Türkiye Cumhuriyet'i ilan ederken Almanya'da ne oluyordu? 1923'ün iki farklı yüzü

Türkiye Cumhuriyet'i ilan ederken Almanya'da ne oluyordu? 1923'ün iki farklı yüzü
Türkiye 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'i ilan ederken Almanya ekonomik ve siyasi krizlerle mücadele ediyordu. Peki o dönemde iki ülkenin durumu nasıldı ve Almanya'da neden Cumhuriyet Bayramı kutlanmıyor?

Türkiye, Cumhuriyet'in ilanının 103. yıl dönümünü kutluyor. 29 Ekim 1923'te Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde ilan edilen Cumhuriyet, Türkiye'nin yönetim biçimini belirleyen tarihi bir dönüm noktası oldu. Türkiye bağımsızlığını pekiştirip yeni bir döneme girerken Almanya, aynı günlerde ekonomik çöküş, siyasi çatışmalar ve yönetim krizleriyle mücadele ediyordu. Üstelik bugün Almanya'da, Türkiye'deki gibi bir Cumhuriyet Bayramı bulunmuyor.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, Türkiye'de ve yurt dışındaki Türk toplumu arasında her yıl çeşitli tören ve etkinliklerle kutlanıyor. Cumhuriyetin ilanının ilk yıl dönümü 1924'te özel törenlerle anılırken 29 Ekim, 1925 yılında çıkarılan kanunla resmen milli bayram ilan edildi. Almanya'daki Türkler için de ayrı bir anlam taşıyan bu tarih, iki ülkenin geçmişine bakıldığında dikkat çekici bir karşılaştırmayı ortaya çıkarıyor.

Türkiye Cumhuriyet'i hangi koşullarda ilan etti?

Türkiye'de 1923 yılı, Kurtuluş Savaşı'nın ardından yeni devlet düzeninin şekillendiği bir dönemdi. Mustafa Kemal Paşa liderliğinde kazanılan askeri başarıların ardından 1 Kasım 1922'de saltanat kaldırılmış, 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştı. Böylece Türkiye'nin bağımsızlığı ve egemenliği uluslararası alanda kabul edilmişti.

13 Ekim 1923'te Ankara'nın başkent olmasıyla yeni yönetimin merkezi de kesinleşti. Ancak iç siyasette hükümet kurma konusunda sorunlar yaşanıyordu. Meclis hükümeti sisteminde bakanların tek tek seçilmesi, yönetimde anlaşmazlıklara neden oluyordu.

Ekim ayının son günlerinde yaşanan hükümet bunalımı, yönetim sisteminin değiştirilmesi sürecini hızlandırdı. 29 Ekim 1923'te TBMM'de kabul edilen anayasa değişikliğiyle Cumhuriyet ilan edildi ve Mustafa Kemal Paşa ilk Cumhurbaşkanı seçildi. Ardından İsmet Paşa başkanlığında Cumhuriyet'in ilk hükümeti kuruldu.

Ancak siyasi bağımsızlığın kazanılması, ülkenin bütün sorunlarının çözüldüğü anlamına gelmiyordu. Yıllarca süren savaşlar üretimi azaltmış, nüfus kayıplarına yol açmış ve ekonomik imkanları zayıflatmıştı. Halkın büyük bölümü tarımla geçiniyor, sanayi yatırımları ve sermaye birikimi yetersiz kalıyordu.

Yeni Cumhuriyet'in önündeki en büyük görevlerden biri, savaşın yıprattığı ülkeyi ekonomik ve toplumsal açıdan yeniden ayağa kaldırmaktı.

Aynı gün Almanya'da hükümet krizi yaşanıyordu

Türkiye'nin Cumhuriyet'i ilan ettiği 29 Ekim 1923'te Almanya'nın gündemi çok farklıydı.

Almanya, Birinci Dünya Savaşı'ndan yenilgiyle ayrılmış, 1918'de imparatorluk yönetimi sona ermişti. 9 Kasım 1918'de cumhuriyet ilan edilmiş, 1919'da kabul edilen Weimar Anayasası ile parlamenter demokrasiye geçilmişti.

Ancak 1923 yılı, Weimar Cumhuriyeti'nin en ağır kriz dönemlerinden biri oldu.

Fransa ve Belçika, savaş tazminatları konusundaki anlaşmazlık nedeniyle 11 Ocak 1923'te Almanya'nın en önemli sanayi bölgelerinden Ruhr'u işgal etmişti. Alman hükümetinin işgale karşı başlattığı pasif direniş, üretimin aksamasına ve kamu harcamalarının artmasına yol açtı.

Alman markı hızla değer kaybetti. Fiyatlar sürekli yükselirken ücretler ve tasarruflar değerini yitiriyordu. Kasım 1923'te zirveye ulaşan hiper enflasyon, milyonlarca insanın ekonomik güvenliğini sarstı.

Siyasi alanda da durum farklı değildi. Komünist hareketler, ayrılıkçı girişimler ve aşırı sağcı örgütler cumhuriyet yönetimini tehdit ediyordu.

Hatta iki ülkenin tarihinde aynı güne denk gelen dikkat çekici bir gelişme yaşandı.

29 Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyet'i ilan ederken Almanya'da Saksonya eyalet hükümeti merkezi yönetimin müdahalesiyle görevden alındı. Sosyal Demokratlar ile Komünistlerden oluşan eyalet hükümeti, Cumhurbaşkanı Friedrich Ebert'in olağanüstü yetkilere dayanarak aldığı kararla ve ordunun desteğiyle görevden uzaklaştırıldı.

Almanya'daki siyasi gerilim bununla da sınırlı kalmadı. Türkiye'nin Cumhuriyet'i ilan etmesinden yalnızca 10 gün sonra, 8 Kasım 1923'te Adolf Hitler ve destekçileri Münih'te yönetimi ele geçirmeye yönelik bir darbe girişimi başlattı. Girişim 9 Kasım'da polis tarafından bastırıldı.

Peki hangi ülke daha ilerideydi?

1923 yılında Türkiye ile Almanya'nın koşulları karşılaştırıldığında siyasi ve ekonomik açıdan farklı sonuçlar ortaya çıkıyor.

Türkiye, Kurtuluş Savaşı'nı kazanmış ve Lozan Antlaşması'yla uluslararası konumunu güçlendirmişti. Almanya ise Birinci Dünya Savaşı'nın yenilgisini, ağır tazminat yükümlülüklerini ve topraklarının bir bölümündeki işgali aşmaya çalışıyordu.

Bu açıdan Türkiye, bağımsızlığını pekiştirme ve yeni siyasi düzenini kurma sürecinde önemli bir aşama kaydetmişti. Almanya ise mevcut cumhuriyet düzenini koruyabilmek için ciddi mücadele veriyordu.

Ancak ekonomik gelişmişlik açısından tablo tersine dönüyordu. Almanya, yaşadığı bütün krizlere rağmen güçlü bir sanayi altyapısına, fabrikalara ve gelişmiş üretim kapasitesine sahipti. Türkiye'de ise ekonomi ağırlıklı olarak tarıma dayanıyordu.

Demokratik haklar bakımından da önemli farklar vardı. Almanya'da kadınlar 1918'de seçme ve seçilme hakkını kazanmış, 1919 seçimlerinde parlamentoya kadın milletvekilleri girmişti. Türkiye'de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı 5 Aralık 1934'te tanındı.

Ayrıca Almanya'da çok partili parlamenter sistem uygulanırken Türkiye'de Cumhuriyet'in ilk yıllarında Cumhuriyet Halk Fırkası'nın egemen olduğu siyasi yapı bulunuyordu.

Dolayısıyla 1923'te Türkiye'nin siyasi bağımsızlık alanındaki başarısı, Almanya'dan ekonomik veya demokratik kurumlar bakımından daha ileride olduğu anlamına gelmiyordu. İki ülke farklı tarihsel sorunlarla karşı karşıyaydı.

Almanya'nın neden Cumhuriyet Bayramı yok?

Türkiye'de her yıl 29 Ekim'de Cumhuriyet'in ilanı kutlanırken Almanya'da cumhuriyetin kuruluşuna ayrılmış bir resmi bayram bulunmuyor.

Almanya'da cumhuriyetin ilan edildiği tarih 9 Kasım 1918 olarak kabul ediliyor. İmparator II. Wilhelm'in iktidardan uzaklaşmasıyla sonuçlanan devrim sırasında Philipp Scheidemann, Berlin'de cumhuriyeti ilan etmişti. Ancak 9 Kasım, Almanya'da resmî tatil değil.

Bu tarihin Alman tarihinde başka önemli ve acı olaylarla da bağlantısı bulunuyor. Nazi yönetiminin Yahudilere yönelik geniş çaplı saldırıları 9 Kasım 1938'de yaşanmış, Berlin Duvarı ise 9 Kasım 1989'da açılmıştı. Bu nedenle 9 Kasım, Almanya'da bir kutlama gününden çok tarihsel anma ve hatırlama günü niteliği taşıyor.

Bugünkü Almanya'nın milli bayramı ise 3 Ekim Alman Birliği Günü (Tag der Deutschen Einheit). Doğu ve Batı Almanya'nın 3 Ekim 1990'da yeniden birleşmesi nedeniyle bu tarih ülke genelinde resmî tatil olarak kutlanıyor.

Burada tarihsel bir ayrıntı da bulunuyor. Almanya'nın birleşmesinden önce, eski Doğu Almanya'da 7 Ekim, Cumhuriyet Günü (Tag der Republik) adıyla resmi bayramdı. Doğu Almanya'nın 7 Ekim 1949'daki kuruluşunu anmak için 1950'den itibaren kutlanan bu bayram, ülkenin 1990'da sona ermesiyle tarihe karıştı.

Böylece iki ülkenin milli bayramları arasındaki temel fark da ortaya çıkıyor. Türkiye, 29 Ekim'de cumhuriyet rejiminin ilanını kutlarken Almanya, 3 Ekim'de ülkenin yeniden birleşmesini kutluyor.

1923 yılının iki ülke açısından taşıdığı anlam ise farklıydı. Türkiye, Cumhuriyet'i ilan ederek yeni yönetim düzenini kurarken Almanya, beş yıl önce ilan ettiği cumhuriyeti ekonomik ve siyasi krizler karşısında ayakta tutmaya çalışıyordu.