Düşük lifli diyet gençlerde kronik hastalıkları tetikliyor

Düşük lifli diyet gençlerde kronik hastalıkları tetikliyor
Yüksek proteinli diyetler popülerleşirken, düşük lif alımı gençlerde iltihap, kronik hastalık ve kanser riskini artırıyor.

Güncel beslenme trendleri proteine ve süper gıdalara odaklanırken, lifli gıdalar arka planda kalıyor. Beslenme uzmanları, düşük lif tüketiminin vücutta iltihaplanmalara ve kronik hastalıklara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle gençlerde yüksek proteinli ancak lif açısından yetersiz beslenmenin kanser riskini artırabileceği bilimsel verilerle ortaya konmuş durumda.

Lif eksikliği gençleri tehdit ediyor

Protein barları ve tozları, pek çok kişinin günlük rutininin bir parçası haline gelirken, lifli gıdalar ikinci plana itiliyor. Oysa bağırsak florası bu tür liflere ihtiyaç duyuyor. Yetersiz lif alımı kabızlık, gaz ve karın ağrısı gibi kısa vadeli sorunlara neden olurken, uzun vadede bağışıklık sistemi zayıflayabiliyor. Stanford Üniversitesi'nden bir mikrobiyoloji profesörü, liflerin fermantasyonu sonucu oluşan kısa zincirli yağ asitlerinin metabolizma ve bağışıklık sistemi üzerinde belirleyici etkileri olduğunu vurguluyor.

Yüksek proteinli diyetin riskleri

Yapılan araştırmalara göre, yüksek oranda hayvansal protein tüketimi bağışıklık sistemini zayıflatıyor, iltihaplanmalara yol açıyor ve Tip 2 diyabet, obezite, kalp-damar hastalıkları ile bazı kanser türlerinin riskini artırıyor. Özellikle 65 yaş altı bireylerde, hayvansal protein tüketiminin genel ölüm riskini yüzde 75, kanserden ölüm riskini ise dört kat artırdığı belirtiliyor. Bitkisel protein kaynaklarında ise bu tür olumsuz etkiler görülmüyor. 65 yaş ve üzeri bireylerde ise daha yüksek protein alımının koruyucu etkileri olduğu bildiriliyor.

Lif ihtiyacını nasıl karşılamalı?

Alman Beslenme Derneği (DGE), günlük en az 30 gram lif tüketilmesini öneriyor. Lif açısından zengin gıdalar arasında tam tahıllar (yulaf, tam buğday ekmeği, kinoa, kahverengi pirinç), baklagiller (mercimek, nohut, fasulye), kuruyemiş ve tohumlar (badem, chia, keten tohumu), kabuklu meyve ve sebzeler (elma, armut, böğürtlen) bulunuyor. Lif tüketimi artırılırken, şişkinlik ve hazımsızlık yaşamamak için alımın kademeli olarak artırılması ve bol su içilmesi öneriliyor.

Kanser vakaları artıyor

Düşük lifli ve yüksek proteinli beslenme biçimleriyle paralel olarak, 50 yaş altı bireylerde kanser vakalarında da artış yaşanıyor. ABD’de 2019 yılında bu yaş grubunda kanser teşhis oranı 100 bin kişide 107,8’e ulaşarak 2000 yılına kıyasla yüzde 12,8 artış gösterdi. Benzer bir eğilim küresel ölçekte de gözlemleniyor. 1990 ile 2019 arasında, 50 yaş altı kişilerde kanser vakaları dünya genelinde yüzde 79,1 arttı. En çok etkilenen bölgeler ise Kuzey Amerika, Avustralya ve Batı Avrupa oldu.