'Vücut dili bize çok şey anlatır'

'Vücut dili bize çok şey anlatır'
İşte vücut diliyle ilgili ipuçları…

İSTANBUL - Doğru iletişim kurabiliyor olmak aslında sadece kullandığımız cümlelere bağlı değil. halde vücut dilini okuyabilmeye hepimizin ihtiyacı var. 

Vücut dili de bize, santim santim samimiyet mesafesini gösteriyor. Kendimize 45 cm yakın tuttuğumuz kişiler kendi kişisel alanımıza sokmak istediğimiz özel insanlardan oluşur. Sarıldığımız, yaklaştığımız kişiler en yakınlarımızdır. 30-75 cm arasında mesafeli davrandığımız kişiler parti ve ofis ortamlarında tanıştığımız samimiyet kurduğumuz insanlara ait. 120- 210 cm arasında mesafe koyduğumuz kişilerle yeni yeni sosyalleşiyoruzdur. Bu ölçü bir kol boyu kadar yani el sıkıştığımız, uzaktan selamlaştığımız kişiler bize bu mesafe kadar uzaklıkta yer alır.

Güncel hayatta en çok ellerimizi kullanarak ifade özgürlüğümüzden yararlanırız. Avcumuzu açık ve yukarı bakıcak şekilde konumlarsak bu en samimi, içten ve teslimiyetçi halimizi yansıtır. Dilenciler bu şekilde yardım ister. 

Tam tersi avcumuzu kapatıp, yumruk şeklinde sıkmak otoritenin bize geçtiğini gösterir. Tartışırken genelde yumruğumuzu sıkarak konuşuruz. Fark etmeden yaptığımız bu hamle konuya ne kadar hakim olmak isteyişimizin de bir göstergesidir.

Tedirginsek elimizi saklamak isteriz. Yalan söylüyorsak elimizle yüzümüzü kapatmak isteriz. Bu yüzden ellerimizi, yalan söylerken yüz çevresine yakın tutrarız. Elimiz yüzümüz arasında gider gelir.

Sırtımız kaşındı diye sırtımızı ovuşturmaktan bahsetmiyoruz tabii ki. Konuşma sırasında fark etmeden boynumuzu, dirseğimizle göğsümüzün altını, parmağımızla başımızı kaşıyorsak, vücut dilimiz burada bize içimizde emin olamadığımız bazı şüphelerin yatığını gösterir.

Söylemekten çekindiğimiz ama ifade edemediğimiz düşünceleri bu şekilde açığa çıkartıyoruz. Anlamsızmış gibi görünen bu hareket o konuyu iki kere düşünmemiz gerektiği konusunda bizi uyarır. Karşımızdaki kişi bize bu hareket ile yaklaşıyorsa bizden şüphelendiğini gösterir.

Başımızı nasıl konumlandırdığımız özellikle ikili ilişkilerde çok önemli. Baş aşağı doğru eğiliyorsa bu olumsuz bir düşünceyi temsil eder. Anlatılan konu ile ilgili değilsek başımızı sağa sola çeviririz. Dikkatimiz odağımızla bağlantılıdır.

Odaklandığımız yere ve kişiye dikkatli bir şekilde bakarız. Kişiyi dinlemiyorsak başımızı ona doğru yöneltmeye de ihtiyaç duymayız. Genelde konuşmacılar söze başlamak için dinleyicilerin başlarını kaldırıp kendilerine bakmasını bekler. Bir kişinin odağını anlamamızın en kolay yolu başını nasıl konumlandırdığına bakmamızdan geçer. Hatta biz kadınlar hoşlandığımız kişiye doğru başımızı yana hafifçe eğerek bakarız. Bu vücut dilinde kendimize çekicilik kazandırmak için yaptığımız bir harekettir.

Göz bebeklerimiz, olumlu ve olumsuz durumlar karşısında büyür ve küçülür. Bunu biz kontrol edemeyiz. Heyecanlandığımızda, sevindiğimizde ve hoşlandığımız biri ile karşılaştığımızda göz bebeklerimiz büyür.

Yalan söyleyen biri göz odağını karşısındaki kişiden kaçırır. Birinin yalan söyleyip söylemediğini gözlerinin içine bakarak anlayabiliriz. Etkin bir konuşmada bakışlar karşımızdaki kişinin göz seviyesinin altına düşmemelidir. Eğer konuşma sırasında bakışlarımızı karşımızdaki kişinin göz seviyesinin altına düşürürsek, konuşma sıramızı karşımızdaki kişiye devretmiş sayılırız. Genelde suçluluk duygusu hissedenler bakışlarını aşağı doğru eğer, bu durumda otorite kurabilmek mümkün olmaz.

Kollarımıza kapatarak iletişim kurmaya çalışmak söylenenlere kapalı olduğumuzu ifade eder. Bunu hemen hemen hepimiz biliyoruz. İlk buluşma anında, kollarımız kapalı sevdiğimizi bekliyorsak karşımızdaki kişi bize daha seviyeli bir şekilde yaklaşacaktır. Bu gibi anlarda beklediğimiz kişiyi karşımızda gördüğümüzde kollarımızı açarız. Farketmeden kendimizi iletişime açmış oluruz. İş yaşamımızın içinde pek çok kez tokalaşırız. Tokalaşma sırasında karşımızdaki kişinin elini daha sıkı tutmak güven duygusu yaratır.