Bu kez İmamoğlu o soruyu yanıtladı: Almanya, Türkiye’yi kıskanıyor mu

Bu kez İmamoğlu o soruyu yanıtladı: Almanya, Türkiye’yi kıskanıyor mu

Sokak röportajlarının klasiği haline gelen soruyu bu kez Almanya'daki temaslarını sürdüren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu yanıtladı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Almanya’nın Düsseldorf kentinde, Avrupa Türk İş İnsanları ve Sanayicileri Derneği (ATİAD) üyeleriyle bir araya geldi.

Toplantıda İmamoğlu’na, Türkiye ve dünyadaki mülteci sorununa ilişkin görüşleri soruldu. Sorunun kaynağında ve çözümsüzlüğünde Avrupa’nın ve hükümetin yanlış politikalarının yattığını vurgulayan İmamoğlu, mülteci akınının yoğun olduğu bir dönemde Fransa’da, Nice'de 2015’te katıldığı bir toplantıda yaptığı konuşmayı aktardı.

İmamoğlu, “Almanya, Türkiye’yi kıskanıyor mu?” şeklindeki soruya da şu yanıtı verdi:

“Ben tabii Almanlar arasında bir anket yaptırmadım, bizi kıskanıyorlar mı diye. Kesinlikle bir kere kıskanılacak bir topraklarda yaşıyoruz. Türkiye'miz cennet. Başka bir ülke. Ama biz ülkemizin, o toprakların, o cennet vatanın hak ettiği değerde bir yönetimle ya da orayı koruyan, geliştiren, dünya ölçeğinde hak ettiği yere taşıyan bir seviyeye taşıma konusunda başarılı olamadık. Bunu kabul edelim. Yani bugün 8 bin dolarlarda, 9 bin dolarlarda kişi başı milli geliri konuşuyorsak, bizim suçumuz var. Yakışmıyor o topraklara. Halbuki bizim topraklarımız paranın ilk defa gezdiği topraklar, basıldığı yer. Ticaretin ilk defa yapıldığı yer. Sadece o mu? Kültürün, sanatın, dilin, yazının icat edildiği yerdeyiz biz. Doğusuyla, batısıyla, güneyiyle, kuzeyiyle felsefenin, tarihte ne varsa aslında var olduğu yerde yaşıyoruz. Dünyada başka bir örneği yok.

Ama bugün 8 bin dolar, 9 bin dolar kişi başı gelir… Ya da ilk 500 üniversite arasına üniversite sokamıyorsak, bilimde, icatta ya da patentte, teknolojide, sanayide, eğitimde, kültürde, sanatta milletçe hak ettiğimiz yerde değiliz. O bakımdan, yapacak çok işimiz var. Sorumluyuz. Cumhuriyet'e sorumluyuz. Binlerce yıllık Anadolu'nun medeniyetlerine karşı sorumluyuz. Milletimize karşı sorumluyuz. Atatürk'e karşı sorumluyuz. Hayatını feda etmiş nice liderlerimiz, güzel insanlarımıza karşı sorumluyuz. O bakımdan biz, şu anda kıskanılacak durumda değiliz. Toprak parçası olarak, cennet vatanımız olarak, bütün dünyanın kıskanacağı bir yerde yaşıyoruz. Ama ne yazık ki kıskanılacak durumda değiliz. Kıskanılacak durumda ne zaman oluruz? Kişi başı gelirde Almanya'yla yarışırsak, bilimde, sanatta, kültürde yine dünyanın başka ülkeleriyle yarışacak duruma geldiğimiz zaman… Ki aslında siz onu yapabileceğimizin ispatlarısınız. Siz, daha 40-50 yıl önce, belki okuma yazma bilmeden buraya gelen. 40-50 yıl içerisinde buradaki işverenlerle yarışan, hatta onlardan daha başarılı hale gelen buradaki işletmecilikle bile böyle bir başarı elde eden bir insan topluluğuysak biz, yani bir milletsek, biz her şeyi başarabiliriz. O bakımdan bir yerlerde eksiğimiz var. Ama siyasetinde ama idaresinde ama ülkenin birtakım hususlarında. Milletimizin birbirini sevmesi, sayması, kol kola olabilmesi kadar kolay bir şey yok. Ama biz, milletimizi ayrıştırıcı her dili kullanıyoruz. Milletimizi birbirinden uzaklaştıracak her dili kullanıyoruz. Bu ve buna benzer demokraside, hukukun üstünlüğünde, birçok konuda topraklarımızı hak ettiği yere taşıdığımız takdirde, o zaman kıskanılacak bir millet olabiliriz. Yani tabii ki dün akşam milli takımımızı herkes kıskanmıştır. O ayrı bir şey. Ama anlık sevinçler, bizi mutlu etmemeli. Kalıcı mutlulukları elde etmek zorundayız. Kalıcı ekonomik istikrarı, bilimde, sanatta, kültürde kalıcı, sürdürülebilir başarıları elde etmemiz lazım ki, o duruma gelmiş olalım.”

HABERE YORUM KAT