'Atatürk ailemin sonu, Türk halkının kurtuluşu oldu'
Sultan Vahdettin'in torunu Neslişah Evliyazade, Atatürk'e kızgın veya düşman olmadığını söyledi. Posta gazetesine röportaj veren Evliyazade'nin açıklamalarında öne çıkan noktalar şunlar oldu:
■ Sürgünün ilk yıllarına dair neler anlatırlardı?
Hiç paraları olmadan Nice’e geliyorlar. Biraz sefil bir hayat... Nice’te Alfred Nobel’in evini tutuyorlar. Ben yıllar sonra o evi gördüm. Dedem Vahdettin’in tabutuna bile haciz konuyor, o kadar diyeyim. Yaşadıkları ülkelerde hanedan üyeleri olduklarını da söylemezlerdi, mütevazılıktan.
■ Sarayın kadınları aslında nasıllar?
Hepsi çok zeki ve zarif kadınlar. Çok çalışkanlar ve sözleri erkeklerden daha fazla geçiyor. Dahası sürgünde farklı işler yapmak zorunda kaldıkları için karakterleri daha da güçlü. Mesela anneannem sonraki yıllarda Amerika’ya gidiyor. Orada Nato askerlerine Türkçe öğretiyor.
■ Yani bizim hayal ettiğimiz gibi etraflarında hizmetliler yok mu?
Hepsi çok düzenli ve işlerini kendileri yapıyor. Çok hoş, sade ve bakımlılar. Hiçbir şeyi atmazlar. Hani hep anlatıldığı gibi, “saray kadınlarının mücevherleri, savruklukları” falan yok. Bu arada bütün Osmanlı hanedan mensupları yüksek sesle konuşur. Ve çok hayvanseverler.
■ Peki anneanneniz Hümeyra Sultan ve annesi Ulviye Sultan, saraydan dışarı çıkmazlar mıymış?
Hayır! Çok sosyal kadınlar. Hepsi iyi derecede İngilizce, Fransızca, İtalyanca gibi Avrupa dillerini biliyorlar ve iyi yüzüyorlar. Çok demokratlar.
■ Ne severlermiş, nasıl yaşarlarmış?
Et yemeklerine bayılırlar, sorbe ve dondurmaya da... Yüksek sesle konuşarak yemek yerler! Futbol delisiydi çoğu! Fotoğrafa çok meraklılar. Ellerinden her iş gelir. Sarayda öğretilirmiş ama dışarıda “Haydi çalış” deyince afallamışlar. Feministlerdi bir de! Cüceleri de var. Hepsini aile ferdi gibi sahiplenmişler.
■ Çok fakirlik çeken olmuş mu?
Evet. Mesela Şehzade Orhan Efendi Fransa’da mezar bekçiliği yapmış. Vefat ettiğinde cenazesinde beş kişi varmış.
■ Dedeniz Vahdettin vatan haini ilan edilmişti...
Ailem buna çok üzüldü, çok kırıcı bir şey. Üstelik Sultan Vahdettin Kurtuluş Savaşı’nı da, Mustafa Kemal’i de destekliyor. Ama yeni yönetimlerde her zaman böyledir ya... Eskisi suçlanır.
■ Tarih derslerinde siz de zorlandınız mı?
Tabii. Ben öğrenciyken de ‘vatan haini’ diyorlardı. Üstelik tarih bir bütün; Fatih’i kahraman yapıyoruz, Vahdettin’i hain... Olur mu öyle şey? Sultan Vahdettin, bir gün geri dönecek diye yanına hiçbir eşyasını almamış. Bu nasıl kaçmak? İsteseydi kalırdı. Halktan da destek görürdü. Gitmeseydi iç savaş çıkardı...
■ Aileniz Atatürk’e kızgın mı?
Süründüler, evet. Ama aksi olsaydı şimdi bu ülkede oturmazdık. Ne olurdu hain denmeseydi, biraz paraları olsaydı, bu dramları yaşamasalardı... Sadece bu var. 35 padişahın mezarı burada, Vahdettin’inki Suriye’de. Niye orada kalsın? Ama asla Atatürk’e düşman ya da kızgın değiller. Belki ailemin, Osmanlı hanedanının sonu oldu ama Türk halkının da kurtuluşu oldu.
■ Sultan Vahdettin Atatürk’ü sever miydi?
Sürgündelerken, kalfalardan biri anneannem Hümeyra Hanım’a, İzmir Marşı’ndaki “Yaşa Mustafa Kemal Paşa” sözlerini “Kahrolsun Mustafa Kemal” diye öğretmiş. Anneannem de beş yaşında, ne bilsin... Şarkıyı böyle söylerken Sultan Vahdettin duymuş ve “Bir daha benim askerime kahrolsun deme” diyerek kızmış. Kimsenin böyle bir şey demesine izin vermezmiş.