1926’da konuştu, 2026’yı anlattı: Nikola Tesla’nın inanılmaz öngörüleri
1926 yılından bir insan bugünün dünyasına bakabilseydi, insanların parlak dikdörtgenlere bakarak saatler geçirdiğini ya da binlerce kilometre ötedeki biriyle sanki yan yana oturuyormuş gibi konuştuğunu görürdü. Bunu mümkün kılan şey, elbette akıllı telefon. 1920’lerin insanı için bu, neredeyse büyü gibi görünürdü. Ancak bir kişi bu geleceği yüzyıl önce öngörmüştü: Nikola Tesla. Ünlü mucit, tam 100 yıl önce Collier’s dergisine verdiği bir röportajda, bugünkü dünyayı şaşırtıcı bir doğrulukla tarif etmişti.
Tesla’nın “kablosuz dünya” hayali
1926’da, röportajın yayımlandığı dönemde Nikola Tesla, elektrik mühendisliğinde çağının en tanınmış vizyonerlerinden biriydi. Hırvatistan doğumlu, Sırp kökenli mucit, 1880’lerde alternatif akımla çalışan endüksiyon motorunu geliştirmişti. Bu sistem, yüksek voltajlı elektriğin uzun mesafelere iletiminde büyük kolaylık sağladığı için kısa sürede Avrupa ve ABD’de benimsendi. Tesla ayrıca uzaktan kumandayı icat etmiş, 1897’de kablosuz iletişim patentleri almış ve neon aydınlatma teknolojisinin temellerini atmıştı.
O dönemde Tesla’nın en çok üzerinde durduğu konu “wireless system”, yani kablosuz sistemdi. Elektriği kablosuz biçimde iletmek için çalışan mucit, bu teknolojinin başka alanlarda da devrim yaratacağını düşünüyordu. “Kablosuz teknoloji mükemmel biçimde kullanıldığında, tüm dünya dev bir beyin haline gelecek. Aslında zaten öyle, çünkü her şey bu bütünün uyumlu bir parçası”, diyordu Tesla.
Akıllı telefonun 100 yıl önceki kehaneti
Tesla, o dönemde henüz hayal bile edilemeyen bir teknolojiyi de anlatmıştı: “Mesafe fark etmeksizin anında iletişim kurabileceğiz. Üstelik televizyon ve telefon sayesinde, binlerce kilometre uzakta olsak da birbirimizi yüz yüze görüp duyabileceğiz. Bunu sağlayan cihazlar, bugünkü telefonlara kıyasla inanılmaz derecede basit olacak. İnsanlar bu aletlerden birini yelek cebinde taşıyabilecek.”
Bugünün akıllı telefonlarını hatırlatan bu sözler, neredeyse birebir bir kehanet niteliğinde.
Tesla aynı röportajda, henüz yeni doğan bir teknoloji olan televizyon hakkında da öngörülerde bulunmuştu: “Bir başkanın göreve başlama törenini, Dünya Serisi maçını, bir depremin yıkımını ya da bir savaşın dehşetini sanki oradaymışız gibi izleyip duyabileceğiz.” Oysa 1926 yılında televizyon henüz yalnızca Londra’da yapılan ilk denemeler aşamasındaydı; yaygın hale gelmesi 1950’leri bulacaktı.
Ulaşımda ve enerjide öngörülen devrim
Tesla, röportajın ilerleyen bölümlerinde kablosuz enerji aktarımının ulaşım ve iletişimi dönüştüreceğini de savunuyordu. “Kablosuz enerji ticari hale geldiğinde, taşımacılık ve veri aktarımı devrim geçirecek. Bugün kısa mesafelerde filmler kablosuz olarak iletiliyor, yakında bu mesafeler sınırsız olacak. Bu gerçekleştiğinde, mevcut yöntemler buhar lokomotifi kadar ilkel kalacak.”
Bugün televizyon yayınlarının uydular aracılığıyla uzaydan aktarılması ya da internet üzerinden yapılan canlı yayınlar, Tesla’nın öngörüsünü doğrular nitelikte.
Ancak tüm tahminleri gerçeğe dönüşmedi. Tesla, röportajda yakıtsız uçabilecek, kablosuz enerjiyle çalışan hava araçlarından da söz etmişti. En büyük umudu, bu teknolojinin uluslararası sınırları zayıflatacağı ve dünya halklarını barış içinde birleştireceği yönündeydi. Ona göre kablosuz enerji, yalnızca ulaşılması zor bölgelere elektrik sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda siyasi dengeleri yumuşatacak ve halklar arasında anlayışı güçlendirecekti.