Steve Jobs’un yıllar önceki uyarısı Alman otomotiv sektöründe gerçek oldu
1995 yılında verdiği bir televizyon röportajında Steve Jobs, “Şirketler büyüdükçe başarılarını tekrar etmek isterler. Sürecin sihirli olduğuna inanırlar, bu yüzden onu kurumsallaştırmaya çalışırlar. Ancak süreci sonuçla karıştırırlar” demişti. Apple’ın kurucusu bu sözleriyle, yıllar öncesinden, bugün Alman otomobil devlerini zora sokan hataya dikkat çekiyordu. Bu ifadeyi 8 Nisan’da LinkedIn’de kaleme alan kişi ise otomotiv sektörüne odaklanan danışman Philipp Raasch oldu.
Raasch, “Der Autopreneur” adlı bülteninde sektöre ilişkin gelişmeleri paylaşıyor. Daha önce Mercedes-Benz için de çalışmış olan danışman, markanın şu an işten çıkarmalar yaptığını hatırlatıyor. Sadece Mercedes değil, birçok üretici ve tedarikçi de düşen satışlarla mücadele ediyor. EY’nin hazırladığı bir araştırmaya göre, 2024 yılında Almanya’daki otomotiv sektöründe yaklaşık 19 bin istihdam kayboldu.
Alman otomotivinde süreç odaklılığın bedeli
Raasch, BuzzFeed News Deutschland’a yaptığı açıklamada Jobs’un IBM hakkındaki sözlerini hatırlatıyor: “IBM’in dünyadaki en iyi süreç çalışanları vardı ama içerikten koptular.” Ona göre bu tespit neredeyse kelimesi kelimesine bugün Alman otomotivine uyarlanabilir. “Alman otomotivinde süreçler amaç haline geldi” diyor Raasch. Var olan akışları mükemmelleştirmeye yoğunlaşıldığını, ama etkileyici ürünler yaratmayı unuttuklarını belirtiyor: “Şimdi bunun bedelini ödüyoruz.”
Uzman, süreçlere aşırı bağlılığın sadece durağan piyasalarda işe yaradığını söylüyor. Ancak bugün şartlar radikal biçimde değişmiş durumda. Elektrikli araçlar, otonom sürüş teknolojileri, ayrıca özellikle Almanya’nın güneybatısını etkileyecek olan yeni ABD gümrük tarifeleri sektör için büyük meydan okumalar. Raasch, “Bu koşullarda katı süreçler öldürücü oluyor. Biz süreçlerle boğuşurken rakipler ürün geliştiriyor” sözleriyle tabloyu özetliyor.
Toplantılar kültürü ve karar almayan yöneticiler
Raasch’a göre süreç bağımlılığının en bariz örneklerinden biri toplantılar. Yirmi kişinin katıldığı, sadece ikisinin konuştuğu ve sonunda hiçbir karar alınmayan görüşmeler “tam anlamıyla günlük rutin” haline gelmiş. Danışmana göre otomotiv şirketlerinde yalnızca “küçük bir kesim gerçek anlamda değer yaratıyor”. Çalışanların büyük kısmı bilgi toplayıp aktarıyor, ama kendisi hiçbir üretim yapmıyor.
“Verimsizlik kültürü geliştirdik” diyor Raasch. Bitmeyen toplantılar, her şeyin onaydan geçmek zorunda olduğu karmaşık kurullar, kendi alanlarını savunan yöneticiler… Bunlar şirketleri hantallaştırıyor. “Çalışanlar yalnızca küçük bir dişliden sorumlu, bu da büyük resmi görmeyi imkânsız hale getiriyor.”
En büyük sorunlardan birinin karar verilememesi olduğunu vurgulayan Raasch, “Her şey üst kademelere taşınıyor” diyor. Çalışanlar sadece hazırlık yapıyor ama hiçbir şeye doğrudan karar veremiyor. Fikirlerin katman katman hiyerarşiden geçmesi gerektiği için otomotiv şirketleri giderek yavaşlıyor. Raasch’a göre bu, hızın belirleyici olduğu bir dönemde sektörün en büyük zaafı.