Viyanalı Şafak Akçay: Avrupa’nın kültür başkentinde “kamucu” bir kadın

Viyanalı Şafak Akçay: Avrupa’nın kültür başkentinde “kamucu” bir kadın

Viyana Eyalet Meclisi Üyesi Akçay, Avrupa’nın kültür başkenti Viyana’nın da zor zamanlardan geçtiğini belirtiyor ve şiddet konusunda “Yalnız birlikte karşı koyabilirsek insan onurunu koruyabiliriz” diyor. 

Ekim ayında yapılacak Viyana Eyaleti ve Belediyesi seçimlerine 26’ncı sıradan sosyal demokratların adayı olarak giren Şafak Akçay, “göçmen Viyanalılar” olmasaydı, bugünkü Viyana’nın olamayacağına inanan bir politikacı. Neoliberal politikalara uzak, kamucu politikalara ise yakın durduğunu gizlemiyor. “Kamu hizmetlerinin kamu yönetimi yoluyla korunması sosyal adaletin en etkili aracıdır” diye konuşuyor. 

SPÖ’nün kesinlikle seçilecek bir sırasından seçime giren Akçay halen Viyana Eyaleti Belediye Meclisi üyesi ve Eyalet Meclisi üyesi. Ayrıca SPÖ’de de yönetici olarak görev yapıyor. 

Şafak Akçay, Viyana’da yayımlanan Yenivatan gazetesinde yayıncı-yazar Birol Kılıç ile konuştu. Söyleşiden bazı bölümler şöyle: 

- Viyana’da doğdunuz, tipik bir işçi göçmeni ailesinin birinci nesil evladısınız. Hem meslek sahibi olarak çalışıyorsunuz hem de yıllardır milletvekilisiniz. Almancaya ve Türkçeye vakıfsınız. Kendinizi nereli hissediyorsunuz?

ŞAFAK AKÇAY - (Gülerek) Ben büyük bir tutkuyla Viyanalıyım. Hayatım birçok dili konuşuyor. Ama kalbim Viyanaca. 46 yaşındayım. Evliyim ve 19 yaşında bir kızım var. Viyana’da doğup büyüdüğüm için kendimi burada evimde gibi hissediyorum. Bu benim ailemin geldiği sevdiğim ülke olan Türkiye’yi unuttuğum anlamına gelmemeli elbette, aksine beni ben yapan değerlerin toplamıdır geçmişim. Bizler yani ikinci ve üçüncü kuşak farklılıklarımızla -kültür, din, dil, mutfak-  bu şehri zenginleştirdik. Artık Viyana şehrinin bir parçasıyız ve sorumluluklarımızın bilincine vararak hareket etmeliyiz. 

1-001.jpg

Viyana Eyalet Meclisi Üyesi Akçay, Yeni Vatan gazetesinden gazeteci yazar Birol Kılıç'ın sorularını yanıtladı

GÖÇMEN VİYANALILARIN GÜCÜ

Göçmen Viyanalıların, “göçmen Viyanalılarla” bizleri kastediyorum, çalışmaları olmadan bugün bizim tanıdığımız Viyana olmazdı. Viyana çokkültürlü bir şehir ve bundan da gurur duymalıyız. Ayrıca çokkültürlülüğün önemli olduğunu düşünüyorum ve Viyana’da yaşayan herkesi sosyal hayata katılmaya ve böylece sosyal yaşamı zenginleştirmeye teşvik etmek istiyorum. Gücümüz bir arada birlikteliğimizden geliyor. Her birimiz farklı yerlerden geldik, fakat şimdi buradayız, birbirimizi dikkate alarak ve karşılıklı yardımlaşarak ortak bir gelecek için çaba göstermeliyiz.

KAMU VE SOSYAL ADALET ÖNEMLİ

- Neden SPÖ Viyana’yı seçtiniz? Niye ÖVP veya Yeşiller Partisi değil? 

ŞAFAK AKÇAY- Çünkü SPÖ, sosyal adaleti savunuyor. Bunun anlamı da, eğitim, iş, bilgi ve katılım başta olmak üzere tüm sosyal malların adil dağılımı demektir. Aynı zamanda sosyal konut, büyük toplu taşıma ağı, gaz ve elektrik arzı, çöp imhası, kültürel kurumlar, hastaneler, vb. tüm her şeyin toplumun hizmetinde olmasıdır. Yani hizmet önemlidir, kâr değil. Neoliberal ve muhafazakâr güçler, bu kamu hizmetlerini sürekli olarak özelleştirmeye ve böylece birkaç kişinin kâr çıkarlarına ulaştırmaya çalışıyor. SPÖ Viyana her zaman özelleştirmeye karşı çıktı. Yani enerji arzı, toplu taşıma ve ayrıca 220 bin belediye konutu kamunun elinde, yani Viyana sakinlerinin elinde. Böylesi de doğru olandır. Kamu hizmetlerinin kamu yönetimi yoluyla korunması sosyal adaletin en etkili aracıdır.

GENÇLER VE RADİKALLEŞME 

- Geçtiğimiz haftalarda onuncu Viyana Favoriten’de meydana gelen olaylar hakkında görüşleriniz nedir? Viyana Şehrini yöneten SPÖ, yıllardır uyum için herkesten toplanan vergiler üzerinden uyum projelerine para akıttı. Olaylara bakışınız nedir?

ŞAFAK AKÇAY - Uyum sağlamaya hazır veya uyum sağlamış binlerce insanı, şiddet yanlısı ufak bir azınlıkla aynı gözle değerlendirmeyi faydalı bulmuyorum. Viyana’da yaşayan göçmenlerin yüzde 99,9’u Favoriten’de meydana gelen olayları şiddetle kınıyorlar. Viyana’da şiddetin yeri yoktur. Şiddete bütün gücümüzle karşı durmalıyız. 

Böyle hassas bir konunun hangi biçimde tartışılacağına veya yayınlanacağına çok iyi düşünmeliyiz. Bazı insanların ortaya koyduğu imaj çok kötü. Göçmen gençliğin çoğunluğu hiç de şiddete meyilli ve tehlikeli değil. Bu nedenle birinci görevimiz çocukları ve gençleri radikalleşmeye karşı korumaktır. Bu, politikacıların yüzleşmesi gereken bir gerçekliktir. Özeleştiri yapmak gerek. Var olan önlemlere rağmen yenilerini de düşünmeliyiz. Böylece “tüm” gençler, ebeveynler, öğretmenler ve gençlik çalışanları vb. bir araya gelerek gençlere farklı ve daha iyi yaşam perspektifleri göstermeliyiz. Çünkü çocuklarımızın ve gençlerin geleceği söz konusu olan, bu da şehrimizin geleceği anlamına geliyor. 

+49 - VİYANA

FOTO: Astrid Knie / Yenivatan

KAYNAK: www.yenivatan.at

HABERE YORUM KAT