'Türkiye ekonomisi, Yunanistan'ı 100'e katlar'

'Türkiye ekonomisi, Yunanistan'ı 100'e katlar'
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Müezzinoğlu, "Türkiye'nin ekonomisi  bugün dinamikleri, ihracatı ve üretimiyle Yunanistan'ı 10'a değil 100'e katlar.  Ama onun puanı düşmez hatta yükselir" dedi.

ANKARA - Çalışma ve  Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu gündeme ilişkin açıklamalarda bulunarak, soruları yanıtladı.

Anayasa değişikliği

Müezzinoğlu,  "Bu milletin vicdanına, cumhurun vicdanına kendi başkanını seçme yetkisini  veriyoruz. Dolayısıyla milli iradenin, Cumhuriyet döneminin  bundan sonraki  sürecinde daha çok temsil edileceği ve bu milletin kaderiyle birilerinin kapalı  kapılar arkasında rahatça oynayamayacağı bir döneme geçiyoruz. Türkiye kazanacak,  bu büyük millet kazanacak" dedi.

Yunanistan'ın darbeci askerleri iade etmeme kararı

Müezzinoğlu "Darbenin bedelini Yunan halkı ağır ödedi ve oradan çıkışı da demokrasiyle  buldu ama neden Türkiye'deki darbecilere bu tavrı, kendi darbecilerine gösterdiği  tavrı gösteremedi? Dikkat ederseniz son 5-6 yıldır Yunanistan'ın içinde bulunduğu  siyasi ve ekonomik krize, kendi iradesiyle bu kararı verebildiği kanaatinde  değilim. Onun için de çok şaşırmadım" dedi.

Kredi derecelendirme kuruluşlarının kararları 

Müzzinoğlu, "Türkiye'nin ekonomisi bugün dinamikleri, ihracatı ve üretimiyle  Yunanistan'ı 10'a değil, 100'e katlar. Ama onun puanı düşmez hatta yükselir.  Niye? Burada hesap ekonomik değil, siyasi" dedi.

Müezzinoğlu, anayasa değişikliğine ilişkin kanun hakkında, "Bu milletin vicdanına, cumhurun  vicdanına kendi başkanını seçme yetkisini veriyoruz. Dolayısıyla milli iradenin,  Cumhuriyet döneminin bundan sonraki sürecinde daha çok temsil edileceği ve bu  milletin kaderiyle birilerinin kapalı kapılar arkasında rahatça oynayamayacağı  bir döneme geçiyoruz. Türkiye kazanacak, bu büyük millet kazanacak." dedi.

"Anayasa değişiklik paketi için referandum süreci işlemeye başladı. Toplumun bir bölümü değişiklikleri desteklerken, bir bölümünün ise pakete dair  eleştirileri söz konusu. Sizce seçmenler bu değişikliğe neden "Evet" demeli, bu  bağlamda sizin referandumun sonucuyla ilgili tahmininiz nedir?" sorusu üzerine  Bakan Müezzinoğlu, TBMM'den geçen değişikliğin ülke ve millete hayırlı olmasını  diledi.

Türkiye'de 1970'den beri siyaseti yakından takip ettiğini, son 26-27  yıldır da fiilen siyasetin içinde bulunduğunu belirten Müezzinoğlu, başkanlık ve  cumhurbaşkanlığı sisteminin zaman zaman gündeme geldiğini, "Bu sistemin  Türkiye'yi büyük hedeflere götüreceğinin" ifade edilmesine rağmen, bugüne kadar  başarılamadığını ifade etti.

Güçlü ülke ve milletin, güçlü bir sisteme ihtiyacı olduğunu kaydeden  Bakan Müezzinoğlu, güçlü bir sistemin arifesine gelindiğini anımsattı.

Müezzinoğlu, TBMM'de 339 milletvekilinin oyuyla, değişikliği  referanduma götürecek sürece girildiğini, bu sürece gelinceye kadar çok zorluklar  yaşandığını vurgulayarak, MHP'ye ve Genel Başkan Devlet Bahçeli'ye teşekkür etti.

AK Parti ve MHP'li milletvekillerinin, milletin kaderindeki tarihi  dönüşüme vesile olduğuna işaret eden Müezzinoğlu, "Artık takdir millettedir."  dedi.

CHP'nin son 30 yılda milleti "Cumhuriyet elden gidecek" diye  korkuttuğunu aktaran Müezzinoğlu, "Cumhurun eline götürdüğümüz, vicdanına  verdiğiniz bir sistemle, Cumhuriyeti, cumhuru korkutmak akıl karı iş değil, akıl  ve izahı da yok. Neticede cumhura, Cumhuriyeti teslim ediyoruz. Cumhur da  başkanlığı seçiyor. Bu kadar reel bir yapıya karşı çıkmayı, milletten, milletin  değerlerinden korkmak diye yorumluyorum."  diye konuştu.

Bakan Müezzinoğlu, HDPnin çok farklı hedeflerinin bulunduğunu, onun  için "Hayır" dediğini kaydederek, "Hayır"cı kitlenin neden "Hayır" dediğini,  "Evet"çi vatandaşların iyi analiz etmesi gerektiğini vurguladı.

"Büyük bir çoğunlukla evet çıkar"

Referandumda büyük bir çoğunlukla "Evet" çıkacağına inandığını aktaran  Müezzinoğlu, şunları söyledi:

"58 milyon seçmenimiz var. 58 milyon seçmenin içinde 18 yaşında genç  kızlarımız, delikanlılarımız, 25 yaşında çalışan veya iş arayan gençlerimiz,  işverenimiz, engellimiz, yaşlımız, hastamız var, 120 yaşında oy kullanacak  insanımız var. Bu milletin vicdanına, cumhurun vicdanına kendi başkanını seçme  yetkisini veriyoruz. Dolayısıyla milli iradenin, Cumhuriyet döneminin bundan  sonraki sürecinde daha çok temsil edileceği ve bu milletin kaderiyle birilerinin  kapalı kapılar arkasında rahatça oynayamayacağı bir döneme geçiyoruz. Türkiye  kazanacak, bu büyük millet kazanacak."

"Yunanistan Yüksek Mahkemesinin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası  helikopterle Yunanistan'a kaçan 8 askerin Türkiye'ye iade edilmemeleri yönündeki  kararını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu karar son dönemde Türkiye ile Yunanistan  arasındaki olumlu ilişkileri nasıl etkiler?" sorusu üzerine Müezzinoğlu, aslen  Yunanistan doğumlu olduğunu, 1967'de askeri milliyetçi cunta darbesini  Gümülcine'de yaşadığını anlattı.

Cuntanın Batı Trakya azınlığına ne getirdiğini, Yunan halkına ne  bedeller ödettiğini gözlemlediğini ifade eden Müezzinoğlu, Kıbrıs çıkarmasından  sonra rahmetli Bülent Ecevit'in "Yunanistan'a da demokrasiyi biz getirdik."  dediğini anımsattı.

Yunanistan'ın yeniden darbeye dönüş sürecinde, hukuk anlamında en ağır  bedeli ödettiğini hatırlatan Müezzinoğlu, "Darbenin bedelini Yunan halkı ağır  ödedi ve oradan çıkışı da demokrasiyle buldu ama neden Türkiye'deki darbecilere  bu tavrı, kendi darbecilerine gösterdiği tavrı gösteremedi? Dikkat ederseniz son  5-6 yıldır Yunanistan'ın içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik kriz, kendi  iradesiyle bu kararı verebildiği kanaatinde değilim. Onun için de çok  şaşırmadım." ifadesini kullandı.

"Yunanistan vermek istese bile veremez"

Müezzinoğlu, "Yunanistan şu anda arzu edenin çok rahat kullanabildiği  bir ülke pozisyonunda mı?" sorusuna, "Darbecilerin Dedeağaç Havalimanı'na  inişleri, ondan sonra Sayın Çipras'ın verdiği demeçlere baktığınızda, Sayın  Cumhurbaşkanımızla, Başbakanımızla olan görüşmelerde en ufak bir sorun yoktu.  Arkadan o üst akıllar devreye girdi ve o üst akıllara Yunanistan adalet sistemi  teslim olmak zorunda kaldı." yanıtını verdi.

"Yunanistan'a kaçan bu 8 kişi darbenin iç yüzün anlatmada çok etkin  olacak bilgilere mi sahipler?" sorusu üzerine Müezzinoğlu, "Mutlaka. Orada  stratejik, arka planı isimler var. Arka planda koordinasyonun belki de bire bir  bağlantısını kuran isimler var. Dolayısıyla Yunanistan vermek istese bile  veremeyeceği bir fotoğraf olduğu kanaatindeyim." diye yanıt verdi.

 "Anayasa değişikliğindeki tılsım..."

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in, Türkiye'nin kredi notunu düşürdüğü, not görünümünü ise durağanda bıraktığının hatırlatılması ve kararın  Türkiye'ye yatırımları etkileyip etkilemeyeceğinin sorulması üzerine Müezzinoğlu,  buna benzer "ekonomik projeler"in 2013'ten beri yaşadığını belirtti.

Bu dönemde faizlerin yüzde 5'lerin altına indiğini, enflasyonun  düştüğünü, büyümenin yüzde 6-7'lerle ulaştığını, ülkeye yabancı sermayenin  geldiğini, olağanüstülükler aşılarak ciddi bir yolculuğun başarıldığını ifade  eden Müezzinoğlu, bu nedenle dünyanın Türkiye'yi  tereddüt veya korkuyla  izlediğini kaydetti.

Türkiye'nin bu halinden rahatsız olan güç odaklarının Gezi Olaylarını  başlattığına işaret eden Müezzinoğlu, 17-25 Aralık'ta da bir hukuk darbesiyle  ülkenin siyasi istikrarının ardından ekonomik istikrarın bozulmak istendiğini  vurguladı.

Türkiye'nin istenildiği gibi yönetilmeye çalışıldığına dikkati çeken  Müezzinoğlu, bunun daha önce 1960 ile 1980 darbesinde, Özallı yıllarda ve 28  Şubat döneminde başarıldığının, AK Parti döneminde ise başarılamadığını bildirdi.

Anayasa değişikliğindeki tılsımın da burada olduğunu kaydeden  Müezzinoğlu, "Türkiye'nin kaderiyle biz istediğimiz zaman oynayabilecek miyiz?  Yani siyasi siyasi istikrarı istediğimiz zamam bozabilecek miyiz, bozamayacak  mıyız?" diye düşünenlere yeni sistemin engel olacağını belirtti.

"Düşünün ki Kılıçdaroğlu Başbakan ve Selahattin Demirtaş da Başbakan Yardımcısı..."

Bütün bu süreçlerde, esas hesabın siyasi istikrar olduğuna vurgu yapan  Bakan Müezzinoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"AK Parti döneminde hiç bozamadılar, bundan sonra da referandumdan  sonra da hiç bozamayacakları zemine gelecek. 7 Haziran seçimlerinde tam onların  istediği bir tablo oldu, tutmasa bile, hesap hatası çok büyük olsa bile, 'Biz  65'lik blokuz' diye havalar attılar. AK Parti'nin oylarını da alarak, yüzde  65'lerle birbirlerine başbakanlık hediye ettiler. Orada Sayın Bahçeli'nin duruşu yine devletten yana, miletten yana olmasaydı, düşünün ki o dönemde Sayın Kılıçdaroğlu başbakan ve Selahattin Demirtaş da başbakan yardımcısı... Türkiye bu  fırtınalardan nasıl çıkacaktı? Siyasi istikrar olmayınca ekonomik istikrar aynı  1999'da rahmetli Ecevit'in kurduğu siyasi yapı gibi bir tabloyla Türkiye bir  gecede yüzde 40 fakirleşen, faizleri binleri bulan ve binlerce, yüzbinlerce  yatırımcının, girişimcinin kepenk indirdiği bir süreç. O üst akıl böyle bir  Türkiye istiyor."

"Dolayısıyla bu anlamada süreç inşallah bundan sonra siyasi istikrarı  bozamayacakları bir yapıya gelecek." diyen Bakan Müezzinoğlu, değerlendirmelerini  şöyle sürdürdü:

"Hesap ekonomik değil, siyasi"

"Bu uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları da esasında bakın,  Yunanistan'ın krizi ile Türkiye'nin ekonomisine bakın. Türkiye'nin ekonomisi  bugün dinamikleri, ihracatı ve üretimiyle Yunanistan'ı 10'a değil 100'e katlar.  Ama onun puanı düşmez hatta yükselir. Niye? Burada hesap ekonomik değil, siyasi.  Siyasi istikrar bozulabilmeli, Türkiye'nin siyasi gücü yalnız Türkiye için değil,  80 milyon için değil, bölge için, mazlum ve mağdur milletler için anlamlı ve  değerli, BM'de 'Dünya 5'ten büyüktür' derken farklı bir anlam ve değeri var. Onun  için bu siyasi istikrarı bozmak gerekir. Bunun için de bir çok parametre  kullanılır, Fitch de bunlardan farklı değil.'"