Almanya’da çeşitlilik artık "zenginlik" olarak görülmüyor!
Almanya’da toplumsal çeşitliliğe yönelik destek, son 6 yılda belirgin bir şekilde azaldı. Bu bulgu, Robert Bosch Vakfı tarafından yayımlanan Vielfaltsbarometer 2025 (Çeşitlilik Barometresi 2025) adlı araştırmadan elde edilen verilerle ortaya kondu.
Araştırma, 2019 yılında yapılan önceki çalışmayla karşılaştırıldığında, toplumsal çeşitliliği bir zenginlik olarak görenlerin oranının yüzde 63’ten yüzde 45’e düştüğünü, buna karşın çeşitliliği bir tehdit olarak görenlerin oranının yüzde 17 artarak yüzde 35’e yükseldiğini gösteriyor.
Araştırma detayları
Çeşitlilik Barometresi 2025, Mayıs 2025 tarihinde Almanca konuşan 16 yaş ve üzeri 4.761 kişiyle çevrimiçi olarak gerçekleştirilen bir anket çalışması. Katılımcıların 1.074’ü göçmen kökenli bireylerden oluştu. Araştırmada, yaş, engellilik, cinsiyet, cinsel yönelim, etnik köken, din ve sosyo-ekonomik durum gibi 7 farklı toplumsal çeşitlilik boyutu incelendi. Bu boyutlar, katılımcıların onay veya red ifadeleriyle değerlendirilen 23 farklı ifade aracılığıyla ölçüldü.
Araştırma sonuçları, farklı çeşitlilik boyutlarına yönelik tutumların değişimini gösterdi:
- Engellilik: Bu boyutta, toplumun genel kabulü yüksek kaldı ve 2019 yılına göre önemli bir değişim gözlemlenmedi.
- Yaş: Yaşla ilgili çeşitliliğe yönelik tutumlar da büyük ölçüde sabit kaldı.
- Cinsiyet: Cinsiyet çeşitliliğine yönelik kabulde, 2019 yılına göre küçük bir artış gözlemlendi.
- Cinsel Yönelim: Bu boyutta, kabul oranı yaklaşık 8 puan azalarak yüzde 69’a düştü.
- Etnik Köken: Etnik çeşitliliğe yönelik tutumlar, en büyük düşüşü yaşadı ve 17 puan azalarak yüzde 56’ya geriledi.
- Din: Dine yönelik kabul oranı da düşüş gösterdi ve yüzde 34’e indi.
- Sosyo-ekonomik Durum: Bu boyutta da kabul oranı düşük kaldı ve toplumun bu gruba yönelik tutumu olumsuzlaştı.
Bölgesel olarak, Schleswig-Holstein, Kuzey Ren-Vestfalya, Hamburg ve Saarland eyaletlerinde çeşitliliğe yönelik kabul oranları daha yüksekken, Saksonya, Mecklenburg-Vorpommern ve Thüringen eyaletlerinde bu oranlar daha düşük. Özellikle, Batı Almanya’daki bazı şehirlerde de kabul oranlarında azalma gözlemlenmesi dikkat çekti.
Krizler ve toplumsal gerilimler
Araştırma, son yıllarda yaşanan COVID-19 pandemisi, enerji krizi, güvenlik endişeleri ve ekonomik belirsizlikler gibi küresel krizlerin, toplumun çeşitliliğe yönelik tutumlarını olumsuz etkilediğini gösteriyor.
Bu krizler, bireylerde belirsizlik ve korku duygularını artırarak, kendini koruma ve ötekileştirme eğilimlerini güçlendirdi.
Robert Bosch Vakfı, bu olumsuz eğilimlere karşı toplumsal birlikteliği güçlendirmek amacıyla çeşitli önerilerde bulundu:
- Günlük yaşamda karşılaşmalar: Farklı grupların bir araya gelerek etkileşimde bulunması teşvik edilmeli.
- Diyalog formatları: Açık ve saygılı iletişim kanallarının oluşturulması önemli.
- Ortak öğrenme süreçleri: Farklı grupların birlikte öğrenme deneyimleri, anlayışı ve empatiyi artırabilir.
Çeşitlilik Barometresi 2025, Almanya’daki toplumsal çeşitliliğe yönelik tutumların olumsuz bir seyir izlediğini ve bu durumun toplumsal gerilimleri artırabileceğini gösteriyor. Ancak, önerilen stratejiler ve projeler aracılığıyla, bu eğilimlerin tersine çevrilmesi ve toplumsal uyumun güçlendirilmesi mümkün.
ARTI49