Almanya sıcak hava ölümlerinin ardından ortak kurallar hazırlıyor
Almanya Federal Hükümeti, ülke genelinde uygulanacak ulusal bir sıcaklık eylem planı hazırlayacağını duyurdu. Yaz aylarında yaşanan aşırı sıcakların ardından atılan adımla, gelecek yaza kadar uyarı sistemlerinin, görev dağılımlarının ve koruyucu önlemlerin ülke çapında ortak kurallarla yürütülmesi hedefleniyor.
Bu yaz etkisini artıran sıcak hava dalgaları, Almanya’da merkezi yönetimi yeni önlemler almaya yöneltti. Çevre Bakanlığı Devlet Sekreteri Jochen Flasbarth, ZDF’ye yaptığı açıklamada, gelecek yaza kadar ulusal ölçekte uygulanacak bir sıcaklık eylem planının hazırlanacağını söyledi.
Flasbarth, birçok eyaletin halihazırda kendi sıcaklık planlarına sahip olduğunu ancak bunların ortak bir çerçevede birleştirilmesi gerektiğini belirtti. Buna göre, uyarılar ve koruma tedbirleri ülke genelinde benzer standartlara göre uygulanacak.
Kararın alınmasında dikkat çeken veriler etkili oldu. Robert Koch Enstitüsü, temmuz ayı ortasına kadar yaklaşık 9 bin 800 kişinin sıcaklığa bağlı nedenlerle yaşamını yitirdiğini tahmin ediyor. Böylece yalnızca birkaç ay içinde kaydedilen can kaybı, enstitünün 2016’dan bu yana tuttuğu istatistiklerdeki tam yılların tamamını geride bıraktı.
Daha önce de plan hazırlanmıştı
Ulusal ölçekte bir plan fikri ilk kez gündeme gelmiyor. Federal Sağlık Bakanlığı, 2023 yılında “Sağlık için Sıcaklık Koruma Planı”nı yayımlamış, ardından hastaneler, bakım evleri, doktor muayenehaneleri, eczaneler ve spor kulüpleri için örnek uygulama planları hazırlamıştı.
Bu belgelerde uyarı zincirleri, eğitimler, ilaç kullanımının sıcak günlere göre düzenlenmesi, içme suyu temini ve aşırı sıcaklarda uygulanacak organizasyon kuralları yer aldı. Ancak bunların büyük bölümü tavsiye niteliğinde kaldı. Ayrıca görev ve sorumlulukların federal hükümet, eyaletler, belediyeler ve kurumlar arasında dağılmış olması nedeniyle ülke genelinde ortak bir uygulama oluşturulamadı.
Yeni açıklanan planın mevcut önerilerin tekrarından öteye geçmesi bekleniyor. Bunun için gelecek yaz başlamadan önce, her uyarı seviyesinde hangi kurumun hangi adımı atacağını belirleyen bağlayıcı bir sistem oluşturulması gerektiği ifade ediliyor.
Bakım evlerinin risk altındaki sakinlerini belirlemesi, hastanelerin serin alanlar ve acil durum süreçlerini hazır tutması, evde bakım hizmetlerinin yalnız yaşayan yaşlılarla doğrudan iletişime geçmesi planlanan uygulamalar arasında gösteriliyor. Okullar, kreşler ve işverenler için ise çalışma saatleri, mola düzeni, gölgelik alanlar ve içme suyuna ilişkin ortak kurallar öngörülüyor.
Belediyelerin serinleme noktaları oluşturması, içme suyu çeşmeleri işletmesi ve evsizleri koruyacak önlemler geliştirmesi de bekleniyor. Alman Meteoroloji Servisinin yaptığı uyarıların yalnızca cep telefonlarına bildirim olarak gönderilmesi değil, doğrudan somut tedbirleri harekete geçirmesi amaçlanıyor.
Toplumdan hükümete çağrı
Kamuoyundaki baskı da giderek artıyor. GermanZero derneğinin WeAct platformunda başlattığı dilekçeye pazartesi gününe kadar 124 binden fazla kişi destek verdi.
Dilekçede kentlerde daha fazla ağaç dikilmesi, betonlaşmış alanların azaltılması, panjur bulunmayan kiralık konutlarda güneşten korunmayı sağlayacak çözümlerin desteklenmesi ile hastane ve bakım evlerinde yeterli soğutma imkanlarının sağlanması talep edildi.
GermanZero ayrıca, milyarlarca Euro'nun İklim ve Dönüşüm Fonu'ndan federal bütçeye aktarılması planına ve ısı pompası teşviklerinde yapılması öngörülen kesintilere karşı çıktı. Derneğin uzmanı Andrea Wörle, "Şimdi tasarruf edenler daha sonra daha ağır bedel ödeyecek" dedi.
Dünya Sağlık Örgütü'nün önerileri
Dünya Sağlık Örgütü, etkili sıcaklık koruma planları için sekiz temel unsur sıralıyor. Bunlar arasında tek bir koordinasyon merkezi, güvenilir uyarı sistemleri, kademeli önlemler, risk gruplarının korunması, sağlık ve sosyal hizmetlerin hazırlanması, uzun vadeli şehir ve bina planlaması, güçlü iletişim ile her sıcak hava dalgasının ardından değerlendirme yapılması bulunuyor.
Kuruluşa göre bir planın başarısı dağıtılan broşür sayısıyla değil, hastane başvurularının ve ölümlerin azalmasıyla, ayrıca risk altındaki kişilere gerçekten ulaşılmasıyla ölçülüyor.
Fransa ve Almanya'dan örnekler
Fransa, 2003 yılında yaklaşık 15 bin ek ölüme yol açan sıcak hava felaketinin ardından “Plan Canicule” adlı sistemi uygulamaya koydu. Bu modelde meteoroloji kurumu, sağlık otoriteleri, yerel yönetimler, hastaneler ve bakım evleri ortak alarm planına göre hareket ediyor.
Belediyeler yalnız yaşayan yaşlılar ile engelli bireyler için gönüllü kayıt sistemleri tutuyor ve sıcak hava dönemlerinde bu kişilerle iletişime geçebiliyor. Bakım kuruluşlarının en az bir serin oda bulundurması zorunlu tutulurken, alarm seviyelerine göre ek personel görevlendirilmesi, telefon aramaları ve ev ziyaretleri gibi önlemler devreye giriyor.
Almanya'da da bazı belediyeler benzer uygulamalar yürütüyor. Rheinland-Pfalz eyaletindeki Worms kenti, 2021 yılında hazırladığı sıcaklık eylem planını iklim verileri ve risk analizlerine dayandırdı. Kent ayrıca sıcak günlerde gölgeli yaya güzergahlarını hesaplayan bir uygulama kullanıyor.
Mannheim ise sıcaklık uyarılarında kamu kurumlarını, sosyal kuruluşları ve ilgili paydaşları devreye sokan sabit bir iletişim sistemi uyguluyor. Karlsruhe ile Düsseldorf da “Plan C” projesi kapsamında erken uyarılar, kısa vadeli destekler ve uzun vadeli kent dönüşümünü kurumlar arası iş birliğiyle geliştirmeyi deniyor.
Flasbarth, bu tür çalışmaların şehirlerde betonlaşmanın sürmesi ve gölgesiz meydanların yapılması halinde sınırlı etki göstereceğini belirterek, yenilenen Berlin Gendarmenmarkt Meydanı'nın ana bölümünde tek bir ağacın bulunmamasını örnek gösterdi.
Finansman da tartışmanın merkezinde
Haberde, acil sağlık tedbirleri ile uzun vadeli iklim uyum çalışmalarının birlikte yürütülmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. İçme suyu noktaları, gölgelikler ve ziyaret hizmetleri kısa vadede koruma sağlarken; ağaçlandırma, parklar, geçirgen zeminler, yeşil çatı ve cephe uygulamaları ile dış cephe güneş korumasının sıcaklığı kalıcı biçimde düşürdüğü vurgulanıyor. Hastane ve bakım evlerinde iklimlendirme sistemlerinin gerekli olabileceği, ancak bunun tek çözüm olarak görülmemesi gerektiği belirtiliyor.
Federal Çevre Bakanlığının sosyal kuruluşlarda gölgelendirme, yeşillendirme ve yapısal düzenlemeleri destekleyen bir teşvik programı bulunuyor. Flasbarth, Federal Sayıştayın bu programı federal yetki eksikliği gerekçesiyle eleştirmesini fazla sert bulduğunu söyledi. SPD'li siyasetçi, federal hükümetin iklim uyumunu eyaletler ve belediyelerle birlikte sürekli finanse edebilmek için Anayasa'da değişiklik yapmak istediğini ifade etti.
Haberde, hazırlanacak ulusal planın federal yapıdaki görev dağılımını tamamen değiştiremeyeceği, ancak asgari standartları belirleyebileceği, uyarı seviyelerini ortak hale getirebileceği, verileri tek çatı altında toplayabileceği ve finansmanı güvence altına alabileceği belirtiliyor. Özellikle uyarı uygulamalarını kullanmayan, evinden çıkamayan ya da sıcaklığın oluşturduğu riski yeterince fark etmeyen kişilere kimin ulaşacağının açık şekilde tanımlanmasının planın en önemli unsurlarından biri olacağı vurgulanıyor.
Atmosferdeki CO2 birikiminin artmasıyla birlikte önümüzdeki yazların da benzer ölçüde sıcak geçme olasılığının yükseldiği belirtilirken, bunun yeniden binlerce can kaybına yol açıp açmayacağının artık yalnızca iklimin değil, siyasi kararların da belirleyeceği bir konu olduğu ifade ediliyor.