Almanya'da borcu olanların evi, arabası ve cep telefonu haczedilebilir mi?
Almanya'da borcunu ödeyemeyen kişilerin evi, otomobili veya cep telefonuna haciz uygulanması mümkün. Ancak alacaklılar her eşyaya el koyamıyor. Günlük yaşamı sürdürmek, çalışmak ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli eşyalar yasayla korunuyor. Kişinin kendi evinde oturması ise taşınmazın haciz yoluyla satılmasını tek başına engellemiyor.
Borç nedeniyle haciz işlemi başlatılabilmesi için belirli yasal koşulların yerine getirilmesi gerekiyor. Hangi eşyalara el konulabileceği, borçlunun yaşam koşullarına ve eşyanın kullanım amacına göre değişiyor.
Her borç için hemen haciz yapılamıyor
Özel kişi veya şirketlere olan borçlarda haciz işleminin başlatılabilmesi için genellikle icra edilebilir bir hukuki karar gerekiyor. Bu karar, mahkeme hükmü veya icra emri olabiliyor.
Yalnızca ödenmemiş bir fatura, tahsilat şirketinden gelen mektup ya da mahkemenin gönderdiği ödeme ihtarı, doğrudan haciz yapılması için yeterli sayılmıyor. İcra işlemlerine dayanak oluşturan kararın da kural olarak haciz başlamadan önce veya işlemle eş zamanlı olarak borçluya tebliğ edilmesi gerekiyor.
Vergi borçları gibi kamu alacaklarında ise farklı kurallar uygulanıyor. Yetkili kurumlar, yasal şartların oluşması halinde önceden mahkeme kararı almadan da icra işlemi başlatabiliyor.
Alacak tahsilat şirketlerinin kendi başlarına borçlunun evine girerek eşyalara el koyma yetkisi bulunmuyor. Evdeki taşınır eşyalara zorla haciz uygulanması, kural olarak yetkili icra memurunun görevi.
Cep telefonu ve otomobil hangi durumlarda korunuyor?
Alman yasaları, borçlu kişinin temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamak için kullandığı eşyaları hacizden koruyor. Bu nedenle gerekli kıyafetler, yatak, buzdolabı ve çamaşır makinesi gibi temel ev eşyalarına normal şartlarda el konulamıyor.
Çalışmak için zorunlu olan araç ve gereçler ile sağlık nedeniyle ihtiyaç duyulan yardımcı cihazlar da koruma altında bulunuyor. Dolayısıyla haciz kararı alınması, evdeki bütün eşyaların götürülebileceği anlamına gelmiyor.
Cep telefonlarında ise cihazın değeri kadar hangi amaçla kullanıldığı da önem taşıyor. Günlük yaşamını sürdürmek veya işini yapmak için telefona ihtiyaç duyan bir kişinin cihazı hacizden korunabiliyor. Ancak kullanılmayan ikinci bir telefon için aynı koruma geçerli olmayabiliyor.
Çok pahalı telefonlarda farklı bir uygulama da gündeme gelebiliyor. Belirli şartlarda değerli cihazın yerine temel ihtiyaçları karşılayabilecek daha ucuz bir telefon verilerek pahalı cihaz haczedilebiliyor. Borçluya alternatif cihazı alması için para ayrılması da mümkün.
Ancak bu uygulamanın ekonomik açıdan anlamlı olması ve kural olarak yetkili icra mahkemesinin onayından geçmesi gerekiyor. Telefonun satın alındığı dönemde yüksek fiyatlı olması tek başına yeterli değil.
Otomobiller için de benzer bir değerlendirme yapılıyor. Aracın işe gidip gelmek veya mesleği sürdürmek için zorunlu olması, hacizden korunmasını sağlayabiliyor. Özellikle iş yerine makul koşullarda toplu taşımayla ulaşılamaması önemli bir gerekçe olarak kabul edilebiliyor.
Sağlık sorunları nedeniyle otomobile ihtiyaç duyulması da koruma gerekçesi olabiliyor. Aracın yalnızca rahatlık sağlamak amacıyla kullanılması ise yeterli görülmüyor.
Ayrıca aynı evde yaşayan başka bir kişinin çalışabilmek için araca ihtiyaç duyması halinde de haciz koruması uygulanabiliyor.
Mesleki açıdan gerekli olan otomobilin çok yüksek değer taşıması durumunda daha uygun fiyatlı bir araçla değiştirilmesi gündeme gelebiliyor. Ancak yeni aracın da ihtiyaç duyulan ulaşımı güvenilir şekilde sağlayabilmesi gerekiyor.
Borç nedeniyle oturulan ev de satılabilir
Almanya'da bir kişinin sahibi olduğu evde veya dairede yaşaması, taşınmazı otomatik olarak hacizden korumuyor.
Alacaklılar, gerekli yasal şartların bulunması halinde taşınmaz üzerine icra yoluyla teminat ipoteği koydurabiliyor. Ayrıca taşınmazın gelirlerinin icra kapsamında yönetilmesi veya mülkün zorunlu açık artırmayla satılması da mümkün.
Bununla birlikte taşınmaza yönelik her icra işlemi evin hemen kaybedileceği anlamına gelmiyor. Ancak süreç zorunlu satışa kadar ilerlerse borçlu, kendi oturduğu evini de kaybedebiliyor.
Yasa, son derece ağır mağduriyetlerin ortaya çıkabileceği istisnai durumlarda mahkeme aracılığıyla icra koruması talep edilmesine imkan tanıyor. Bu koruma yalnızca sınırlı koşullarda uygulanıyor ve aile konutları için genel bir haciz muafiyeti sağlamıyor.
Hacizde önce banka hesabına, ardından otomobile ve son olarak eve el konulması gerektiği yönünde genel bir yasal sıralama da bulunmuyor.
Alacaklı, hukuken izin verilen icra yöntemlerinden hangisine başvuracağını kural olarak kendisi belirleyebiliyor. Örneğin banka hesabına haciz uygulanabilmesi için icra memurunun önceden eve gelmiş ve sonuç alamamış olması gerekmiyor.
Ancak haciz işlemlerinin de sınırları var. El konulacak eşyaların değeri ve işlemin kapsamı, borcun ve icra masraflarının karşılanması için gerekli olan miktarı aşamıyor.
Bir eşyanın satışından elde edilecek gelirin icra masraflarını bile karşılamayacağı anlaşılıyorsa o eşyaya haciz uygulanmaması gerekiyor. Bu kural özellikle ikinci el değeri düşük gündelik eşyalar açısından önem taşıyor.
Haciz tehlikesiyle karşılaşanlar ne yapmalı?
Borç nedeniyle mahkemeden veya icra makamlarından mektup alan kişilerin belgeleri gecikmeden incelemesi ve yasal itiraz sürelerini kontrol etmesi gerekiyor.
İş için zorunlu olan otomobilin veya başka bir eşyanın haczedilmesini önlemek isteyenlerin, ihtiyaçlarını somut belgelerle ortaya koyması önem taşıyor.
Bu amaçla çalışma saatlerini gösteren belgeler, toplu taşıma bağlantıları veya sağlık raporları kullanılabiliyor.
Banka hesabına haciz uygulanması halinde ise Almanya'da P-Konto olarak bilinen haciz korumalı hesap önem kazanıyor. Bu hesap türü, bankadaki paranın yasal olarak belirlenmiş muafiyet sınırları içinde korunmasını sağlıyor.
Ancak banka hesabındaki paraya sağlanan koruma ile evdeki eşyalara uygulanan haciz kuralları birbirinden farklı.
Haciz bildirimi alan kişilerin mümkün olduğunca erken aşamada yetkili bir borç danışma merkezine başvurması veya avukattan destek alması öneriliyor.
Böylece alacak talebinin hukuken geçerli olup olmadığı, hangi eşyaların korunduğu ve mevcut borçların nasıl çözülebileceği değerlendirilebiliyor.