lehine, ulusal çıkarları lehine yaşanan bu dönüşüm durdurulmak istenen bir dönüşüm. Türkiye'nin elde ettiği kazanımların ortadan kaldırılması için çok yoğun bir uluslararası aktörler ittifakı var ve bunların da en temel araçları dezenformasyon siyaseti." dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, sivil toplum kuruluşları, düşünce kuruluşları, medya, kamu ve akademi dünyasından seçkin isimlerin katılımıyla İstanbul'da eş zamanlı gerçekleşen "Ulusal Stratejik İletişim Politikası" ve "Dezenformasyonla Mücadele" çalıştaylarının ortak açılış toplantısında, dezenformasyonun yaşadığımız çağdaş kültürün en hayati tehditlerinden biri olduğunu söyledi.

Dezenformasyon bombardımanı ile karşı karşıya olunan bir dönemi yaşadıklarını belirten Altun, enformasyonun yerini alan dezenformasyonun, enformasyonun modern dönemdeki tahakkümünü altüst eden bir gerçeklik olduğunu ifade etti.

Modern felsefenin aydınlanma felsefesine dayandığını, aydınlanma felsefesinin temelinde de bilginin güç olduğu yaklaşımının bulunduğunu dile getiren Altun, "Bugün bilginin tahtından edildiği ve yalan içeriklerin onun yerini doldurduğu bir dönemi tecrübe ediyoruz hep beraber. Elbette bununla mücadele ediyoruz, mücadele etmek zorundayız. Ne olursa olsun biz aydınlanma aklının ürettiği bilgiyi değil, hakikati temel alıyoruz, hakikati savunuyoruz, 'yaşasın hakikat' diyoruz. Ne olursa olsun hakikat, 'uğruna mücadele edilmesi gereken bir değerdir' diyoruz. Bu doğrultuda dezenformasyonla mücadele için yoğun bir gayret sarf ediyoruz." dedi.

Dezenformasyonun sadece Türkiye'nin değil dünyanın sorunu olduğunu vurgulayan Altun, şöyle devam etti:

"Dezenformasyon kampanyalarının uluslararası alanda en fazla odağında olan ülke açık ve net söylüyorum Türkiye. Çünkü Türkiye son 20 yıldır yaşadığı gelişim çizgisi dolayısıyla geçmiş dönemden farklılaşması dolayısıyla kıskaca alınmaya çalışılan, yürüyüşü durdurulmaya çalışılan bir ülke ve bu noktada yalan endüstrisinin dezenformasyon siyasetinin bütün imkanları seferber edilerek bu süreçte dezenformasyon kampanyalarının muhatabı olmuş durumda. Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsünün 2018 yılında yaptığı bir araştırma var ki her yıl tekrar ediyor ve ilk olarak 2018 yılında yaptığı bu tespiti her seferinde de tekrarlamış oluyor. 2018'de yaptığı araştırmada, Türkiye yalan habere muhatap olma noktasında dünyadaki birinci ülke olarak tespit edilmiştir. Bu rapora göre 100 haberden 50'si yalan. Türkiye'yi muhatap alan, Türkiye'de üretilen haberlerin yarısı yalan. Buna mukabil İngiltere'de 100 haberden 15'i yalan, Fransa'da 12'si yalan, Almanya'da 9'u yalan. Bu noktadan baktığımızda bu küresel dezenformasyon problemini Türkiye'nin en fazla yaşayan ülke olduğunu görüyoruz. Çünkü Türkiye'de Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu yaşanan dönüşüm Türkiye'nin milleti lehine, ulusal çıkarları lehine yaşanan bu dönüşüm durdurulmak istenen bir dönüşüm. Türkiye'nin elde ettiği kazanımların ortadan kaldırılması için çok yoğun bir uluslararası aktörler ittifakı var ve bunların da en temel araçları dezenformasyon siyaseti. Elbette bu noktada biz Türkiye'nin dezenformasyonla imtihanını özellikle son 8 yıldır yoğun şekilde yaşıyoruz."

Modern demokrasilerde dezenformasyonun her şeyden önce toplumsal kaos çıkarmak, siyasal istikrarsızlık ortaya koymak, ekonomik kriz yaratmak için kullanıldığını kaydeden Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, bütün bu araçların "dış müdahale imkanı yaratabilmek" için kullanıldığını ifade etti.

Dezenformasyonun örgütlü şekilde sürdüğünü, bu noktada terör örgütlerinin, yabancı devletlerin, devlet altı aktörlerin, çok uluslu şirketlerin, uluslararası sivil toplum kuruluşlarının burada aktif rol oynayabildiğinin altını çizen Altun, "Türkiye aslında bu bahsettiğim aktörlerin hepsinin dezenformasyon kampanyalarının muhatabı ve mağduru. Bunlarla mücadele sürecinde bizim, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak merkezi bir rolümüz var, bir koordinasyon, bir eş güdüm vazifemiz var." değerlendirmesini yaptı.

Artı49 Haber Merkezi