'Türkiye bir toplama kampı değildir'
BRÜKSEL - Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, mevcut insani yardım mekanizmalarının yetersiz olduğunu belirterek, “Bugün bu (mülteci) çocuklar bütün insanlığın ortak problemi. Türkiye’de bu çocuklar misafir ediliyor diye dünyanın geri kalanı sadece para vererek bu sorumluluktan kurtulamaz. Türkiye bir toplama kampı değildir." dedi.
Çelik, Brüksel programı kapsamında AB Komisyonu'nun İnsani Yardım ve Kriz Yönetiminden Sorumlu Üyesi Christos Stylianides’le beraber “Acil Durumlarda Eğitim” başlıklı bir panelde konuştu.
Eğitim konusunun bütün politik konulardan daha önemli olduğunu belirten Çelik, Suriye krizinin başlamasıyla birlikte son derece dramatik bir göç olgusuyla, mülteci olgusuyla karşı karşıya kalındığını anımsattı.
Çelik, Suriye krizi başladığı andan itibaren yaşanan insani trajedinin sona ermediğini, Halep’te yaşanmakta olan insani trajedi neticesinde yeni göç dalgalarının ortaya çıktığını söyledi.
Slovakya nüfusunun yarısı kadar mülteci
Türkiye’de Suriye ve Irak’tan gelen toplam 3 milyon mülteci olduğuna dikkati çeken Bakan Çelik, şunları söyledi:
“Bunların 200 bini kamplarda yaşamaktadır. Kalan 2 milyon 800 bin kişi şehirlerimizde yaşamaktadır. Bu Slovakya nüfusunun yarısıdır. Yani AB’deki bir ülkenin nüfusunun yarısı kadar mülteci bizim topraklarımızda yaşamaktadır. Yine bizim en çok mülteci alan illerimizden bir tanesinin adı Kilis. 127 bin nüfusu olan Kilis 130 bin mülteciyi yani kendi nüfusundan daha fazla mülteciyi misafir etmektedir.”
"Onları sonsuza dek mülteci statüsünde tutamayız"
Çelik, mültecilere yardım edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Biz bu mültecilerin önüne bir umut ve şerefli bir hayat seçeneği koyamazsak, bunları ebediyen mülteci statüsünde tutmak insan haklarına aykırıdır. Onların ihtiyaçlarını karşılamalıyız. Ama, onları sonsuza dek mülteci statüsünde tutamayız. Asıl yapmamız gerekken onların daha iyi bir hayata kavuşması için imkanlar yaratmaktır.” diye konuştu.
Mülteci çocukların eğitimi
Özellikle mülteci çocukların eğitimleri meselesinin diğer konulardan daha önemli olduğunu söyleyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim ülkemizde 3 milyon mülteci var ve bunların 800 bini çocuk. Bizim bu 800 bin çocuğu eğitmemiz lazım. Eğer bunları eğitemezsek o zaman önümüze birinci olarak bu çocuklar bir kayıp nesil olarak gelir. Bu çocukların hepsini kaybederiz. İkinci olarak bu çocukların radikal akımların, aşırı akımların etkisine girmesine yol açar ve bu dünyanın önüne daha büyük güvenlik maliyeti olarak gelir. Çünkü bütün bu mülteci çocukların peşinde bir takım örgütler var. DEAŞ terör örgütü var, PKK terör örgüt var ve pek çok terör örgütü bu çocukları kendisine militan yapmak için gayret sarf ediyor. Bu çocukları takip ediyor.”
Avrupa'da kayıp 10 bin mülteci çocuk
Çelik, mülteci çocukların hayatlarına terör örgütleriyle beraber fuhuş ve organ mafyası tarafından da kast edildiğine dikkati çekerek, “AB’de yayınlanan resmi raporlara göre 10 bin mülteci çocuk kayıp. Şimdi ölümden kaçarak bize sığınmış, Avrupa’ya sığınmış çocukların kayıp olması diye bir şeyi kabul edemeyiz. Bu çocuklar teröristlerin eline mi düştü? Bu çocuklar fuhuş mafyasının eline mi düştüler? Organ mafyasının eline mi düştüler? Bu çocuklara bizim umutlu bir gelecek vermemiz gerekirken biz bu çocukları niye kaybettik. Bu soruyu kendi kendimize sormamız lazım.” değerlendirmesinde bulundu.
"Finlandiya’daki toplam öğrenci sayısı kadar Suriyeli çocuğu eğitiyoruz"
Türkiye’nin 22 kasım 2016 itibariyle 491 bin mülteci öğrencinin eğitime erişimini sağladığını vurgulayan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu rakam, Suriyeli öğrencilerin yüzde 59’una tekabül ediyor. Kalan yüzde 41’in eğitime ulaşması için daha çok gayret sarf etmemiz gerekiyor. Bu rakamın tam anlaşılması için yine bir AB ülkesinden örnek vereyim. Bu rakam Finlandiya’daki toplam öğrenci sayısıyla eşittir. Biz, Türkiye’de şu anda Finlandiya’daki toplam öğrenci sayısı kadar Suriyeli çocuğu eğitiyoruz. Ama bu bile rakamın yüzde 59’udur. Kalan yüzde 41 bu eğitim imkanına kavuşamamaktadır.“
Çelik, Türkiye’nin bu çocuklara Suriye meselesi sonuçlanıp ülkelerine dönecekleri beklentisiyle geçici eğitim merkezlerinde eğitim sağladığını anımsatarak, “Bundan sonrasında bu çocukları normal okullara alacağız. Bunların normal okullarda eğitim görmelerini sağlayacağız. Bu çocukların eğitim almalarının yanı sıra bunlar kaliteli bir hayat sürecekler Hem kendi kimliklerini koruyacaklar hem Türk eğitim sistemi içerisinde eğitim alacaklar. Geleceğe bunları hazırlayacağız.” diye konuştu.
"Türkiye bir toplama kampı değildir"
Mevcut insani yardım mekanizmalarının yetersiz olduğuna işaret eden Çelik, “Bugün bu çocuklar bütün insanlığın ortak problemi. Türkiye’de bu çocuklar misafir ediliyor diye dünyanın geri kalanı sadece para vererek bu sorumluluktan kurtulamaz. Türkiye bir toplama kampı değildir. Burada bu çocukların eğitilmesi konusunda, bu çocukların iyi iş imkanlarına sahip olması konusunda ortak ahlaki ve politik sorumluluğumuz var. Bizim insan olmamızla ilgilidir bu.” değerlendirmesinde bulundu.
Çelik, Avrupa’da bazı ülkelerin sınırlarını mültecilere kapatmasının insanlık için utanç verici bir manzara olduğuna dikkati çekerek, bu manzaranın bu çağda olmaması gerektiğini vurguladı.
"Bunun adı kültürel ırkçılıktır"
Çelik, mülteci kabul eden bazı ülkelerde “eğitimli olanları alalım, diğerlerini başka ülkelere bırakalım” anlayışı olduğunu belirterek, “Bunun adı kültürel ırkçılıktır. Yani siz bir doktoru ülkenize alacaksınız ama bir işçiyi kabul etmeyeceksiniz. Her insan, insan olarak kıymetlidir.” dedi.
Avrupa ülkelerinin birkaç yüz mülteci için referandum yapmaya kalktığını anımsatan Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:
“Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak bir gün içinde Suriye’den 100 bin kişiyi aldık. 100 bin kişi ölümden kaçıyorlardı, aldık. Açık kapı politikası uyguluyoruz. Sınırlarımızı açıyoruz. Suriye’den ve Irak’tan bize dönük terör saldırısı var. Biz bu terör saldırısıyla mücadele ediyoruz. Bu mültecilerin içine karışıp bizim şehirlerimizde terör eylemi yapmak isteyenler olduğunu biliyoruz ve ciddi terör saldırılarıyla uğraşıyoruz. Ama buna rağmen bu güvenlik riskini de göze alıyoruz ve bu insanları ölüme terk etmiyoruz.”
Yardım Gelene Kadar Çocuklar Emekli Olurlar
Ender DURUEL / BELÇİKA (DHA) AVRUPA Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Avrupa Birliği ile yapılan anlaşma çerçevesinde, Türkiye’ye söz verilen yardımlar gelene kadar, şu an ilkokul çağındaki Suriyeli çocukların emekli olacağını düşündüğünü dile getirdi.
"Yardım gelene kadar çocuklar emekli olurlar"
Çelik “Türkiye Cumhuriyeti, Suriyeli ve Iraklı mülteciler için yaklaşık 25 milyar dolar harcamıştır. AB’den Türkiye Milli Eğitim Bakanlığına şimdiye kadar 200 milyon avro geldi. 25 Milyar doların yanında bunlar çok küçük rakamlar. Bir de süreç yavaş işliyor. Sivil toplum kuruluşları projeler yapacak, projeleri yapan sivil toplum örgütlerine bu paralar aktarılacak, ondan sonra da Türkiye’de bu projeler hayata geçecek. Benim bu yardım mekanizmasıyla ilgili söylediğim şey şudur: Bu paralar gelene kadar, Türkiye’deki ilkokul çağındaki çocuklar emeklilik yaşına gelirler. Böyle bir yardım mekanizması olmaz, bu acil ve insani bir durumdur. Biz, bu çocukların bir an önce eğitilmesi için hızlı davranmak zorundayız. Aksi taktirde 5 yaşındaki çocuk, 50 yaşına geldiğinde, biz hala bu çocuklara gelecek insani yardım meselelerini konuşuyor olacağız. Şu anki insani yardım mekanizmaları yetersizdir” dedi.