Erdoğan-Özel görüşmesindeki ilk talep gerçekleşti: Komutanlara özgürlük

Erdoğan-Özel görüşmesindeki ilk talep gerçekleşti: Komutanlara özgürlük

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP lideri Özgür Özel’in yaptığı görüşmede Özel, 28 Şubat’tan tutuklu komutanların tahliyesini hatırlatmıştı. Erdoğan onay vermişti. O görüşmedeki ilk adım komutanların tahliyesi oldu.

28 Şubat davasında "darbeye teşebbüs" suçundan müebbet hapis cezası almış olan emekli askerler Fevzi Türkeri, Yıldırım Türker, Aydan Erol, Cevat Temel Özkaynak, Erol Özkasnak, Çetin Doğan ve Çevik Bir'in kalan hapis cezaları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararıyla kaldırıldı.

Karar bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı.

Af kararına gerekçe olarak hükümlülerin, Adli Tıp Kurumu'nca verilmiş raporlara göre "sürekli hastalık" ve "kocama hali durumunda olmaları" gösterildi.

85 yaşındaki emekli orgeneral Çevik Bir, "ileri derecede demans hastası" olması nedeniyle 2022'de cezaevinden tahliye edilmişti.

Doğan'ın avukatı Hüseyin Ersöz, tahliyesini bekledikleri 84 yaşındaki Doğan'a ait Adli Tıp kararının bir senedir Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın masasında beklediğini belirtti.

Emekli Orgeneral Çevik Bir, 28 Şubat 1997'deki Milli Güvenlik Kurulu toplantısı döneminde Genelkurmay 2. Başkanı, emekli Orgeneral Çetin Doğan da Genelkurmay Harekat Başkanı'ydı.

fd20a980-13d6-11ef-bee9-6125e244a4cd.jpg

DAVA SÜRECİ NASIL GELİŞTİ?

2 Eylül 2013'te başlayan 28 Şubat davasında 103 sanık, 28 Şubat sürecinde "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak"la suçlandı.

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Nisan 2018'de 103 sanıktan 21'i hakkında müebbet hapis cezası verdi. 68 sanık beraat etti. 10 sanık için zaman aşımının dolması, 4 sanık için de hayatlarını kaybetmiş olmaları nedeniyle dava düşürüldü.

1 numaralı sanık olan dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, 26 Mayıs 2020'de temyiz süreci devam ederken hayatını kaybetti.

Yargıtay 9 Temmuz 2021'de 14 sanık (Ahmet Çörekçi, Aydan Erol, Cevat Temel Özkaynak, Çetin Doğan, Çetin Saner, Çevik Bir, Erol Özkasnak, Fevzi Türkeri, Hakkı Kılınç, İdris Koralp, İlhan Kılıç, Kenan Deniz, Vural Avar ve Yıldırım Türker) hakkında verilen müebbet hapis cezalarını onadı.

Davada hüküm giyen emekli generallerin rütbeleri Genelkurmay Başkanlığı'nın kararıyla söküldü.

Vural Avar, 22 Aralık 2022'de tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevi'nde demans hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti.

Çevik Bir, Çetin Saner ve Aydan Erol'dan sonra bu ay Hakkı Kılınç da sağlık sorunları nedeniyle tahliye edildi.

Orgeneral İlhan Kılıç ile eski Tümgeneral Kenan Deniz'ın cezaları da Ocak 2023'te yine sağlık nedenleriyle Cumhurbaşkanı Kararı ile kaldırıldı.

28 ŞUBAT SÜRECİNDE NELER YAŞANMIŞTI?

Türkiye'de 28 Haziran 1996'da Refah Partisi (RP) ile Doğru Yol Partisi'nin (DYP) Necmettin Erbakan başbakanlığında kurduğu koalisyon hükümetiyle başlayan "irtica" gerginliği artmaya başlamıştı.

Başbakan Erbakan'ın 6 Ekim'de Libya'ya yaptığı ziyaret sırasında Muammer Kaddafi'nin Türkiye'ye yönelik sert sözlerine sessiz kalması; 11 Ocak 1997'de tarikat şeyhlerine resmi konutunda iftar yemeği vermesi; 31 Ocak'ta Sincan Belediyesi'nin düzenlediği ve cihat oyununun oynandığı Kudüs Gecesi, ardından Aczimendilerin Ankara'da bir başka grubun da İstanbul'da "şeriat isteriz" sloganlarıyla düzenlediği eylemler Türkiye'nin laik yapısıyla ilgili endişelerin artmasına yol açtı.

28 Şubat 1997 tarihindeki Milli Güvenlik Kurulu toplantısı bu koşullar altında yapıldı.

MGK bildirisinde laikliğin Türkiye'de demokrasi ve hukukun teminatı olduğu vurgulanırken, hükümetten aralarında 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmesi, tarikatlara bağlı okulların Milli Eğitim Bakanlığı'na devredilmesi, Kuran kurslarının denetlenmesi ve kılık-kıyafet kanunun uyulmasını da içeren bir dizi eylemi hayata geçirmesi istendi.

Bu toplantıdan birkaç ay sonra RP hakkında "laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu" gerekçesiyle kapatma davası açıldı.

Bu dönemde Genelkurmay Karargahı'na davet edilen gazetecilere, yargı mensuplarına ve üst düzey bürokratlara komuta kademesi tarafından "irtica tehdidine karşı brifingler" verildi.

Türkiye'de 1997 yılında yaşananlar bazıları için ordunun doğrudan siyasete müdahalesi, bir başka kesim için ise laikliğin kurtarılması için yapılmış gerekli bir hamle olarak görülüyor.

HABERE YORUM KAT
1 Yorum